İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) bugün yaptığı açıklamada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davasını izlemek isteyen avukatların, gazetecilerin ve genel kamuoyunun erişimine keyfi kısıtlamalar getirildiğini belirtti.
İmamoğlu ile birlikte aralarında belediye görevlileri ve iş insanlarının da bulunduğu 406 sanık, 9 Mart 2026'dan bu yana yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanıyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, son duruşmalarda yaşanan tartışmaların ardından erişim kısıtlamalarını artırdı. T24'ün de takip ettiği duruşmalarda, oturma düzeni nedeniyle mahkeme heyeti ile avukatlar, gazeteciler ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) mensupları arasında zaman zaman gerginlikler yaşandı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya Direktör Yardımcısı Benjamin Ward, "Adaletin yalnızca tecelli etmesi değil, tecelli ettiğinin görülmesi de gerekir. Bu temel ilke, özellikle de seçilmiş yetkililer yargılanırken ve yargılama kamuoyunu bu denli yakından ilgilendirirken, gazetecilerin, avukatların ve kamuoyunun duruşmalara erişimini gerekli kılar," dedi.
Ward, "Duruşma salonu çok büyük; içeride çok fazla boş alan var. Bu alan, davayı izleyen gazetecilerin yargılamayı sağlıklı biçimde takip edebilmesi için kullanılabilir ve kullanılmalıdır," şeklinde konuştu.
Ward, "Bu davaya erişime getirilen keyfi kısıtlamalar, yargılamaya duyulan güveni sarsıyor ve adaletin hem Türkiye hukuku hem de uluslararası hukuk uyarınca aleni yürütülmesi zorunluluğunu ihlal ediyor," dedi. Ward, "Yetkililer, kamuoyunun dava hakkında bilgi edinme hakkını sınırlamak yerine, gazetecilerin yargılamayı eksiksiz biçimde takip edip haberleştirmesine imkan tanımalı ve kamuoyunun duruşmaya erişimini güvence altına almalı," ifadelerini kullandı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün sayfasında yer alan İBB davasıyla ilgili değerlendirmede yaşananlar aynen şöyle aktarıldı:
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kısıtlamaları artırma yönündeki kararları, İnsan Hakları İzleme Örgütü temsilcilerinin de izlediği ve oturma düzeni nedeniyle mahkeme ile avukatlar, gazeteciler ve İmamoğlu'nun seçildiği ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) siyasetçiler arasında tartışmaların yaşandığı birkaç gergin duruşmanın ardından alındı.
İmamoğlu ile birlikte yargılanan sanıklardan ikisi olan CHP'li Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın, 23 Mart'ta başlayan hafta içinde savunmalarını yapmaları bekleniyor. İddianamede, her iki belediye başkanı da İmamoğlu'nun liderliğini yaptığı iddia edilen bir suç örgütünün üyesi olmakla suçlanıyor; Şahan ise "özel vasfa haiz üye" olarak niteleniyor. Mahkemenin giriş kısıtlamaları sürerse, kamuoyunun bu duruşmaları izlemesine izin verilmeyecek.
Duruşmalar kent merkezine 70 kilometre mesafedeki İstanbul'un en uzak ilçesi Silivri'de bulunan Marmara Cezaevi yerleşkesindeki mahkeme salonunda yapılıyor. Mahkeme salonu dışındaki güvenlik önlemleri sıkı tutuluyor; cezaevi yerleşkesinin otoparkına ve duruşma salonlarının bulunduğu binaya girişlerde yoğun jandarma varlığı, bariyerler ve kimlik kontrolleri dikkat çekiyor.
Mahkeme salonunun kendisi bir spor salonu büyüklüğünde. Salonun bir ucunda hakimler ile savcı oturuyor; onların önünde, jandarmaların çevrelediği tutuklu 107 sanık yer alıyor. Onların arkasında tutuksuz yargılanan sanıklar için, yanlardaki yükseltilmiş sıralarda avukatlar için, en arkadaki küçük bir bölmede ise izleyiciler ve medya mensupları için oturma yerleri bulunuyor.
16 Mart'ta, avukat da olan ve duruşmayı izleyen Cumhuriyet Halk Partisi'nden üç milletvekili, mahkeme başkanının ön taraftaki avukat sıralarından salonun arka tarafına geçmeleri yönündeki talimatına uymayı reddedince, mahkeme başkanı duruşmayı başlamadan erteledi.
