gazeteci Gizem Fidan'ın sorularını yanıtlayan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, iç ve dış gündeme dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Babacan, ekonomiden Suriye'deki gelişmelere, MHP lideri Devlet Bahçeli ile Abdullah Öcalan arasındaki iletişimden muhalefetin durumuna kadar birçok başlıkta dikkat çeken mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin uygulanmaya başlandığı 2018 yılından bu yana ekonominin kötüye gittiğini savunan Babacan, iktidarın seçim stratejisine dair öngörüsünü paylaştı. İktidarın kısa vadeli hamlelerle bir seçim atmosferi yaratabileceğini belirten Babacan, şu ifadeleri kullandı:
"Sekiz yıldır kötü olan ekonomiyi; asgari ücrete zam, emekliye zam ve kredi musluklarını açarak, son altı ayda estirecekleri bir 'yalancı bahar' rüzgarıyla seçime götürmeyi tercih edebilirler. Ancak bu bir yalancı bahar olur. Saman alevi gibi parlar ve geri söner."
Suriye sahasındaki son gelişmelerin Türkiye'nin ulusal çıkarları açısından olumlu olduğunu vurgulayan Babacan, iktidarın kullandığı dile karşı uyarılarda bulundu. "Türkiye kazandı, Kürtler yenildi" şeklindeki bir psikolojinin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken DEVA lideri, şunları kaydetti:
"Terör yenildiyse tamam. Ama şu andaki iktidarın özensiz dili, özellikle sosyal medya ve üçüncü kanallar üzerinden 'Erdoğan'ın zaferi' diye vermek istediği mesaj; başta kendi Kürt vatandaşlarımız olmak üzere Suriye ve Irak'taki Kürtleri de rencide edebilir. Kendi vatandaşlarımızda duygusal kopuşa sebep olacak bir söylemden kaçınmalıyız."
Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişteki "Kobani düştü, düşecek" sözlerinin de büyük bir duygusal kopuşa neden olduğunu hatırlattı.
Abdullah Öcalan'ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye özel dokunmuş bir kilim hediye etmesi konusunu da değerlendiren Babacan, bu tür sembolik adımları olumlu karşıladığını belirtti.
Toplumsal gerginliğin azaltılması adına jestlerin önemli olduğunu ifade eden Babacan, "Bölgede bu kadar çatışma varken, Türkiye içerisinde hediyeleşme ve jestler güzel şeylerdir. Bahçeli ile Öcalan arasında epey zamandır farklı bir iletişim var. Ben o iletişimin sokağa ve topluma yansımasına bakarım. İnsanların birbirine daha ılımlı bakmasını sağlıyorsa bunun bir zararı yok" değerlendirmesinde bulundu.
Dış politikadaki lokal başarıların Türkiye'nin kazancı olduğunu ancak bunun içerdeki sorunları unutturmaması gerektiğini vurgulayan Babacan, "Suriye başarısıyla hukuksuzluğu, adaletsizliği ve yaygın yoksulluğu örtemezsiniz. Suriye'de iyi şeyler olsun ama kendi memleketimizde de hukuk ve adalet olsun" diye konuştu.
Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) konusuna da değinen Babacan, devlet yönetiminde şahsi öfkelerin yer almaması gerektiğini belirterek, "Cezada adalet, infazda eşitlik" ilkesine vurgu yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "One Minute" krizinden sonra protesto ettiği Davos Zirvesi'ne yeniden katılıp katılmayacağı sorusunu yanıtlayan Babacan, Erdoğan'ın dış politikada "U dönüşleri" yapabildiğini hatırlattı.
Babacan, "Bir daha katılmayacağım dedi ama bakarsınız gelecek yıl katılabilir" derken, kendi bakanlığı dönemindeki ekonomik güce atıfta bulundu. Babacan, "O dönem Türk ekonomisi güçlü, havamız yerindeydi. O güce dayanarak dünyaya meydan okuyan bir tavır sergilenebiliyordu. Bugün Davos'ta olmanın ne faydası olur emin değilim, çünkü Davos da eski Davos değil" dedi.
Muhalefet dinamiklerini de ele alan Babacan, AK Parti tabanını ve parti içindeki "vicdan sahibi" kesimleri en çok DEVA Partisi ve Yeni Yol Grubu'nun etkilediğini savundu.
CHP'nin iktidar için "elverişli bir düşman" olduğunu öne süren Babacan, "Bakanlar, 'CHP, CHP'liğini yapıyor' deyip geçiyorlar. Ancak bizim muhalefetimizin AK Parti tabanında etkisi büyük. Tayyip Bey'in siyaset tarzında hep bir karşı taraf olması gerekiyor. 'Karşıtım olacaksa CHP olsun, diğerlerini zayıflatayım' stratejisi izliyor" ifadelerini kullandı.