Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün CHP milletvekillerinin, yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Meclis Genel Kurulu'nda yemin etmesini "Anayasa'ya aykırı" olduğu gerekçesiyle protesto etmesine sert sözlerle yüklendi. CHP'li vekillerin kürsüyü işgâl etmesi ardından AKP'li milletvekilleriyle yaşanan kavgayı CHP üzerinden eleştiren Erdoğan, CHP lideri Özgür Özel'i de hedef aldı. Daha önce Özel'e "ana muhalefet lideri" diye seslenen ve ismini anmayan Erdoğan, "Yeni bakanlarımızın yemin etmesine engel olmak için her türlü eşkıyalığı sergilediler. Engelleyemeyeceksiniz, durduramayacaksınız, bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz ne gücünüz yeter Özgür!" diyerek, Özgür Özel'e ilk kez ismiyle mesaj verdi.
CHP'yi faşizan zihniyetle ve demokratik anlaşıyışa sahip olmamakla eleştiren Erdoğan, "Bunlar o faşist anlayıştan vazgeçemezler, iliklerine kadar işlemiş. Çirkin ve çirkef siyasetlerini Genel Kurul salonuna taşıyarak nasıl bir siyaset sergilediklerini gösterdiler. TBMM sizin keyfinize göre kavga çıkaracağınız eylem alanı mıdır? Daha ne kadar kendinizi rezil edecek, küçük düşüreceksiniz?" dedi.
Muhalefetin şiddetin dozunu artırarak anti propaganda oluşturduğunu da ifade eden Erdoğan, buna rağmen AKP'nin ve Cumhur İttifakı'nın siyasetin merkezi olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda dün yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi'nin yemin etmek üzere çağırılmasının ardından CHP, Gürlek'in yemin etmesine "anayasaya aykırı" olduğu gerekçesiyle itiraz etti. CHP'nin usul tartışmasının kabul edilmemesi üzerine muhalefet vekilleri kürsüyü işgal etti, arbede yaşandı. AKP Milletvekili Osman Gökçek, CHP Milletvekili Mahmut Tanal'a vurdu, Tanal'ın yüzü kanlar içinde kaldı. CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar'ın ise kavgada omzu çıktı. Cumhur İttifakı milletvekillerinin ortasına aldığı Çiftçi ve Gürlek, protestolar eşliğinde yeminlerini tamamladı.
Bugün AKP Kongre Merkezi'nde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na başkanlık eden Cumhurbaşkanı Erdoğan da buradaki konuşmasında dün Meclis Genel Kurulu'nda yaşanan protesto ve arbedeye tepki gösterdi.

Erdoğan'ın, Genel Kurul'da yaşananlara da değindiği konuşmasından satır başları şöyle:
"Muhalefetin şiddet, hakaret, tahrik dozu giderek artan propagandana rağmen partimiz ve Cumhur İttifakımız çekim merkezi olmayı sürdürüyor. Şu bir gerçek ki, AK Parti bugün Türkiye'nin hem en büyük siyasi partisi hem de en kurumsal siyasi hareketidir.
Bölgemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri hepimiz yakından takip ediyoruz. Unutmayın, ezberler bozuluyor. Kurumlar irtifa kaybediyor. Mevcut düzen temelden çatırdarken yerine ne geleceğini kimse kestiremiyor. Bütün bunlara baktığımızda Cumhur İttifakı'nın ülkemiz ve milletimiz açısından ne manaya geldiği özellikle bugünlerde daha iyi anlaşılıyor. Şurası tartışmasız bir hakikattir. Belirsizliklerin küresel düzeyde arttığı her gün yeni bir krizin patlak verdiği, haklının güçlü değil, güçlünün haklı olduğu günümüz jeopolitiğinde Türkiye’nin en büyük şansı AK Parti ve Cumhur İttifakı'dır, tecrübeli, liyakatli, dürüst, çalışkan kadroların iş başında olmasıdır.
Dengeli, itidalli ve stratejik aklı merkeze alan dış siyasetimizle ülkemizi krizlerin çözümünde anahtar ülke konumuna getirdik. Ana muhalefetin başındaki zat yabancılar karşısında şekilden şekle giren, biz her alanda Türkiye’yi şanla, şerefle temsil ettik ve ettirdik. Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda çok açık söylüyorum, bir Türkiye rüzgarı esiyor. Bölgesel krizlerin çözüm arayışında Türkiye’nin kapısı daha sık çalınıyor. Türkiye'nin ne diyeceği, nasıl tavır alacağı dikkatle takip ediliyor. Türkiye, gündemi belirlenen ülke değil, gündem belirleyen bir ülke olarak adından daha fazla söz ettiriyor.
