Türkiye genelinde enerji maliyetlerindeki artış ve daralan hane halkı bütçeleri, enerji yoksulluğu krizini her geçen gün daha da derinleştiriyor. Doğalgaz altyapısının ülkenin büyük bir bölümüne ulaşmasına rağmen, milyonlarca vatandaş yüksek faturaları ödeyemediği için geleneksel ve daha maliyetli ısınma yöntemlerine geri dönmek zorunda kalıyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, vatandaşların enerjiye erişimde yaşadığı devasa sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşımasıyla ortaya çıkan resmi veriler, tablonun vehametini gözler önüne serdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın, Gürer'in soru önergesine verdiği yanıtlar, yoksulluğun doğalgaz kullanımına nasıl engel olduğunu resmi rakamlarla kanıtladı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından paylaşılan 2025 yılı verileri, sosyal yardımlara muhtaç hane sayısındaki korkutucu artışı ortaya koydu. Bakan Alparslan Bayraktar'ın verdiği bilgilere göre, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) ve Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) koordinasyonunda devasa bir kömür dağıtım operasyonu gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın tespitleri doğrultusunda yapılan bu yardımlar, enerjiye erişemeyen hanelerin ayakta kalma çabasını yansıtıyor.
Bakanlığın açıkladığı ve enerji yoksulluğunu özetleyen o kritik veriler şu şekilde sıralandı:
Ortaya çıkan resmi verileri değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) hanehalkı büyüklüğü istatistiklerine dikkat çekerek çarpıcı bir hesaplama yaptı. Türkiye'de ortalama hane büyüklüğünün 3,11 kişi olduğu göz önüne alındığında, sadece sosyal yardım alan yaklaşık 3 milyon 528 bin kişinin, yani ülke nüfusunun yüzde 4'ünün doğalgaz yerine kömürle ısınmak zorunda kaldığı ortaya çıkıyor.
Gürer, altyapı yatırımlarının tek başına bir anlam ifade etmediğini vurgulayarak, "Her yere doğalgaz götürmek kadar, her hanenin doğalgaz kullanacak ekonomik güce sahip olmasını sağlamak da sosyal devletin görevidir. Gelir daralması ve ödeme güçlüğü, doğalgazın varlığına rağmen rahat kullanımına olanak vermemektedir. Emekli ve dar gelirli çok sayıda hane doğalgazı kısarak kullanmakta, insanlar adeta battaniye altında ısınmaya çalışmaktadır. Yoksulluğun yaygınlaşması, gelir gider dengesinin bozulması yurttaşları arayışa sürüklemekte ve bazı evlerde son yıllarda mecburen yeniden sobaya dönülmektedir" ifadelerini kullandı.
Enerji krizinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda altyapısal ve çevresel boyutları da bulunuyor. Ülke genelinde kırsal alanlarda, köy ve beldelerde yaşayan yaklaşık 5,5 milyon vatandaşın büyük bir bölümü doğalgaz altyapısından tamamen yoksun durumda. Bu nüfusun neredeyse tamamı zorunlu olarak odun ve kömür sobası kullanıyor.
Gürer, yeniden yaygınlaşan kömür kullanımının halk sağlığı üzerinde yaratacağı tahribata da dikkat çekerek yetkilileri uyardı. Kalitesiz kömür kullanımı ve yanlış yakım teknikleri nedeniyle hava kirliliğinin giderek arttığını belirten Gürer, "Ülke genelinde bazı illerde hava kalitesinde yaşanan ciddi bozulmalarda, zorunlu olarak artan kömür kullanımının etkisi acilen incelenmelidir. Ayrıca kış aylarında sıkça karşılaştığımız, can kayıplarına yol açan karbonmonoksit zehirlenmesi vakalarının temelinde de bu yoksulluk yatmaktadır" uyarısında bulundu. TÜİK verilerine göre Türkiye'de konutların yüzde 59,6'sının doğalgazı tercih ettiği bir ortamda, milyonlarca insanın bu haktan mahrum kalması ekonomik krizin en acı faturalarından biri olarak kayıtlara geçiyor.