Büyük Kulüp'ün kendine özgü atmosferinde sanatseverlerle buluşan sergi, farklı disiplinlerde üreten sanatçıların iç dünyalarından süzülen izleri görünür kılıyor. Resim ve fotoğrafın iki ayrı anlatı dili olarak yan yana durduğu sergide, sezgi ile tanıklık iç içe geçiyor. Renk, ışık ve imge; sözcüklere sığmayan bir anlatı alanı açıyor.
Sergide yer alan her eser, izleyici için bir durak niteliği taşıyor. Acele etmeden bakmaya, durmaya ve düşünmeye çağıran çalışmalar; görmenin ötesine geçerek anlamla kurulan kişisel ilişkiyi ön plana çıkarıyor. Çünkü bu sergide bakmak, yalnızca görmek değil; kimi zaman anlamaya yaklaşmak, kimi zaman ise bilinçli bir şekilde anlamdan geri durmak anlamına geliyor.

Renkler ve imgeler, izleyenin kendi hafızasıyla temas ediyor. Geçmiş, şimdi ve iç ses aynı anda konuşmaya başlarken, her izleyici sergiyle kendi kişisel anlatısını kuruyor. Ortaya çıkan deneyim, yalnızca sanat eserleriyle değil, izleyicinin kendi duygusal belleğiyle de şekilleniyor.
Serginin merkezinde yer alan "katharsis" kavramı, yalnızca bir arınma hâlini değil; bir fark ediş sürecini de temsil ediyor. İzleyici, baktıkça kendine yaklaşıyor; kendine yaklaştıkça hafifliyor. Sanat, bu noktada bir ifade biçimi olmaktan çıkarak bir varoluş alanına dönüşüyor.
Her eser bireysel bir deneyimden doğsa da, ortak bir insan hâline dokunuyor. Duygu biçimle karşılaşıyor, biçim sessizlikle tamamlanıyor. Sergi, farklı bakışların bir araya geldiği; her sessizliğin yeni bir anlam ürettiği kolektif bir buluşma alanı sunuyor.

Bu sergi; kendi duygularının izini sürmek, iç sesini dinlemek ve sanat aracılığıyla kendine bir alan açmak isteyen herkes için açık bir çağrı niteliği taşıyor.