İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), "Türkiye: Erdoğan'ın en güçlü rakibi hakim karşısında" isimli İBB davasını incelediği raporda, "Türkiye'de siyasi saiklerle açılmış diğer davalarda olduğu gibi, dosyadaki delillerin büyük bölümü savunma avukatlarından kimlikleri gizlenen 15 'gizli tanık' ile davada, olası bir ceza indirimi karşılığında ifade vermeyi kabul eden 76 sanık arasından kişilerin beyanlarına dayanıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre, bu tür delillere dayanılmasının yanı sıra savcılar ile Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından İmamoğlu ve partisi hakkında yapılan önyargılı açıklamalar, İmamoğlu'nun adil yargılanma hakkını zedeliyor" ifadeleri kullanıldı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), "Türkiye: Erdoğan'ın en güçlü rakibi hakim karşısında" isimli raporunda İBB davasını inceledi. Raporda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmanın, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun siyasi yükselişte olduğu döneme denk getirildiği ifade edildi. Raporda, "İmamoğlu'na karşı açılan davaların yanı sıra, parti yönetiminin seçildiği CHP kurultaylarının geçerliliğine ilişkin yargı süreçleri başlatıldı; İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturması kapsamında İstanbul'un diğer ilçelerindeki ve Adana ile Antalya gibi büyük şehirlerdeki CHP'li belediye başkanları da tutuklanıp görevden alındı. Bu hamleler, partinin iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi–Milliyetçi Hareket Partisi (AKP-MHP) ittifakına karşı gelecekteki cumhurbaşkanlığı, parlamento ve yerel seçimlerde etkili bir muhalefet yürütmesini zorlaştırıyor" ifadelerine yer verildi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yaptığı açıklamada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye'nin ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun, 9 Mart 2026'da "siyasi saiklerle açılmış toplu bir yolsuzluk davasının" baş sanığı olarak hâkim karşısına çıkacağını belirtti.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, hükümetin İmamoğlu ve CHP'ye karşı yaptığı hamlelerin sıralandığı bir kronoloji yayımladı. Raporda, yayımladıkları kronolojinin İmamoğlu'nu hedef alan davaların siyasi saiklerle açıldığı yönündeki kaygıları haklı çıkardığı ifade edildi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün hazırladığı raporda, İBB davasındaki gizli tanıklara dair, "Türkiye'de siyasi saiklerle açılmış diğer davalarda olduğu gibi, dosyadaki delillerin büyük bölümü savunma avukatlarından kimlikleri gizlenen 15 'gizli tanık' ile davada, olası bir ceza indirimi karşılığında ifade vermeyi kabul eden 76 sanık arasından kişilerin beyanlarına dayanıyor" ifadeleri kullanıldı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre, gizli tanıkların ifadesine dayanan delillerin yanı sıra savcılar ile Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından İmamoğlu ve partisi hakkında yapılan önyargılı açıklamalar, İmamoğlu'nun adil yargılanma hakkını zedeliyor. Raporda ayrıca, "İmamoğlu'nun savunma avukatının da davada sanık olarak tutuklanması, sanık sayısının çokluğu ve yargılama sürecinin karmaşıklığı da adil yargılanma hakkına ilişkin ciddi kaygılar doğuruyor" denildi.
Raporda, 2024 yerel seçimlerinde CHP'nin uzun bir aradan sonra 1. parti olması hatırlatılırken, "CHP'ye yönelik soruşturmalar, Adalet Bakan Yardımcısı Akın Gürlek'in Ekim 2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanmasının ardından İstanbul'da başladı. İmamoğlu'na yönelik soruşturmaların tamamlanmasının ardından Gürlek, 10 Şubat 2026'da Adalet Bakanı olarak atandı. İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre, Gürlek'in peş peşe gelen bu atamaları, Türkiye'de hükümetin savcı ve hâkim atamaları ile yargı kararları üzerindeki etkisini açık biçimde ortaya koyuyor" ifadeleri kullanıldı.
"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma, İmamoğlu'nun siyasette yükselişe geçtiği döneme denk geldiği" ifade edilen raporda, İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıkladığı günün ertesi savcılığın İmamoğlu'na karşı "diploma davası" başlattığı hatırlatıldı.
Raporda, CHP'lilerin İmamoğlu'nun adaylığını oylayacağı güne dört gün kala diplomanın iptal edildiği, 23 Mart günü, organize suç ve yolsuzluk şüphesiyle tutuklandığı, 4 Şubat'ta da casusluk suçlamasıyla hakkında iddianame düzenlendiği hatırlatıldı.
Roporun sonunda şu değerlendirmeye yer verildi:
"İmamoğlu'na karşı açılan davaların yanı sıra, parti yönetiminin seçildiği CHP kurultaylarının geçerliliğine ilişkin yargı süreçleri başlatıldı; İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturması kapsamında İstanbul'un diğer ilçelerindeki ve Adana ile Antalya gibi büyük şehirlerdeki CHP'li belediye başkanları da tutuklanıp görevden alındı. Bu hamleler, partinin iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi–Milliyetçi Hareket Partisi (AKP-MHP) ittifakına karşı gelecekteki cumhurbaşkanlığı, parlamento ve yerel seçimlerde etkili bir muhalefet yürütmesini zorlaştırıyor.
Bu tablo, İmamoğlu ve diğer seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasının ve haklarında yürütülen ceza soruşturmaları ile davaların meşru olmayan bir amaca hizmet ettiğine güçlü biçimde işaret ediyor. Bu durum, devletlerin haklara getirilen kısıtlamaları amaçları dışında kullanmasını yasaklayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18. maddesindeki güvencelerle bağdaşmıyor. Davalar ayrıca Türkiye makamlarının siyasi katılım, ifade özgürlüğü ve adil yargılanma haklarına müdahalesine ilişkin de kaygı doğuruyor.
Muhalif olarak görülen bağımsız haber kanalları, İmamoğlu'nun gözaltına alınması ve muhalefete yönelik baskılara ilişkin eleştirel haberleri nedeniyle para cezaları ve yayın yasaklarıyla karşı karşıya kaldı; haklarında soruşturmalar açıldı ve bazı gazeteciler gözaltına alındı veya tutuklandı."