Mahkeme, aynı günün ilerleyen saatlerinde yayımladığı yazılı kararla, mahkeme salonuna yalnızca sanıkların, her sanığın en fazla üç avukatının, bir yakınının ve medya mensuplarının alınacağını, bunların dışında kimsenin salona alınmayacağını duyurdu. Sanıkların vekilliğini üstlenmeyen, ancak yargılamayı izlemek isteyen avukatların da salona alınmayacağı belirtildi.
17 ve 18 Mart'taki duruşmalar, güvenlik önlemlerinin artırıldığı ve kamuoyunun duruşmaları izleme imkanının daha da sınırlandığı koşullarda yapıldı. Sanık yakınlarının tamamı salonun arka tarafına oturtuldu; yanlarda avukatlar için ayrılmış çok sayıda sıra ise boş bırakıldı. Mahkemeyle yapılan görüşmenin ardından bazı CHP milletvekillerinin salonun arka bölümüne girmesine izin verildi. 18 Mart'taki ek görüşmeler sonucunda daha fazla sayıda sanık yakınıyla birlikte muhalefet partisi destekçileri ve görevlileri de içeri alındı. Ancak genel kamuoyuna ve sanıkların vekilliğini üstlenmeyen avukatlara erişim izni verilmedi.
12 Mart'ta, gazeteciler avukatlar için ayrılmış sıralardan salonun arka köşesine geçmeleri yönündeki talimata uymayınca, mahkeme başkanı duruşmayı erken bitirmişti. Bir gazetecinin, İmamoğlu mahkeme salonundan çıkarken ona soru sormasının ardından, gazetecilerin duruşmaları artık yalnızca salonun arka köşesinden izlemesine izin veriliyor. "Kör nokta" olarak tanımladıkları bu yerden duruşmanın tamamını görüp duymanın güç olduğunu belirten gazeteciler, dilekçe yazarak yeniden boş kalan yan sıralara alınmalarını talep ettiler.
Gazeteciler salonun arka köşesinde oturtulduklarında, sanık bölümündeki kişilerin ancak hoparlörlerden duyulabilen ve iki büyük video ekranına yansıyan ifadelerini takip edebiliyor; bunun dışında salonda söylenenleri duymaları zorlaşıyor. Sanıklarla hakimler arasında mikrofon dışında geçen konuşmalar ise salonun arka köşesinden hiç duyulmuyor.
Türkiye makamları, son bir yılda, İmamoğlu ile diğer CHP'li belediye başkanlarına yönelik soruşturmalar ve davalar ile partinin yönetimini görevden uzaklaştırmayı amaçlayan davalara ilişkin eleştirel haberler yapan gazetecileri hedef aldı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre gazeteciler, mahkemedeki tüm gelişmeler hakkında kamuoyunu gereksiz sınırlamalarla karşılaşmadan bilgilendirebilmeli.
Türkiye Anayasası uyarınca ve uluslararası hukukun güvence altına aldığı adil yargılanma hakkının bir unsuru olan aleni duruşma ilkesi gereği, duruşmalar halka açıktır. Bir duruşmanın bir bölümünün ya da tamamının kapalı yapılmasına ancak bunun genel ahlak veya kamu güvenliği bakımından kesin olarak gerekli olduğu durumlarda karar verilebilir. Anayasa Mahkemesi de 2023'te verdiği bir kararda, aleni yargılamanın anayasal bir zorunluluk olduğunu ve Anayasa'da öngörülen koşullar oluşmadıkça duruşmalara kısıtlama getirilemeyeceğini hükme bağlar.
Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi, "adil ve aleni bir duruşma" hakkını da içeren adil yargılanma hakkını güvence altına alır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de halkın duruşmalara erişiminin adil yargılanma hakkının güvence altına alınmasında önemli bir unsur olduğunu teyit eder. Mahkeme, bazı sınırlamaların mümkün olabileceğini kabul etmekle birlikte, bunların ancak adaletin gereği olarak belirli amaçlarla ve kesin zorunluluk bulunduğunda uygulanabileceğini vurgular. Keyfi kısıtlamalara ise izin verilmez.