Menü TURKHABER
Tarih: 19.03.2026 20:28
'Savaşın sebebi İsrail’dir'

'Savaşın sebebi İsrail’dir'

Facebook Twitter Linked-in

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile Doha'da bir araya geldi. İki Bakan görüşmelerinden sonra ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.

''KATAR HİÇ HAK ETMEDİĞİ BİR SALDIRIYA MARUZ KALDI''

"Bu sefer yine arabuluculuk yaparken bir saldırıya maruz kaldılar, hiç hak etmedikleri bir saldırıya" diyen Fidan, "Bu saldırı da halihazırda devam etmekte. Her şeyden önce Katarlı kardeşlerimize Türk halkının ve Sayın Cumhurbaşkanımızın geçmiş olsun dileklerini iletmek istiyorum. Sivillerin hayatını hiçe sayan ve sivil altyapı hedef alan saldırıları kınıyoruz ve reddediyoruz. Bu tür saldırıları hiçbir zaman, hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz. Türkiye, kardeş Katar'ın her zaman yanındadır ve yanında olmaya da devam edecektir" dedi.

Fidan, "Devam eden savaşın, bölgedeki tüm kardeşlerimizin güvenliğini doğrudan tehdit etmekte ve huzurunu derinden sarsmaktadır. Bölge ülkeleriyle dayanışmamız çerçevesinde malumunuz dün Riyad'daydık, Suudi Arabistan'ın daveti üzerine gittik. Savaş başladığından beri ilk defa bu formatta bir araya geldik. Gerçekten ihtiyaç olan bir toplantıydı. Toplantıda, saldırıların hedefi olan kardeş ülkelerle tam dayanışma içinde olduğumuzu en güçlü şekilde teyit ettik. Riyad'daki istişarelerimizde ayrıca saldırıların bir an evvel durdurularak ateşkesin sağlanması, çatışmaların yayılmasının engellenmesi ve krizin diplomatik yöntemlerle çözüme kavuşturulması hedefleri doğrultusunda ortak çaba gösterilmesinde mutabık kaldık" ifadelerini kullandı.

''GEREKÇESİ NE OLURSA OLSUN İRAN'IN BÖLGE ÜLKELERİNE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ SALDIRILAR KABUL EDİLEMEZ''

Fidan, açıklamalarının devamında şunları söyledi,

Açıkça ifade etmek gerekir ki, bölgeyi eşi benzeri görülmemiş bir krizin içine çeken bu savaşın birincil sebebi, malumunuz İsrail'dir. Diplomatik müzakerelerin sürdüğü bir evrede İsrail'in kışkırtmalarıyla başlayan ve hedefleri genişleyen bu saldırılar sadece bölgemizi devasa bir savaş alanına çevirmekle kalmamış, aynı zamanda küresel istikrarı da sarsmıştır. Bu son derece hassas konjonktürde İran'ın taşıdığı tarihi sorumluluğu da açıkça hatırlatmak durumundayız. Gerekçesi ne olursa olsun, İran'ın bölge ülkelerine gerçekleştirdiği saldırılar bölgesel istikrarın temellerine kastetmektedir ve kabul edilemez niteliktedir. Ne İran'ın işine yaramakta ne bölgenin işine yaramakta. İran'a yapılan saldırılar ne kadar yanlışsa, İran'ın herhangi bir gerekçe olmadan bölge ülkelerine yaptığı saldırılar da bir o kadar yanlış.

Bölge ülkeleri arasında onarılması güç, kalıcı kırılmalara yol açacak bu saldırıların ve tırmanışın derhal durdurulması gerektiğini İranlı muhataplarımıza her düzeydeki temaslarımızda her zaman net bir biçimde ifade ediyoruz. Aynı şekilde, seyrüsefer ve deniz güvenliğini tehdit eden eylemlerden kaçınılması gerektiğini de vurguluyoruz.

Bizim bu kriz karşısındaki tutumumuz son derece açıktır. Komşu coğrafyaları hedef alan her türlü eylemi redderken, bölgedeki istikrarsızlıktan beslenen İsrail'in kendi suçlarını ve işgalci politikalarını yaratılan bu bölgesel çatışma perdesi ardında aklama teşebbüslerine de asla müsaade edilmemelidir.

''SAHADAKİ DURUM VEHAMETİNİ KORUMAKTA''

Kardeş Katar ile barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tarafların endişelerinin müzakere zemininde ele alınmasının elzem olduğu hususunda hemfikiriz. Diğer taraftan savaşın uluslararası toplumun dikkatini Filistin'den ve Gazze'deki trajediden uzaklaştırmaması gerektiğine dikkat çekmekteyiz. İsrail, yaratılan bu kaosu fırsat bilerek ateşkes ihlallerini pervasızca sürdürmektedir. Sahadaki durum vehametini korumaktadır. Ateşkesin sağlandığı tarihten bu yana 700'e yakın Filistinli kardeşimiz şehit edilmiştir. Batı Şeria'dan da her gün yeni olumsuz haberler gelmektedir. Doğu Kudüs'te başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal mekanlara girişlerin kısıtlanmasına ve tarihi statükoyu bozmaya yönelik İsrail eylemlerini de şiddetle kınıyoruz.

İsrail, Gazze'de uyguladığı işgal ve yıkım politikasını Lübnan'da da hayata geçirmeye başlamıştır. Uluslararası toplum İsrail'in oldubitti üzerine kurguladığı fırsatçı politikalarına karşı gerekli sorumluluğu üstlenmeli ve İsrail'in yayılmacılığına set çekmelidir. Bölgede gerçek ve sürdürülebilir güvenliğin yegane anahtarı, Filistin halkıyla adil ve onurlu bir barışın tesis edilmesidir."

