802-508-7352
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından Türkiye genelinde protestolar başladı. Bu protestolar, 2 Nisan’da üniversite öğrencilerinin başlattığı tüketim boykotu ile devam etti.
Beyazıt’taki polis barikatını aşarak sokak eylemlerini başlatan üniversite öğrencileri, kampüslerdeki boykotlarını ekonomik alana taşımaya karar verdiler. Bu karar, CHP'nin iktidara yakın şirketler ve medya gruplarına yönelik boykot çağrıları ile birleşerek farklı bir boyut kazandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, gençlerin başlattığı boykotu desteklediğini ifade ederek, herkesi bu harekete katılmaya çağırdı. Özel, "Millet, devletin gerçek sahibidir. Devleti milletin karşısına dikmeye çalışanlar kaybedecek, millet kazanacak" diyerek boykotun önemini vurguladı.
Sosyal medyada hızla yayılan boykot çağrısı, bazı yayınevleri, kafeler ve restoranlar tarafından desteklenirken, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) de boykotun arkasında olduğunu belirtti.
İktidar cephesinden ise boykot kararıyla ilgili tepkiler yükseldi. Ancak Türkiye'de boykotlar ilk kez yapılmıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmiş yıllarda da çeşitli sebeplerle ekonomik boykot çağrıları yapmıştı.
2018’de Rahip Andrew Brunson'un serbest bırakılması talebiyle yapılan boykot çağrısında, "Onların iPhone'u varsa, bizim Samsung’umuz var" diyerek, 2020’de Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a karşı Fransız markalarına boykot çağrısında bulunmuştu.
2023 yılında ise, İsrail mallarına ve ABD dolarına karşı ekonomik tepkiler artmıştı. Erdoğan, İsrail’in Gazze'ye yönelik saldırıları sonrasında, İsrail’i ekonomik olarak destekleyen ürünlere karşı tepkilerin gösterilmesi gerektiğini belirtmişti.
Ayrıca, Erdoğan, yüksek enflasyon dönemlerinde büyük market zincirlerini hedef alarak fiyat artışlarını eleştirmiş ve boykotu, fırsatçılara karşı etkili bir yöntem olarak tanımlamıştı.
DW Türkçe'de yer alan habere göre, hukukçular ise boykotun anayasal bir hak olduğunu savunuyor. Anayasaya göre, boykot, ifade özgürlüğü ve vatandaşlık hakkı olarak kabul ediliyor. Anayasa Mahkemesi, Ensar Vakfı'na yönelik boykot çağrısında, ifade özgürlüğünü ihlal sayarak tazminat davasını reddetmişti.
Boykot ile ilgili hukuki süreçler halen devam ediyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, boykot çağrısı yapanlar hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı. Adalet Bakanı, iş dünyasına yönelik tehditlerin hukuki ve cezai sorumluluk taşıyacağını belirtirken, Ticaret Bakanı ise boykot çağrısı yapanlara tazminat davası açılabileceği uyarısında bulundu.