DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, katıldığı canlı yayında ABD'nin dış politikasını ve bölgedeki varlığını sert bir dille eleştirirken, Suriye'nin kuzeyindeki yapılanmalara ve bölge halkına tarihi bir çağrıda bulundu. Babacan, ABD'nin Afganistan'dan çekilme sürecinde yaşanan trajedileri örnek göstererek, benzer bir senaryonun Suriye'de de yaşanabileceğine dikkat çekti.
ABD'nin dış politika stratejilerinin güvenilmez olduğunu vurgulayan Babacan, Kabil Havaalanı'ndaki görüntüleri hatırlattı:
"Ben buradan Suriye'de yaşayan Kürtlere de seslenmek istiyorum. PYD, YPG, Amerika'nın desteği... Amerika, nasıl bir gün Afganistan'ı aniden terk etti, gitti. Kabil Havaalanı'ndan son havalanan askeri uçağın kanatlarına insanlar nasıl yapıştı? Tekerleklerine nasıl tutundu? O uçak havalandıktan sonra insanlar nasıl patır patır döküldü, öldü? Nasıl bir anda terk ettiler? Nasıl Afganistan'da insanları kendi hâlinde bıraktılar? Bunu unutmasınlar."
Babacan, ABD'nin bölgedeki varlığının kalıcı olmadığını ve konjonktürel çıkarlara dayandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"PYD/YPG de unutmasın. Belki onlara sempati besleyen Suriye'de yaşayan Kürtler de bunu unutmasın. Amerika bugün vardır. Yarın işine gelir, bir anda yok olur. Ama biz, bu coğrafyada yaşayan insanlar olarak hep yan yana olacağız."
Çözümün dış müdahalelerde değil, bölge halklarının kardeşliğinde olduğunu savunan Babacan, etnik ve mezhepsel ayrımlara karşı birlik mesajı verdi:
"Suriye'de yaşayan Kürtler de, Araplar da, Sünniler de, Aleviler de... Biz bu coğrafyanın insanlarıyız. Biz hep beraber olacağız. Onun için elin adamını şöyle bir ellerinin tersiyle itip; biz bu coğrafyanın insanları olarak, yüz yıllarca yıldır beraber yaşayan insanlar olarak, kendi coğrafyamızın kaderini kendimizin tespit etmesi gerekiyor."
ABD'nin "demokrasi" ve "insani değerler" söyleminin inandırıcılığını yitirdiğini belirten Babacan, Gazze örneğini vererek sözlerini şöyle tamamladı:
"Uzunca bir süredir Amerika Birleşik Devletleri'nin dış politikası; demokrasiymiş, insani değerlermiş, bunları bir kenara bıraktılar. Böyle bir dertleri yok. Bir insanlık dertleri olsa, Gazze'de yapılan o zulme, o insanlık suçuna, savaş suçuna karşı dururlardı. İşlerine ne geliyorsa o."