SİYASET
SİYASET HaberleriBelgeleri bana değil AK Parti genel başkanına götürün
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Elinizdeki belgeleri bir genel başkana götürecekseniz, bu genel başkana değil, AK Parti'nin genel başkanına götürün kardeşim. Kendi genel başkanınıza niye gitmiyorsunuz?" ifadelerini kullandı.
- A-
- A
- A+
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, grup toplantısında yaptığı konuşmada yargı, siyaset ve kamu yönetimine ilişkin eleştiriler yöneltti. AK Parti milletvekillerine seslenen Özel, parti içinden kendisine çok sayıda belge ulaştırıldığını belirterek, “Elinizdeki belgeleri bir genel başkana götürecekseniz, bu genel başkana değil, AK Parti’nin genel başkanına götürün kardeşim” dedi. “Biz kontrolünü yapmadan ve emin olmadan hiçbir şeyi açıklamıyoruz. Ama bu yağmur gibi gelen isimleri de bir kenarda biriktiriyoruz. Günü gelince doğruladığımızda hepsini kamuoyuyla paylaşacağız” ifadelerini kullandı.
Özel, “Bu ülkede ekonominin iyi olması için önce adaletin olması lazım” dedi. Yargıya güvenin düştüğünü belirten Özel, “Yargıya güven yüzde 18 ise o ülkede hiçbir şeye güven yoktur” ifadelerini kullandı. Adalet Bakanlığı’nın rolüne değinen Özel, “AK Parti yargı kolları kurulduktan sonra o yapının kendi içinde nasıl ‘AK Toroslar Çetesi’ne dönüştüğünü adım adım hep birlikte yaşadık” dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik iddialarını sürdüren Özel, çok sayıda taşınmaz ve sözleşmeye ilişkin belgeler paylaştı. “ID numaralarının her bir tanesi bu 16 taşınmazın çok yakın bir geçmiş zamanda kendisine ait olduğunu doğruluyor” diyen Özel, söz konusu varlıkların maaş gelirleriyle açıklanamayacağını savundu.

Özel'in açıklamalarında öne çıkan başlıklar şu şekilde:
"Bu ülkede ekonominin iyi olması için önce adaletin olması lazım. Adalet olmazsa millette güven olmuyor. Güven olmayınca bu sefer yabancı yatırımcı gelmiyor. Hukuk birilerinin çıkarı için eğilip büküldüğünde esnaf da kazancından emin olamıyor. Sanayici önünü göremiyor. Eğer bir ülkede yargıya güven yüzde 18'e düşmüşse orada ilk düğmenin yanlış iliklendiğini görmek lazım.
Ondan sonra kimse düğme iliklemeye uğraşmasın. Yargıya güven yüzde 18 ise o ülkede hiçbir şeye güven yoktur ve herkes ya kendini korumaya ya bir şekilde buradan uzaklaşmaya çalışır. Türkiye'ye kalıcı yani yatırım yapmak üzere bir sermaye girişinin olmaması bundandır. AK Parti döneminde servet biriktirmişlerin dahi usul usul parayı yurt dışına taşıması da ondandır. Her dört gençten üçünün 'fırsatını bulursam yurt dışında çalışmak isterim' demesi de bundandır. Üç çiftçiden ikisinin 'asgari ücret verirlerse ekmeyi dikmeyi bırakırım' demesi de bundandır. Ve maalesef ülkede durum hiç iç açıcı değil. Adalet Bakanlığı'nın başındaki Adalet Bakanları hangi partiden olursa olsun parlamenter sistemde çok kritik bakanlıktır. Çünkü hukukla, hukukçularla tamamen bağımsız olmaları ve rahat bırakılmaları gereken kişilerle milletin yetki verdiği yönetenler arasındaki köprüdür Adalet Bakanlığı. Kabinedeki görevi budur. Millete karşı sorumluluğu budur. Yürütme, yargı, yasama birbirinden ayrı olacaktır. Temas noktası Adalet Bakanlığı'dır. Orada hem siyasetten gelen, millete sorumluluğu olan, milletten korkan, Allah'tan korkan, vicdanı adalet terazisine eğilmiş birilerinin orada oturması lazım. Böyle Adalet Bakanları oturduğunda yargı da saygınlık kazanıyor, siyaset de saygınlık kazanıyor, yargıya güven de yükseliyor, ülkede işlerin iyiye gitmesi de kolaylaşıyor.

