Menü TURKHABER
Tarih: 25.03.2026 19:16
'Riyad bildirisi Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmadı'

'Riyad bildirisi Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmadı'

Facebook Twitter Linked-in

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol grubunda yaptığı konuşmada hem dış politika hem de ekonomi üzerinden iktidara çok sert uyarılarda bulundu. Filistin ve Lübnan'daki insanlık dramına, ABD-İsrail ittifakının İran'a yönelik hukuksuz saldırılarına dikkat çeken Babacan, Türkiye'nin 2007'deki arabulucu gücünü kaybettiğini vurguladı. Babacan, iç siyasette ise artan fabrika kapanışları ve on binleri bulan işten çıkarmalara işaret ederek, "Acilen tedbir almazsanız ülkeyi çok büyük bir çöküş bekliyor" dedi.

Babacan, partisinin Yeni Yol grubu toplantısında gündemi değerlendirdi. Konuşmasında Orta Doğu'da derinleşen savaş sarmalından, Türkiye'deki sanayi ve istihdam krizine kadar geniş bir yelpazede iktidara seslenen Babacan, hükümeti acil tedbirler almaya çağırdı.

"BATI ŞERİA DELİK DEŞİK EDİLDİ, MESCİD-İ AKSA'DA BAYRAM NAMAZI KILINAMADI"

Dünyanın gözünün İran'a çevrildiği bir dönemde Filistin'deki vahşetin tam gaz devam ettiğini hatırlatan Babacan, özellikle Batı Şeria'daki tehlikeli gidişata dikkat çekti. Yılbaşından bu yana Batı Şeria'da 25 Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirten Babacan, "İsrail'in yerleşkelerle Batı Şeria'yı delik deşik hale getiren stratejisi ve orada oluşturduğu eli silahlı militan gruplar, Filistinlileri göçe zorlamak için evleri ve arabaları ateşe veriyor. Ateşkesten bu yana Gazze'de 650 kardeşimiz öldü. Adı ateşkes ama vahşet fiilen devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Selahaddin Eyyubi'den bu yana ilk defa Mescid-i Aksa'da bir bayram namazı kılınamadığının altını çizen Babacan, iktidarı Filistin davasında zemin kaybetmemek için çok daha aktif, canlı ve dinamik bir politika uygulamaya davet etti.

2007 HATIRLATMASI: "İTİBARLI BİR TÜRKİYE SAVAŞI 19 YIL ÖTELEMİŞTİ"

İran'a yönelik saldırılar karşısında Türkiye'nin olması gerekenden çok daha pasif ve durgun bir çizgi izlediğini belirterek geçmişten çarpıcı bir örnek veren Babacan, şunları anlattı:

"Bugünkü Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier, 2007'de Dışişleri Bakanıyken beni aradı ve P5+1'in İran ile yürüttüğü nükleer müzakerelerin iyiye gitmediğini söyledi. Bize 'İranlılar size çok güveniyor, aranızı bulabilirseniz savaşı önleriz' dediler. Türkiye'nin itibarının zirvede olduğu o dönemde kolları sıvadık ve yoğun bir diplomasi trafiğiyle ta 2007'de çıkabilecek bir savaşı 19 yıl ötelemiş olduk. Bu, her tarafın güvendiği, itibarlı bir Türkiye'nin etkin arabuluculuğuyla sağlandı."

"AMERİKA VE İSRAİL'İN SALDIRISI ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRIDIR"

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırıları "Önleyici savaş diye uydurdukları bir palavradan ibarettir" sözleriyle eleştiren Babacan, bu saldırıların Birleşmiş Milletler Şartı'nı ihlal ettiğini ve meşruiyeti olmadığını savundu. Babacan, "İran'ın elinde silah var, kullanmadan ben saldırayım mantığıyla hareket etsek, dünyanın bir yarısının diğer yarısına savaş ilan etmesi lazım" dedi.

Lübnan'ın ve Beyrut'un her gün bombalanmasına da sessiz kalınamayacağını belirten Babacan, "Yüzyılın en büyük soykırımcısına destek veriyorsun, sonra 'Nobel Barış Ödülü'nü bana vermediler' diyorsun. İnanılır gibi değil! Kalıcı bir barış anlaşması Türkiye'nin hedefi olmalıdır" diyerek bölgedeki yangını söndürmek için diplomasi masasının kurulması gerektiğini vurguladı.

RİYAD BİLDİRİSİNE SERT ELEŞTİRİ VE "MEZHEPÇİLİK" UYARISI

Dışişleri Bakanı'nın 19 Mart'ta Riyad'da imza attığı bildiriye de tepki gösteren Babacan, "Sadece Lübnan'a yaptığı saldırılar konusunda İsrail'i uyaran, tamamen İran'a yüklenen bu bildiri hedefi saptırmaktır ve Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışmamıştır" dedi.

Son dönemde artan Şiilik karşıtı propagandalara karşı da net bir mesaj veren Babacan, mezhepçilik yapanlara şöyle seslendi: "Bu mesele bir ülkenin egemenliği, insanlık meselesidir. Benden olmayana 'oh olsun' diyemezsiniz. Farklılıklar üzerinden düşmanlık üretenleri tarih affetmez. İsrail'in başlattığı saldırı büyük bir hatadır; onlara askeri tesislerini kullandıran, destek veren ülkeler de büyük yanlışlık içindedir."

"TEK BİR TESİSTEN 9 BİN 500 KİŞİ ÇIKARILDI"

Dış politikadaki bu karamsar tablonun Türkiye ekonomisinde yarattığı derin krizlere de değinen Babacan, Ramazan ayının ekonomik sıkışmışlık nedeniyle hakkıyla yaşanamadığını belirtti. Sadece emekli ve asgari ücretlinin değil, üreten kesimin de hayatta kalma mücadelesi verdiğini söyleyen Babacan, acı tabloyu şu sözlerle aktardı:

"Tekstil, hazır giyim, deri, ayakkabı, mobilya, beyaz eşya, elektronik gibi pek çok sektörde alarm zilleri çalıyor. Koca koca fabrikaların kapılarına kilit vuruluyor. Manisa'da tek bir tesisten son 2 ay içerisinde tam 9 bin 500 kişi işten çıkarıldı. O tesise mal veren firmalar da işçi çıkarıyor, kapanıyor. Büyük bir yatırım bir kere kapandıktan sonra onu tekrar ayağa kaldırmak çok zordur."

"BANKALAR BÜYÜK SANAYİYİ KURTARMAK İÇİN DEVREYE GİRMELİ"

Ekonomik felaketin önüne geçilmesi için finans sektörüne ve hükümete acil çağrıda bulunan Babacan, sözlerini şöyle tamamladı: "Ziraat Bankası ve Halk Bankası'nın asıl görevi çiftçiyi ve esnafı desteklemektir ancak böylesi dönemlerde bankacılık sisteminin tümü büyük sanayi kuruluşlarımızı yaşatmak için devreye girmelidir. Yaşatan, büyüten özel finansman modelleriyle sanayicimizin yanında olunmalıdır. İktidardakileri uyarıyorum: Acilen tedbir almazsanız ülkeyi çok büyük bir çöküş bekliyor. Savaşın getireceği olası etkilerle birlikte Türkiye'nin altından kalkması çok zorlaşacak bir felaket kapıdadır."

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —
G-DT9JLG88B3