ABD'nin Suriye sahasındaki en yetkili ismi olan Tom Barrack, X (Twitter) hesabından yaptığı İngilizce açıklama ile bölgedeki dengeleri kökten değiştirecek bir manifesto yayımladı. Barrack, Esad sonrası kurulan Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni hükümeti "muhatap" kabul ettiklerini belirterek, terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı SDG ile yürütülen "özel ortaklık" döneminin sona erdiğini duyurdu.
Barrack, ABD'nin geçmişte Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile kurduğu ilişkinin, o dönemde "muhatap alınacak bir merkezi hükümet olmaması" ve IŞİD ile mücadele zorunluluğundan kaynaklandığını belirtti.
Ancak bugünkü tablonun tamamen değiştiğini vurgulayan Barrack, şu ifadeleri kullandı:
"Suriye artık IŞİD'i Yenilgiye Uğratma Küresel Koalisyonu'na katılmış (90. üye olarak) ve Batı ile iş birliği yapan tanınmış bir merkezi hükümete sahiptir. Bu durum, ABD-SDG ortaklığının gerekçesini değiştirmiştir: SDG'nin sahadaki birincil IŞİD karşıtı güç olma vasfı büyük ölçüde sona ermiştir."
ABD Temsilcisi, 18 Ocak'ta imzalanan entegrasyon anlaşmasının detaylarını paylaşarak, SDG'ye dayatılan ve örgüt içinde en çok tartışma yaratan şartları şöyle sıraladı:
Barrack'ın açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise Kürtlerin statüsüne ilişkin oldu. ABD'nin federalizm veya ayrılıkçılığı desteklemediğini vurgulayan Barrack, Kürtler için en büyük fırsatın "yeni Suriye devletiyle bütünleşmek" olduğunu belirtti.
Barrack, "ABD'nin uzun vadeli askeri varlıkta gözü yok. Önceliğimiz ulusal birliği sağlamak; ayrılıkçılığı veya federalizmi desteklemiyoruz" diyerek, SDG'nin "özerklik" hayallerine kapıyı kapattı. Bunun yerine Kürtlere; tam vatandaşlık, anadil hakları ve Nevruz'un ulusal bayram olması gibi kültürel güvenceler adres gösterildi.
Barrack'ın bu açıklamaları, Suriye iç savaşının başından beri SDG'yi (YPG) "kara gücü" olarak kullanan ABD'nin, bu stratejiyi resmen terk ettiği anlamına geliyor. Washington, "savaşan partner" olarak artık örgütü değil, Ahmed el-Şara liderliğindeki merkezi hükümeti tercih ettiğini tüm dünyaya ilan etmiş oldu.