Türkiye'yi yasa boğan ve ihmaller zinciri iddialarıyla uzun süre gündemde kalan Kartalkaya yangın faciasını araştırmak üzere kurulan TBMM Meclis Araştırması Komisyonu, çalışmalarını tamamlayarak raporunu yayımladı. Ancak "Facianın Tüm Boyutlarıyla Araştırılarak İlgili Kurum ve Kuruluşların Sorumluluklarının Tespit Edilmesi" amacıyla yola çıkan komisyonun ulaştığı sonuçlar, iktidar ve muhalefet hattında derin bir çatlağa yol açtı.
Komisyon raporunun ana omurgasını, Kültür ve Turizm Bakanlığının sorumluluk alanının daraltılması oluşturdu. Raporda, konaklama tesislerine turizm işletme belgesi verilebilmesinin ön şartının, belediyeler veya il özel idareleri gibi yetkili kurumlardan "işyeri açma ve çalışma ruhsatı" alınması olduğu vurgulandı.
Bakanlığın işleyişine adeta bir kalkan oluşturan metinde, turizm işletme belgesinin imar veya yangın güvenliği gibi teknik uygunlukları denetleyen bir belge olmadığı; aksine sadece bir "kalite ve nitelik belgesi" statüsü taşıdığı savunuldu. İşletme ruhsatının varlığının her şeyin mevzuata uygun olduğunun "karinesi" (varsayımı) kabul edildiği belirtilen raporda, yangın güvenliği, iş sağlığı ve genel denetim yükümlülüğü itfaiye teşkilatları ile yerel idarelerin omuzlarına bırakıldı.
Komisyonun bu yaklaşımına muhalefet cephesinden çok sert itirazlar yükseldi. Rapora kapsamlı bir şerh düşen CHP, olayın adli boyutundaki en kritik belgenin Meclis raporunda hasıraltı edildiğini savundu.
CHP'nin muhalefet şerhinde, savcılık tarafından görevlendirilen uzman bilirkişi heyetinin raporuna dikkat çekildi. Adli mütalaada açıkça, "Bakanlık yetkililerinin gerekli denetimleri zamanında ve gereği gibi yapmadıklarından dolayı olayın meydana gelmesinde birinci derecede etkili oldukları" tespitinin yer aldığı hatırlatıldı. CHP, bu hayati bilginin komisyon metnine yansıtılmamasını, "Bakanlığın sorumluluğunu örtbas etme ve yansıtmaktan kaçınma çabası" olarak nitelendirdi.
DEM Parti de komisyonun ulaştığı sonuçlara karşı çıkarak rapora şerh koydu. Bakanlığın rolünün basit, "teknik ve tali" bir denetim faaliyeti çerçevesine sıkıştırılmasına tepki gösteren DEM Parti temsilcileri, sistemik bir eleştiri getirdi.
DEM Parti'nin şerh metninde, "Turizm işletmelerinin ruhsatlandırılması, faaliyet izinleri ve güvenlik standartları bakımından nihai belirleyici otorite Kültür ve Turizm Bakanlığıdır. Mevzuatı belirleyen, eksikliklere rağmen faaliyet iznini sürdüren merkezi irade görmezden gelinmiş ve tüm sorumluluk yerel idarelerin omuzlarına yıkılmıştır" ifadeleri kullanılarak, sistemin en tepesindeki kurumun sorumluluktan muaf tutulamayacağı vurgulandı.
36'sı çocuk 78 kişinin hayatını kaybettiği facianın siyasi ve hukuki yankılarının, açıklanan bu tartışmalı Meclis raporu ve muhalefetin şerhleriyle birlikte önümüzdeki günlerde daha da alevlenmesi bekleniyor.