Tarih: 01.01.2026 16:49

'Mücadelemizi boykotla sürdürmek zorundayız'

Facebook Twitter Linked-in

Yeni yılın ilk gününde İstanbul'un sembol noktalarından Galata Köprüsü, tarihi bir ana tanıklık etti. İnsanlık İttifakı ve Milli İrade Platformu öncülüğünde, 400'e yakın sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen "Büyük Gazze Yürüyüşü", sabahın erken saatlerinde başladı. Ayasofya-i Kebir, Sultanahmet, Süleymaniye ve Fatih camilerinde kılınan sabah namazlarının ardından meydanlarda toplanan kalabalık, ellerinde Türk ve Filistin bayraklarıyla köprüye akın etti.

whatsapp-image-2026-01-01-at-11-39-12.jpeg

BİLAL ERDOĞAN: "BU BİR SOYKIRIMDIR, SİNMEYECEĞİZ"

Yürüyüşün ardından katılımcılara seslenen İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan, Gazze'deki durumun uluslararası hukuk ve vicdan nezdinde bir "soykırım" olduğunu vurguladı. Erdoğan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

"Gazze'de yaşananlar; kadınların, çocukların ve yaşlıların bilinçli bir şekilde yok edildiği sistematik bir soykırımdır. Bizler bu zulüm karşısında sinmeyeceğiz, susmayacağız ve Filistin davasını unutturmayacağız. Kudüs ve Mescid-i Aksa özgürlüğüne kavuşana dek bu mücadele kararlılıkla sürecektir."

Erdoğan ayrıca, bireysel mücadelenin önemine dikkat çekerek boykotun sürdürülmesi gerektiğini belirtti: "Milletçe bu adaletsizliğe karşı en güçlü silahımız olan boykotu hayatımızın bir parçası haline getirmek zorundayız."

12687383.jpg

Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

"GAZZE'DE YAŞANAN BİR HALKIN BİLİNÇLİ VE SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE YOK EDİLMEYE ÇALIŞILDIĞI BİR SOYKIRIMDIR"

Programda bir konuşma yapan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan, "Şehitlerimize rahmet Filistin'e destek için bugün Galata Köprüsü'nü dolduran yüzbinler gününüz aydın olsun. Yeni yılımız milletimize bütün Müslümanlara, Filistin'e huzur getirsin. Bugün burada yine yeni yılın ilk sabahında Gazze'de ve Filistin'de yaşananların yalnızca insani bir dram olmadığını, aynı zamanda küresel düzenin temellerinin sarsıldığını, ahlaki iddia taşıyan tüm uluslararası kurumların iflas ettiğini gösteren bir kırılma hattı olduğunu haykırmak için toplandık. Gazze'de yaşanan asla bir savaş değildir. Gazze'de yaşanan iki ordunun bir araya geldiği bir çatışma değildir. Gazze'de yaşanan sadece bir güvenlik meselesi değildir. Gazze'de yaşanan bir halkın kadınlarıyla çocuklarıyla yaşlılarıyla bilinçli ve sistematik bir şekilde yok edilmeye çalışıldığı bir soykırımdır. Bu soykırım yalnızca on binlerce ton bombayla yapılmıyor. Bu soykırım açlıkla, susuzlukla, soğukla, insani yardımların engellenmesiyle yapılıyor. Bugün Filistin'de ağır kış şartlarında, derme çatma çadırların içinde her türlü imkandan yoksun insanlar var. Ve bu insanlara ulaşabilecek yardımı bilerek, isteyerek ve hatta zevk alarak engelleyen zalim bir düzen var. Bu kadar alçalmayı mümkün kılan bir zihniyetin başındaki Netanyahu eşkiyasını Rabbimiz Kahhar ismi Şerifiyle Kahr-u perişan eylesin. Savaşın dahi bir hukuku vardır. Bırakın Gazze'de bu hukukun ihlal edilmesini bu hukuk yok sayılmıştır. Cenevre sözleşmeleri, Batı'nın kendi sözleşmeleri açık ve nettir. Sivillerin hedef alınması, orantısız güç kullanılması, yaşam haklarının yok edilmesi açık savaş suçudur. Bu suçlar süreklidir, merkezi kararla yönetilmektedir. Hem de İsrail vatandaşlarının güçlü desteğiyle yönetilmektedir. Bunlar devlet gücüyle icra edilen modern bir yok etme siyasetidir. Çünkü Filistinli maalesef İsrail için insan sayılmıyor. Dünyanın Rusya-Ukrayna savaşı başladığı andan itibaren takındığı tavırları bir düşünün. Bir yanda askeri, ekonomik, politik ambargolar; diğer tarafta uluslararası spor müsabakalarından, şarkı yarışmalarından menedilmiş bir Rusya var. Dostoyevski'nin bile yasaklandığı bir dünya. Diğer yanda 21. yüzyılın Hitler'i Netanyahu ile sarmaş dolaş bir dünya. İşte Batı medeniyetinin geldiği, düştüğü nokta. Bizim meselemiz tıpkı Nazizm gibi insanı değersizleştiren üstünlük iddiasıyla başkalarını yok sayan siyonist ideolojiyledir. Bugün bütün dünya şunu görmek zorundadır. İnsanların kimlikleri üzerinden kolektif suçlu ilan edilmesi, sivil nüfusun topyekun cezalandırılması yaşam alanlarının yok edilmesi, açlığın ve korkunun bir silah gibi kullanılması. Bütün bunlar insanlık tarihinin çok karanlık bir dönemini hatırlatmaktadır. Siyonizm bugün İsrail Nazizmi olarak kendini göstermektedir ve insanlık bu İsrail Nazizmi ideolojisiyle yüzleşmek zorundadır. Elbette İsrail bunun altında ezilecektir" dedi.

