Menü TURKHABER
Tarih: 21.03.2026 14:11
İran savaşı Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

İran savaşı Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

Facebook Twitter Linked-in

İran'daki savaşın uzaması, enerji arzında benzeri görülmemiş bir küresel krize yol açma riski taşıyor. Böyle bir senaryonun er ya da geç dünya ekonomisinin her köşesini etkileyeceği değerlendirilirken, bazı ülkelerin bu şoka çok daha açık olduğu ya da etkileriyle başa çıkma kapasitesinin daha sınırlı olduğu ifade ediliyor. 

Reuters'ın haberine göre ekonomistler ve piyasa uzmanları, özellikle enerji ithalatına bağımlı, sanayi üretimi yüksek, dış finansman ihtiyacı fazla ve son yıllarda ekonomik kırılganlık yaşamış ülkelerin bu süreçte daha yakından izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Gözler önce G7'nin büyük ekonomilerinde

İlk bakılması gereken yerin Avrupa olduğu belirtilirken, bölgede yeni bir enerji fiyat şoku, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından yaşanan ekonomik sarsıntının acı hatıralarını yeniden gündeme getiriyor. O dönemde Avrupa'nın enerji ithalatına olan bağımlılığı açık biçimde ortaya çıkmış, enerji maliyetlerindeki sert artış enflasyonu çift haneye taşımıştı. 

Almanya

Almanya, sanayi ağırlıklı ekonomik yapısı nedeniyle daha pahalı enerjiye karşı en hassas ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Ülkenin imalat sanayi faaliyeti, 2022'den bu yana ilk kez daralmayı ancak durdurabilmiş durumda. Bu nedenle yeni bir enerji şoku, zaten kırılgan seyreden toparlanmayı yeniden sekteye uğratabilir.

Almanya'nın ihracata dayalı yapısı da başka bir risk unsuru olarak görülüyor. Küresel ekonomide yaşanacak olası bir yavaşlama, Alman sanayisinin dış talep tarafında ek baskı hissetmesine yol açabilir. Geçen yıl açıklanan büyük ölçekli mali teşvik programının etkinin bir bölümünü hafifletmesi bekleniyor. Ancak önümüzdeki yıllarda bütçede ortaya çıkması beklenen açıklar nedeniyle, hükümetin ilave destek sağlama alanının sınırlı olduğu ifade ediliyor.

İtalya

İtalya da büyük imalat sanayisine sahip ekonomiler arasında yer alıyor ve enerji fiyatlarındaki yükselişe karşı hassas kabul ediliyor. Ayrıca ülkede petrol ve doğal gazın birincil enerji tüketimindeki payı, Avrupa'daki birçok ülkeye kıyasla daha yüksek seviyede bulunuyor. Bu durum, enerji maliyetlerindeki artışın üretim, tüketim ve enflasyon üzerinde daha güçlü etki yaratabileceği anlamına geliyor.

Britanya

Britanya ekonomisi açısından temel risklerden biri, elektrik üretiminin diğer büyük Avrupa ekonomilerine kıyasla daha fazla gaz santrallerine dayanması. Ülkede doğal gaz fiyatları çoğu zaman elektrik fiyatlarını belirleyen ana unsur olduğundan, savaşın başlamasından bu yana gaz fiyatlarındaki yükselişin petrol fiyatlarından bile hızlı olması dikkat çekiyor.

Enerji fiyat tavanı uygulaması ilk aşamada enflasyon üzerindeki etkinin bir kısmını yumuşatabilir. Ancak esas riskin, fiyat baskıları nedeniyle faiz oranlarının yeniden artırılması olduğu belirtiliyor. Böyle bir durumda Britanya, zaten yükselen işsizliğin yaşandığı bir dönemde G7 ülkeleri içinde en yüksek borçlanma maliyetlerine en uzun süre maruz kalan ekonomi olabilir. Bütçe üzerindeki baskılar ve tahvil piyasasındaki hassasiyet nedeniyle, hükümetin hanehalkı ve şirketlere güçlü destek paketleri sunma alanı da daralmış durumda. 

Japonya da doğrudan hedefteki ekonomilerden

Japonya da çatışmanın ekonomik etkilerine en açık ülkeler arasında gösteriliyor. Ülke, petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 95'ini Orta Doğu'dan karşılıyor ve bunun neredeyse yüzde 90'ı Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Bu nedenle boğazda yaşanabilecek herhangi bir aksama, Japonya açısından ciddi arz ve fiyat riski anlamına geliyor.

