Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Türkiye hava sahasında düşürülen balistik mühimmatla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Kastamonu’da partisinin il teşkilatı tarafından “Adalet Sofraları” temasıyla düzenlenen iftar programında konuşan Arıkan, söz konusu gelişmelerin Türkiye’yi savaşın içine çekmeye yönelik bir senaryonun parçası olabileceğini savundu.
ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını değerlendiren Arıkan, bölgede yaşanan gerilimin doğru anlaşılabilmesi için tehdit eden ile tehdit edilen tarafın açık biçimde ayrılması gerektiğini belirtti. Arıkan, ortada ABD tarafından gerçekleştirilen haksız ve hukuksuz bir saldırı bulunduğunu ifade etti.
Türkiye hava sahasında düşürülen balistik mühimmatla ilgili iddialara da değinen Arıkan, füzenin İran üzerinden ateşlendiğinin öne sürüldüğünü hatırlattı. Bu olayın Türkiye’yi çatışmanın tarafı haline getirmeye yönelik bir kurgu olabileceğini dile getiren Arıkan, şöyle konuştu:
“Bu füze ve bu olay etrafında örülen senaryo, ülkemizi savaşın içine çekmeye çalışanların kurduğu apaçık bir kumpastır. Türkiye bu kirli denklemin asla bir parçası olmamalıdır. Bizi komşumuz İran’la sıcak çatışmanın içine itmek isteyen tuzakların hepsini biliyoruz. ABD’nin ve İsrail’in sahte müttefik birlikleri hepsi bu oyunun içerisinde. Bu sadece askeri bir tehdit olarak algılanmamalı. Aynı zamanda Türkiye, bölgede yöneltilen bu tehlikenin bu savaş lobisinin oyunlarına asla alet olmamalıdır. İktidar bir kez daha sağ duyuyla aklıselim bir şekilde hareket etmeye davet ediyor. Şayet Türkiye İran’a yönelik savaşın bir parçası haline getirilirse emin olun bunun mesuliyetini bunun vebalini hiç kimse ödeyemez. Erbakan hocamız bundan yirmi beş yıl önce Irak tezkeresine, ben aynı cümleyi bugün İran’la savaşmayı aklımdan geçirenlere sesleniyorum, eğer bu vebale ortak olursanız, eğer İran’la savaşma noktasında yanlış hamleler atacak olursanız, 7 sülalenizin alnını secdeden kaldırmasa emin olun bu vebalin altından kalkamazsınız.”
Arıkan, yaşanan gelişmelerin yalnızca askeri boyutunun bulunmadığını, aynı zamanda insani sonuçlar doğurabilecek bir sürecin yaşandığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile gerçekleştirdiği görüşmeyi de yakından izlediklerini belirten Arıkan, Avrupa’nın temel kaygısının İran’dan gelebilecek göç dalgası olduğunu söyledi.
Von der Leyen’in İran’dan başlayabilecek olası bir göç hareketine karşı Türkiye’nin hazırlıklı olması gerektiği yönünde mesaj verdiğini aktaran Arıkan, Avrupa’nın bu yaklaşımını eleştirdi.
Türkiye’nin daha önce Suriye’den gelen milyonlarca insana ev sahipliği yaptığını hatırlatan Arıkan, Avrupa’nın Türkiye’yi yeniden göç akınını durduracak bir tampon olarak görmek istediğini savundu. Arıkan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Sizin yanlış politikalarınız yüzünden o kadar insanı yıllarca burada misafir ediyoruz. Siz, İran’dan göç edecek insanlar Avrupa’ya gelmesinler diye Türkiye’yi yine aparat olarak kullanmaya çalışıyorsunuz. Buna müsaade etmememiz gerekir. Ve Avrupa’nın önceliğinin insan hayatı olmadığını bir kez daha gördük. Avrupa’ya da buradan bir mesaj vermek istiyorum, İsrail’e her türlü desteği vereceksiniz, bu bölgede her türlü kirli planın safında yer alacaksınız, katliamlar karşısında başınızı kuma gömeceksiniz, dilinizden düşürmediğiniz insan haklarını görmezden geleceksiniz ama iş Avrupa’ya gelen göç dalgasına gelince Türkiye’nin kapısını çalıp aman bu insanları Avrupa’ya göndermeyin siz Türkiye’de misafir edin diyeceksiniz.”
ABD ve Batı’nın bölgeye yönelik müdahalelerinin büyük göç hareketlerine yol açtığını söyleyen Arıkan, Irak ve Suriye’de yaşanan gelişmeler nedeniyle milyonlarca insanın yerinden edildiğini dile getirdi. Avrupa’ya çağrıda bulunan Arıkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bakınız Amerika ve Batı’nın bölgemize müdahaleleri sonucunda Irak ve Suriye’den yaklaşık yirmi milyon insan dünyanın değişik yerlerine göç etmek zorunda kaldı. Bu iki yüzlü anlayışa seslenmek istiyorum; Avrupa’ya gerçekten göç gelmemesini istiyorsanız insanların sizin coğrafyanıza gelmesini istemiyorsanız o halde bölgeyi ateşe atarken gösterdiğiniz cesareti tüm Avrupalı ülkeler olarak göstereceksiniz. Amerika Birleşik Devletleri’nin üstlerini derhal kapatacaksınız. O zaman göreceksiniz ki ne savaş büyüyecektir ne de dünyada göç dalgası gibi bir problem olacaktır.”