12687382.jpg

"MÜCADELEMİZE ARA VERMEYECEĞİZ"

Gazze'nin yerle bir edildiğini bu yıkımın bedelinin mağdurlara yüklenmemesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, "Bu yıkımın maliyeti 3. ülkelere havale edilemez. Yıkan onarmalıdır. Bugün burada tekrar söylüyorum. İsrail savaş suçlarını tazmin etmekle yükümlü tutulmak zorundadır. Ve Gazze'nin yeniden inşası İsrail'in ödediği savaş tazminatlarıyla yapılmak durumundadır. Şimdi Gazze'de bomba ile yürütülen bu siyaset Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti üzerinden sürdürülmektedir. İsrail tarafından silahlandırılan yerleşimciler hiçbir zaman olmadığı kadar Batı Şeria'daki mazlum Filistinlileri hedef almaktadır. Gazze ve Batı Şeria'daki durum birbirinden kopuk ve ayrı değildir. Gazze ve Batı Şeria'daki işgal sona ermeden, Filistinliler kendi vatanlarındaki yaşam hakkı ve özgürlüklerini kazanmadan, Filistin devletinin toprak bütünlüğü tanınmadan mücadelemize ara vermeyeceğiz. Türkiye artık güçlü Türkiye. Türkiye artık zulme karşı duran Türkiye. Türkiye artık Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yeni dünya düzeninin kurucu aklı olma yolunda bir Türkiye. Bizim milliyetçiliğimiz başkasını ezme milliyetçiliği asla değildir. Bizim milliyetçiliğimiz zulme karşı dimdik durma ahlakıdır. Türk bayrağı yalnızca bir sembol değildir. O bayrak adaletin, merhametin ve sorumluluğun rengini taşır" dedi.

Boykot çağrısını yenileyen Erdoğan, "Şimdi milletçe yaşlısıyla genciyle kadınıyla erkeğiyle bireysel olarak mücadelemizi boykotla sürdürmek zorundayız. Boykotu küçümsemeyeceğiz, ben ne yapıyorum sorusuna vereceğimiz en güçlü cevap olacaktır. Zulüm sadece silahla sürmüyor. Para akışıyla sürüyor. Normalleştirildiğinde büyüyor ve sürüyor. Biz boykotla zulmün normalleşmesine 'dur' diyeceğiz. 'Bu zulmün ortağı olmuyorum' diyeceğiz. Biz sinmeyeceğiz, susmayacağız, Filistin'i unutmayacağız. unutturmayacağız. Gazze, Kudüs, Mescid-i Aksa özgür olana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz" diye konuştu.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —
G-DT9JLG88B3