"AK TOROSLAR ÇETESİ' GELDİ, ADALET BAKANLIĞI'NA YERLEŞTİ"
Maalesef ne siyasetten gelen, ne siyaseti bilen; aksine siyasete özenen ama paçasından acemilik akan, gözünü hırs bürümüş bir atanmışla muhatabız. Atandığı gün soru şuydu: İstanbul'a ayrılan zulmün sonuna mı geldik? O zulmü Türkiye'nin tamamına yaymaya mı geldik? Herkes dikkatle işin bu tarafına bakıyor. Siyasette iktidarın tükenmişliğinin simgesine dönüştü bu atama. Çünkü siyasi mücadele partilerle, partinin ana kademesi, kadın kolları, gençlik kollarıyla yapılırken yargı kolları kuruldu. Başına bir siyasetçi kondu. Çalıştı, çabaladı ve sonunda kendince ödülünü aldı. Adalet Bakanlığı'na geldi, oturdu. Maalesef AK Parti yargı kolları kurulduktan sonra o yapının kendi içinde nasıl 'AK Toroslar Çetesi'ne dönüştüğünü adım adım hep birlikte yaşadık. Çok acılar çektik. Çekenlerimiz var. Bedel ödeyenlerimiz var. Çok kişinin kul hakkına girildi. Şimdi o 'Ak Toroslar çetesi' geldi, Adalet Bakanlığı'na yerleşti. O çetenin ilk önce yargı operasyonu diye başladığı, sonra milletin özgürlüğüyle ya da malının mülkünün geri verilmesi için nasıl pazarlıkların yapıldığı, avukat bürolarında nelerin konuşulduğu, onların sonra nereden nereye geldiğine ilişkin hakim bir kanaat var. Oldukça fazla; öyle başlangıçta lazım olan basit şüphe değil. Çok önemli miktarda şüpheler var. Belli miktar delil var. Onlardan kamuoyuna sunduklarımız var. Doğrulandıkça sunacaklarımız var.
"ID NUMARALARI BU 16 TAŞINMAZIN ÇOK YAKIN BİR GEÇMİŞ ZAMANDA KENDİSİNE AİT OLDUĞUNU DOĞRULUYOR"
Ama öyle bir noktadayız ki, hatırlayalım: memur maaşıyla geçinmesi gereken burada çok değerli bir hukukçu bugün partiye geri döndü. Geçmişte savcılık yapmış. O mesleklerin gereği şu: başka bir yerden para kazanamazsın. Devletin de görevi şu: o insanları başka bir şeye tenezzül etmeyecek bir gelir seviyesinde tutmalısın. O konu bugünlerde ne kadar yerine geliyor ayrı ama geçinemeyince tenezzül etmek yerine onurunla mücadele eden dünya kadar hakim, savcı var bugün hayal kırıklıkları içinde. Ama bir yandan 190 yıl boyunca alacağı maaşla edinilmiş mal, mülk var. 16 tane her birinin ID numarası burada sizlerle paylaşıldı. Geçen hafta ilk önce Ankara'dakilerin ID'lerini vermedik. Ne atlayanlar oldu. Demek ki Ankara'dakiler yokmuş, yalanmış. Hepsinin ID numaraları burada. Ve buradan açık bir hatırlatma yapıyoruz: ID numaralarının yalan olduğunu, gerçek olmadığını söyleyen yok. Hatta bir gazeteci arayıp sorduğunda 'ID'lere bir şey demiyorum' dedi. Bu ID numaralarının her bir tanesi bu 16 taşınmazın bu zamanda ya da çok yakın bir geçmiş zamanda kendisine ait olduğunu doğruluyor. Bakın bunu yalanlayan