Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan erken seçim tartışmalarına ilişkin "2027 Kasım'daki erken seçime biz müsaade etmeyiz. Oraya kadar geldikten sonra 2028 Mayıs'ını bekleriz" dedi. Çözüm sürecine dair de değerlendirmelerde bulunan Arıkan, sürecin çok yavaş ilerlediğini söyledi ve "Eğer gerçekten çözüm isteniyorsa, bu meselenin daha kararlı ve kapsayıcı bir yaklaşımla ele alınması gerekir" ifadelerini kullandı.
Sözcü TV'de soruları yanıtlayan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan Kürt sorununun çözümü için başlatılan sürece dair değerlendirmelerde bulunarak, "Süreç yalnızca terör ve özellikle de Öcalan üzerinden yürütüldü. Oysa sıkıyönetimler, darbeler, e-muhtıralar, faili meçhuller, KHK'lılar, Barış Akademisyenleri, Diyarbakır anneleri, Cumartesi anneleri gibi pek çok başlık da konuşulmalıydı. Bu mesele 86 milyonun "umut hakkı" olmalı. Kişiler üzerinden yürütülürse geniş bir toplumsal zemin bulamaz" diye konuştu.
Öcalan'ın statüsü tartışmalarına değinen Arıkan, "Bugün gelinen noktada statü tartışmaları başladı. Bu beni üzüyor. İktidar ortaklarının grup toplantıları üzerinden mesaj vermesi sağlıklı değil. Sayın Bahçeli'nin açıklamalarını daha çok AK Parti yönetimine mesaj olarak yorumluyorum; sürece daha güçlü sahip çıkmaları çağrısı olarak görüyorum. Eğer bir "umut hakkı" düzenlemesi olacaksa, bu Cumhurbaşkanı'nın yetkileri çerçevesinde çözülebilir. Daha önce Sayın Abdullah Gül, Sayın Ahmet Necdet Sezer ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu yetkileri kullandılar. Türkiye'nin gündemini bu kadar meşgul etmesi gereken bir konu olmamalı" ifadelerini kullandı.
"Biz ne Cumhur İttifakı'na destek oluyoruz ne de sürecin karşısındayız. Yanlış gördüğümüz noktaları dile getiriyoruz" diyen Arıkan, "Bugün bölgede yaşanan gelişmeler, İran-ABD gerilimi, Suriye'de süren istikrarsızlık, Doğu Akdeniz ve Ege'deki gelişmeler bu riskleri canlı tutuyor. Türkiye'nin böyle bir dönemde iç meselelerini çözememesi büyük bir zafiyet doğurur. Ancak süreç çok yavaş ilerliyor. İktidarın kamuoyu yoklamalarını dikkate alarak adım attığı izlenimi var" diye konuştu.
Arıkan, "Sayın Bahçeli bu konuda daha net ve oy kaygısından uzak bir duruş sergiliyor. Ancak AK Parti'nin daha temkinli, genel ifadelerle süreci yürüttüğü görülüyor. Eğer gerçekten çözüm isteniyorsa, bu meselenin daha kararlı ve kapsayıcı bir yaklaşımla ele alınması gerekir" dedi.
Sorunun Suriye boyutunun da görülmesi gerektiğini belirten Arıkan, "Fırat'ın doğusunda yaşananlar konusunda taraflar farklı şeyler söylüyor. Bir taraf katliam olduğunu, diğer taraf huzur geldiğini iddia ediyor. Ben o dönemde de söyledim: TBMM'den bir komisyon bölgeye gitmeli, inceleme yapmalı ve Meclis'e rapor sunmalı. Hadise silah bırakmanın ötesinde.
AKP seçmeninde sorgulama başladığını belirten Arıkan, "Partimize bir teveccüh olduğunu görüyorum. Yargıtay verilerine göre 2025'in ikinci altı ayında muhalefet partileri içinde en fazla üye kaydı yapan parti olduk. Şu anda 320 bin üyemiz var, hedefimiz 400 bin. Gerçekten sahada hareketlilik var. Muhalefet partileri açısından ortam son derece müsait" dedi.
Muhalefetin haklı olarak seçim istediğini ifade eden Arıkan, "Ben erken seçim olma ihtimali görmüyorum hiçbir şekilde. Yani 2027 Kasım'daki erken seçime de biz müsaade etmeyiz. Oraya kadar geldikten sonra 2028 Mayıs'ını bekleriz. Tabii şu anda herkeste şöyle bir algı oluştu: 2027'nin sonbaharında seçim olacak. İktidar da bunu söylemeye başladı. Ama o seçimi yapabilmek için 360'a ihtiyaç var. Şu anki tabloda bunu yakalayamazlar. Ama o güne kadar neler değişir, milletvekilleri nerelere gider" diye konuştu.