''ŞARTLAR ŞU ANDA ZOR. EN İYİ ÇÖZÜMLER EN ZOR ŞARTLAR ALTINDA KENDİSİNİ GÖSTEREBİLİYOR''

Ortak açıklamanın ardından Bakanlar gazetecilerin sorularını yanıtladı. Fidan, Türkiye ve Katar'ın ortak olarak atabileceği adımlara ilişkin soru üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

"Türkiye bu savaşın durması için elinden geleni yapmaya devam ediyor. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bizler, bölgedeki savaş daha da kötü bir duruma evrilmeden nasıl durdurulabilir onun arayışı içindeyiz. Savaşın başlamadan önce biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızın bu yönde girişimleri olmuştu. Kardeşimle beraber ortak girişimler yapma durumumuz oldu. Fakat maalesef savaş önlenemedi. Şimdi savaşın daha kötüye gitmesini nasıl engelleyebiliriz, nasıl durdurabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Biz hem Amerikalılarla hem İranlılarla konuşuyoruz. Bir defa, nerede duruyorlar, onu anlamaya çalışıyoruz. Mevcut şartlarda daha kötüye yayılmasını nasıl engelleyebiliriz, onun arayışı içerisindeyiz.

Ulusal temaslarımız devam ederken, bu çerçevede gayret gösteren kardeşlerimizle başta Katar olmak yoğun görüş alışverişimiz var. Birincisi şunu görüyoruz. Sadece bölgede değil, Asya'da, Avrupa'da, Kuzey'de, Güney'de hemen hemen bütün dünya savaşın durmasını istiyor. Bu noktada tıpkı Filistin devletinin devlet olarak tanınması gibi muazzam bir fikir birliği var. Şimdi biz bu fikir birliğini nasıl eyleme dönüştürebiliriz, hangi adımlar atılabilir bu mevcut şartlar altında, onun arayışı içindeyiz.

Diğer taraftan tabii ki İran ile konuşurken savaşın yaygınlaşmamasını temin etmeye çalışıyoruz. İran kendisi vuruluyor ama bölge ülkelerine saldırmasını haklı çıkaracak bir şey yok. Buradaki bölünmeyi daha da daha da artırıyor, savaşın yaygınlaştırıyor ve krizi derinleştiriyor. İran'a da bu konuda sorumlu bir ülke devleti olarak elimizden gelen en arkadaşça, dostça nasihatleri de sürekli veriyoruz. Hem İran'ın menfaati için hem bölgenin menfaati için. Buna da çalışmaya devam edeceğiz. Şartlar şu anda zor. Ama biliyorsunuz, en iyi çözümler en zor şartlar altında kendisini gösterebiliyor. İnşallah bize düşen beraberce kardeşimle çalışmaya devam etmek."

''BARİ TOPLANTININ YAPILDIĞI ZAMAN FÜZE GÖNDERMEYİN RİYAD'A''

Dün Riyad'da yapılan toplantı ve savaşın gidişatına ilişkin değerlendirmesi sorulan Fidan, şunları kaydetti:

"Dün akşam Riyad'da gerçekleşen toplantı tek bir gündemle yapılan bir toplantıydı. Suudi Arabistan'ın daveti üzerine oraya gittik, 12 ülke olarak oradaydık. Savaştan doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenen bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Tek gündem maddesi, İran'ın bölgeye yönelik saldırıları nasıl durdurulur ve ne türden tedbirler alınmalı konusunda bölgedeki saldırıya doğrudan ve yoğun bir şekilde maruz kalan ülkeler, bizim gibi kardeş ülkelerden nasihat almaya yönelik bir toplantı yaptılar. Uzun sürdü. Ortak bir akıl araması içerisinde olduk. Herkes durumun aciliyetini ortaya koydu. Yapılan saldırlar tabii bizim başımıza bu derece yoğunlukla gelmediği için yakından hissetme imkanımız olmuyor ama muhataplarımızı dinledikçe yüzlerce dronun ve füzenin aynı anda gönderilmesi normal hayatın artık sürdürülemez hale gelmesi konusu, artık devletleri kalıcı birtakım tedbirler alma yönünde harekete geçirmeye itiyor. Onlar tartışıldı.

Dün akşam toplantı başlamadan önce ikili görüşme yaparken Pakistanlı kardeşimizle, Abbas Arakçi aradı. Onunla da görüştük. Hatta şöyle de bir diyalog oldu. 'Sen şimdi bizi arıyorsun, yukarıdan da füzeler geliyor. Riyad'da az önce füzeler vuruldu. Yani bari toplantının yapıldığı zaman füze göndermeyin Riyad'a.' Onlar da tabii kendilerince diplomatik pozisyonlarının belli ortamlarda dikkate alınmasını istiyorlar. Onları dinledik. Gerekli cevapları verdik. Her zaman için bizim durduğumuz yer, biz onlara yapılan saldırıyı haklı bulmuyoruz ama onların da bölge ülkelerine yaptıkları saldırıyı haklı bulmuyoruz. Bir yanlış, başka bir yanlışa gitmemeli. İran, burada çatışmayı bu şekilde yaygınlaştırma yolunu tercih etmemeliydi. Bu konuda çalışmalarımız devam edecek."




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —
G-DT9JLG88B3