yok. Sadece bir tapu kaydı gösteriyor: 'Dört tane var elimde sadece' diyor. Örneğin benim iki tapum var. Sadece Manisa'yı göster dersen bir tane gözüküyor. Manisa'yı gösterdiğin yeri kaldırırsan iki tane gözüküyor diyen var. Filtreleyerek sadece İzmir ve Ankara'yı gösterdi; dört tane var diye. Ama durum ondan daha vahim. Şimdi buradaki bu ID numaraları için bir kez daha sesleniyorum. Açıklamayı yaptığımız günden bugüne yalanlamadığınız ve bu 16 ID numarasından herhangi birisinde bir eksiklik varsa söyleyin. Bir eksiklik yok. Ama beyefendi diyor ki: 'Ben de bu ikisi ve bu var' Yani 8, 10, 11 numaralar var diyor. Bunlar Ankara'da Mahall diye bilinen, İzmir'de Mahall Bomonti diye bilinen yerlere ait. Bu üçü ve bir tane daha. Bunların emsal değerleri, ortalama değerleri 27, 27, 54. Buradakini de 17,5 ilave ettiğinizde 71 milyon, 71,5 milyon TL. Ömrü boyunca aldığı maaşların iki katı zaten. Biz 19 katına itiraz ediyoruz. O diyor ki: 'Ömrüm boyunca aldığım maaşların içinden bir bardak su bile içmesem, bir kibrit kutusu bile satın almasam, biriktirsem onun iki katı kadar, 2,5 katı kadar malım var. Fazlası yalan' diyor. Biz fazlasının da doğru olduğunu iddia ediyoruz.

"MİLLET YARGI ÖNÜNDE KİM DOĞRU SÖYLÜYOR, KİM YALAN SÖYLÜYOR GÖRECEK"
Şimdi gösterdiği tapuların içinde olmayan Tema'daki ev. Gösterdiği tapu kaydında bu yok. Ama Tema'da açıklama var. Bizim iddiamız şu: biz diyoruz ki bu evi 9 milyon liraya aldı. 2+1, 3+1 14 milyon liraya aynı tarihte 2+1 satılıyordu. Niye ucuza verdin? 'İstanbul Cumhuriyet Başsavcımız Sayın Akın Gürlek, diğer tüm müşterilerimiz gibi projemizden bir adet daire satın almıştır, kendisine uygulanan satış fiyatı herhangi bir müşterimize uygulananlardan farklı değildir' diye açıklama yapıyor Tema. Bu eldeki bu açıklama ve bu belge Ağrı Dağı kadar gerçek. Ama gösterilen tapu kaydında yok. Bir başka örnek gösteriyorum: Senfoni Evleri, 96 milyon lira satış sözleşmesi; imzalar, mühürler, isimler. Tamam. Burada tapu yok. Çünkü bitince tapu verecek. Ama böyle resmî bir belge var. Sayın Murat Kurum'a bağlı bakanlığa bağlı çalışıyor Emlak Konut. Bir haftadır yalanlama yok. Varsa bu olaydan sonra duyalım. Varsa 16 tapu ID'lerine ilişkin itiraz duyalım. Bunlar yok. Ne var? 'Dava açacağım' demek var. Açılmış bir dava yok. İyi haber şu: ben de dava açacağım. Hazırladım, açıyorum. Birçok dava açıyorum ama özellikle bu konuda bana verdiği yanıta istinaden dava açıyorum. O davada ben mi doğru söylüyorum, o mu doğru söylüyor? Avukat tapu sicil kayıtlarını isteyecek, hakim karar vermek için getirecek; o zaman bu millet yargı önünde kim doğru söylüyor, kim yalan söylüyor görecek. Hodri meydan.