Bu gelişmeler, zaten zayıf yenin etkisiyle artan enflasyonist baskıların üzerine ekleniyor. Japonya'nın hammadde ithalatına yüksek derecede bağımlı olması, enerji fiyatlarındaki yükselişin gıda ve günlük temel tüketim malları fiyatlarına daha hızlı yansımasına neden oluyor.

Körfez bölgesine doğrudan darbe

Savaşın merkezine yakın olan Körfez bölgesi ekonomileri de kaçınılmaz olarak doğrudan ekonomik darbe alıyor. Bazı tahminler, bölge ekonomilerinin bu yıl küçülebileceğine işaret ediyor. Bu durum, savaş öncesinde bölge için öngörülen güçlü büyüme beklentilerinin tersine dönmesi anlamına geliyor.

Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki sert artış ilk bakışta bölge için olumlu gibi görünse de, Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanması halinde bunun faydasının sınırlı kalacağı belirtiliyor. Özellikle Kuveyt, Katar ve Bahreyn gibi ülkeler, hidrokarbonlarını uluslararası pazarlara ulaştıramamaları halinde çok ciddi gelir kaybıyla karşı karşıya kalabilir.

Çatışmanın ayrıca, yabancı işçilerin ülkelerine gönderdiği para transferlerini de olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Söz konusu işçi dövizleri, her yıl yerel ekonomilere on milyarlarca dolarlık katkı sağlıyor ve bu akışta yaşanacak bozulma iç talep ile finansal denge üzerinde baskı yaratabilir.

Hindistan

Hindistan, İran savaşının ekonomik etkilerine açık büyük ekonomiler arasında yer alıyor. Ülke, ham petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 90'ını ve sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ihtiyacının neredeyse yarısını ithalat yoluyla karşılıyor. Bu petrolün yaklaşık yarısının ve LPG'nin daha da büyük bir bölümünün Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması, ülkeyi kritik bir lojistik ve enerji güvenliği riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

Ekonomistler, artan enerji maliyetleri nedeniyle Hindistan'ın büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etmeye başladı. Ülke para birimi rupi de rekor düşük seviyelere gerilemiş durumda. Enerji fiyatlarındaki sıçrama günlük yaşamı da doğrudan etkilemeye başladı. Hindistan'da restoranlar ve ev mutfaklarında sıcak yemek ve içeceklerin menülerden çıkarılmaya başlandığı, samosa, dosa ve çay gibi yaygın tüketilen ürünlerin bile doğal gaz fiyatlarındaki artış nedeniyle gayriresmî biçimde rasyonlandığı belirtiliyor.

Türkiye: Jeopolitik risk ve finansal baskı bir arada

İran ile sınırı bulunan Türkiye, hem jeopolitik hem ekonomik açıdan risk altında görülüyor. Olası bir mülteci akını ve artan bölgesel belirsizlik, ülke üzerindeki baskıyı artırabilecek unsurlar arasında sayılıyor.

Bununla birlikte, şu ana kadar ana ekonomik etkinin özellikle merkez bankası üzerinde hissedildiği belirtiliyor. Reuters'a göre Türkiye'nin, geçmiş enflasyon krizlerini hatırlatan bir tabloyla yeniden karşı karşıya kaldığı değerlendiriliyor. Merkez Bankası, bir yıl içinde ikinci kez faiz indirim sürecini durdurmak zorunda kalırken, Türk lirasını desteklemek amacıyla rezervlerden 23 milyar dolara kadar satış yaptığı ifade ediliyor.

Uzmanlar, son yıllarda tam ölçekli ekonomik kriz yaşamış ya da bunun eşiğinden dönmüş bazı ülkelerin savaşın uzaması halinde çok daha sert darbe alabileceğini belirtiyor.

Uzmanlara göre İran'daki savaşın uzaması halinde enerji arzındaki bozulma, yalnızca petrol ve gaz fiyatlarını yükseltmekle kalmayacak; enflasyon, büyüme, kamu maliyesi, para politikası ve dış ticaret üzerinde de geniş çaplı baskı yaratacak. Etkinin zaman içinde dünya ekonomisinin her köşesine yayılması beklenirken, enerjiye dışa bağımlılığı yüksek, döviz ihtiyacı fazla ve ekonomik tamponları zayıf olan ülkelerin ilk etapta daha sert etkilenmesi bekleniyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —
G-DT9JLG88B3