Afet konutlarının ödeme planıyla ilgili müjdelerimizi halkımızla paylaştık. Öncesinde ana muhalefet partisi öncesinde 'Boş senet imzalatıyorlar' gibi zırvalarla milletimizi galeyana getirmeye çalıştı. ‘Faizle afet konutu satıyorlar’ diyerek milletin gözünün içine baka baka, açıkça yalan söylediler. Deprem bölgesine bir çivi çakmadıkları halde bir de çıkıp abuk sabuk iddialarla depremzedelerimizi hükümetimize karşı kışkırtmaya çalıştılar. Bakın şurası çok enteresan. 1939 Erzincan depremi olduğunda dönemin iktidarı vatandaşa yardım namına sadece sekiz çivi tevzi etmiş fakat bu sekiz çivi ile ev inşa etmenin sırrını milletimize öğretmemişti. Aradan 87 yıl geçti, Türkiye değişti, gelişti, güçlendi ama CHP'nin afetlere karşı yaklaşımında hiçbir değişim yaşanmadı. Dün sekiz çivi vermeyi başarı gören zihniyet, bugün de çöp konteynerleriyle, kilit taşıyla, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen pikapla övünüyor.
Depremin üzerinden üç yıl geçmiş, ortada doğru düzgün eserleri yok. Aslında 455 bin konuta kara çalmasa, çöp konteyneri ile övünmelerini bir yere kadar anlayışla karşılar, 'Çapları bu kadarmış' der geçeriz. Ama bu erdemi de göstermiyorlar. Ne iş yapıyorlar ne de bizim iş yapmamızı istiyorlar. Ne hizmet ediyorlar ne de bizim millete hizmet etmemizi istiyorlar. Kendilerini devletin yegane sahibi olarak görme huylarından bir türlü vazgeçmediler. Ey CHP, biz sizin cemaziyel evvelinizi çok iyi biliriz. Ben belediye başkanlığından geliyorum ve İstanbul'u çöp, çukur, çamur bataklığından devralan bir belediye başkanıyım. İstanbul’u bu halde devraldık, 140 kilometre öteden Istranca Dağları’ndan İstanbul'a suyu elhamdülillah biz getirdik.

Şimdi çıkmışlar, dün Meclis'te yaşanan sahneleri, inanıyorum ki izlediniz. CHP'nin faşizan ve kibirli zihniyetine hep beraber bir kez daha tanık olduk. Yeni Bakanlarımızın yemin etmesine engel olmak için her türlü eşkıyalığı, milletin kürsüsünü işgal etmek dahil her türlü zorbalığı sergilediler. Engelleyemeyeceksiniz. Durduramayacaksınız. Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz ne gücünüz yetmez Özgür.
Evet anayasal bir hak. Yeminler yapıldı mı. Yapıldı. İş bitti mi. Bitti. Ne oldu. Ne oldu. Rahat dursanız da güzel güzel bu yeminler yapılsa, olmaz mıydı? Olurdu ama bunlarda demokratik anlayış yok. Bunlar o faşist anlayıştan vazgeçemezler. Bunların iliklerine kadar sinmiş. Bozgunculuk yaparak, milli iradeye karşı edepsizlik ederek Gazi Meclis'in saygınlığına gölge düşürerek çirkin ve çirkef siyasetlerini Genel Kurul salonuna taşıyarak nasıl bir zihniyete sahip olduklarını bir kez daha gösterdiler.
Bu kendini bilmezlere sormak lazım. TBMM sizin keyfinize göre kavga çıkaracağınız bir eylem alanı mıdır? Siz Gazi Meclis'e milletin hakkını ve hukukunu savunmaya mı geldiniz? Yoksa terör estirmeye mi? Kavgayı, nefreti, öfkeyi ve hakareti yüce Meclis'e taşımaktan hiç mi rahatsız olmuyor, hiç mi utanmıyorsunuz? Daha ne kadar kendinizi rezil edecek, küçük düşürecek, size oy veren vatandaşlarımızın başını yere eğdireceksiniz? Ana muhalefetin siyaset kurumuna olan güveni dinamitleyen, Meclis'n vakarına zarar veren, hepsinden öte, aziz milletimizi rencide eden dünkü saldırılarını telin ediyor ve
Değerli kardeşlerim, biraz önce de söyledim, deprem konutları meselesinde günlerdir kendi uydurdukları yalanları köpürtmeye doyamadılar. Sonuçta ne oldu. Yalancının mumu yatsıya kadar yandı. Gizlemeye çalıştıkları hakikatler tek tek gün yüzüne çıktı. Dün açıkladık. Ne faiz söz konusu ne de vatandaşımızı mağdur ediyoruz. İnşa edilen tüm konutların altyapı bedellerini devletimiz ödüyor. Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirime gidiyoruz. Altyapıyı da dahil edince konut fiyatlarının yüzde 65’ini devlet karşılıyor. İki sene hiçbir ödeme almayacağız. Dahası ödemeler 18 yıl boyunca aynı fiyattan yapılacak. Üç artı bir konutlarımız için aylık taksit tutarımız 8750 lira. Bu fiyat değişmeyecek, 18 yıl boyunca sabit kalacak.
Bay Özgür duydun mu? Bak bir şey daha söyleyeyim sana. Peşin ödemek isteyen kardeşlerimiz 484 bin liradan neredeyse dörtte biri fiyatına evini satın alabilecek. Köy evlerimizde de şartlar aynı. 18 yıl boyunca 8100 lira sabit taksitle ödemeler yapılabilecek. Peşin ödemek isteyen olursa da 448 bin liradan alabilecek. Velhasıl kimseyi mağdur etmeden, kimseyi sıkıntıya düşürmeden devlet olarak hak sahiplerine konutlarını teslim ediyoruz. Tekrar hayırlı uğurlu olsun diyorum."