Şimdi, Tema 2 projesi ortada, Senfoni projesi ortada. Gizlemediği Mahall'ler var. Ankara'da bir tane, İzmir'de iki tane Mahall var. Şimdi bu Mahall projelerini yapan firma Türkerler İnşaat. Yıllar önce başka bir inşaat firmasıyla ihtilaf yaşamış. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açmış. 2021'de dosya takipsizliğe uğramış. Akın Gürlek İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olunca birden dosya yeniden açılmış ve Türkerler İnşaat lehine karar verilmiş. Şimdi Mahall projelerine bu tapular alınıyor ya, verilen paraların hesap hareketlerini göreyim. Hani maaş yatıyor ya, bir banka hesabı var ya; bana ben şu anda 27'şer milyon lira olan bu evlerin parasını 'aha da şu havaleyle ödedim' diye göstereceksin kardeşim. Ben hayatım boyunca aldığım bütün gelirler ya eczanede SGK'dan yattı ya milletvekili maaşı olarak buradaki Halk Bank şubesine yattı. Ve ben ne ödediysem o kadar ödedim. Şimdi bu milletin karşısına geçelim, hesabımızı açalım. Bu toplamın iki katı kadar olan para nereden gelmiş, gösterelim. Haydi bakalım.
"ELİNİZDEKİ AK PARTİ'NİN GENEL BAŞKANINA GÖTÜRÜN KARDEŞİM"
Ayrıca arkadaşlar, dört isim verdim geçen hafta: Mehmet Türkoğlu, Osman Dündar Çiftçi, Hayrettin Koç ve RTÜK'teki emekli polis Seyit Bozkurt. Ya bunlardan biri çıkıp demez mi: 'Benim bu beyefendiyle, adıma üzerime tapu aldığım ya da adına onun için pazarlık yaptığım, senet ödediğim yoktur.' Duyduk mu? RTÜK'ten bir açıklama duyduk mu? RTÜK'te Seyit Bozkurt diye biri var. Kaydı var. Daire Başkan Yardımcısı. Beyefendinin ricasıyla sokulmuş RTÜK'e. Maaş alıyor, gören yok. Üzerinde çok tapu vardı. Şimdi o da boşaltma evresinde. Ne oluyor? Bir açıklama yok mu RTÜK'ten? 'Seyit Bozkurt diye bir daire başkan yardımcımız yoktur, maaş almamaktadır.' Ya da vardır, düzenli olarak gelmektedir. Ama yağmur gibi isim geliyor. A'dan bir tane A ile başlayan var, Z'ye kadar. Bu da çantacı, bu da çantacı. Bu da aracı, bu da aracı. Bir kez daha söylüyorum AK Partili arkadaşlar: ben bunları zaten biliyorum. Elinizdeki belgeleri bir genel başkana götürecekseniz, bu genel başkana değil, AK Parti'nin genel başkanına götürün kardeşim. AK Parti'nin genel başkanına. Bir partiden birisi birine şikayet edilecekse niye ana muhalefete ediliyor ya? Kendi genel başkanınıza niye gitmiyorsunuz? Çünkü biliyorsunuz ki her şey sizden daha iyi biliniyor. A'dan Z'ye biliniyor. O yüzden gidip de bu kişinin busu var diyemiyorsunuz. Ama bu duyulsun diye bunu bize söylüyorsunuz. Biz kontrolünü yapmadan ve emin olmadan hiçbir şeyi açıklamıyoruz. Ama bu yağmur gibi gelen isimleri de bir kenarda biriktiriyoruz. Günü gelince doğruladığımızda hepsini kamuoyuyla paylaşacağız.
"AK TOROSLAR ÇETESİ, ADALET BAKANLIĞI'NA TAŞINDI"
'AK Toroslar Çetesi' Çağlayan'da kurulmuştu. Şimdi hepsi Adalet Bakanlığı'na taşındı. Başsavcı yardımcıları bakan yardımcısı oldu. Ekrem Başkanı tutuklayan hakim Songül Özdemir Aydoğdu'nun eşi Abdullah Aydoğdu bakan yardımcısı oldu. Muhalefete beyaz Toros gösteren kişi Adalet Bakanlığı Personel Daire Başkanı oldu. Ve bu süreçte millete, siyasete meydan okuyanlar, Ekrem Başkanı tutuklayan, son iki öğrenciyi tutuklayan, yazın dünya kadar öğrenciyi tutuklayıp içeri atan o hâkim hanıma söylüyorum: Yazın içeri attığın, bayram dahil 90 gün öğrencileri Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefetten içeride tuttun. İddianame yazmadın. Sonra öğrenciler çıktı. Yetmez, beraat etti. Yetmez, mahkeme karar verdi: bu öğrencilerin bu eyleme katılması suç değildir. Bu eylemin yasaklanması Anayasa'ya karşı suçtur diye. Siz 301 öğrenciyi niye tutukladınız? Niye? İçlerinde bir tane polise taş atan var mıydı? Bir tane sopayla vuran var mıydı? Pırıl pırıl 18-19 yaşında, ömrü boyunca emniyetin kapısından geçmemiş, eyleme gelmiş çocukları gittiler, metrolarda aldılar. Silivri'ye koydular. Güya ibretialem için. Hiçbir çocuk bir daha eylemlere gelmesin diye. Anneler, babalar çocuklarına baskı yapsın diye. Bayramı içeride geçirdiler. Bütün yazı içeride geçirdiler. Finallerine giremediler. Kalanlar oldu. Yıl kaybedenler oldu. Bunların hepsinin sonucunda mahkeme, tutuklayan haksız, tutuklama talebini yapan haksız, çocukların hakkı yenilmiş ve hatta tazminat isterse almaya hakkı olduğunu söyledi. Bir yıl eylemleri yaptık. Yine çocuklara gözaltı yaptılar. Yine aynı kadın. Ekrem Başkanı tutuklayan kadın. 301 çocuğun çoğunu tutuklayan kadın. Öğrenciler tutuklanmadığında, başka mahkemeden itiraz edilince tutuklayan kadın yine gitti öğrencilere tutuklama yaptı. Buradan, buradan, buradan milletin vicdanına söylüyorum: bir kadın var, kocası artık bakan yardımcısı, ödüllendirildi. 18 yaşında sabileri sırf bir eyleme gitti diye tutukluyor. 90 gün Silivri'de canlarını okuyor. Koğuşlara koyuyor, zor koğuşlara koyuyor. Sonunda mahkeme 'çocukların bir suçu yok' diyor. O yine başka çocukları alıp içeri atıyor. Bu vicdansızları, bu suç örgütünün aparatlarını; Erdoğan'ı protesto etmek dahi değil, Erdoğan'ı yenecek olan cumhurbaşkanı adayına destek olmayı suç sayan bu vicdansızları bu milletin vicdanına, kendimin de hafızasına emanet ediyorum."
Belgeleri bana değil AK Parti genel başkanına götürün
İran Türkiye'ye gaz akışını kesti
'Türkiye’de NATO kolordusunun ne işi var?'
135 milyar dolarlık altın rezervi satılacak
'Enflasyonda düşüş başka bahara kaldı'
Gününüzü ekranda değil, doğada geçirin
Siyonist emperyalist şebekesi mukaddes günlerimizi zindana çevirdi
Yenikapı’daki Nevruz kutlamalarına soruşturma
Zübeyde Hanım ilk kez tiyatro sahnesine taşınıyor
Enflasyonun düşeceğini bekleyenlerin oranı 4,7 puan geriledi
Natasa Theodoridou Harbiye Açıkhava Sahnesinde
Motorin 80 lira sınırını aştı
'Çamaşır Sepeti' filmi seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor
'İran'ı doğrudan vurmaya hazırız'
'Andımız'ın okunmasını isteyen veliye 'terör propagandası' suçlaması
Benzin ve motorine yine dev zam
'Tanıklar duruşmada dinlensin'
Fişekhane’de boy gösteren 06 plakaları yakalandı
Kapalıçarşı'da altın satışları durdu
ABD girmeyeceğine söz verdiği bataklığa battı
Murat Ertürk'ün TSK'dan ihraç edilme kararı iptal edildi
Türkiye gıda enflasyonunda dünya 3'üncüsü
Bedelli askerlik ücreti ve ÖTV oranları yükseliyor
Haribo, Rekabet Kurumu’nun radarına girdi
'Keyfi kısıtlamalar yargılamaya duyulan güveni sarsıyor'
Ankara’da 'bayat ekmek' 6 liraya satılıyor!
Gazeteci İsmail Arı yine tutuklandı
Tağşiş listesine at ve eşek eti skandalı
Maliye'den lüks harcama denetimi
Bilirkişi rapor süresi 110 günden 29 güne düşürüldü
Yükleniyor





