CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 95’incisi Bolu’da gerçekleştirildi. Ekrem İmamoğlu ve bazı belediye başkanlarının tutuklanmasının ardından başlatılan mitingler kapsamında düzenlenen buluşmaya binlerce kişi katıldı.
Bolu’daki mitingde, tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın kaleme aldığı mesaj da alanda okundu. Özcan mesajında, “Öğrenciye yardım etmekle suçlanıyorum” ifadelerini kullandı.
Mitingde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise Tanju Özcan’ın belediye başkanlığı döneminde hayata geçirdiği projeleri anlattı. Özel, Özcan’a yönelik tutuklama kararına tepki göstererek Bolu’da gerçekleştirilen hizmetleri tek tek sıraladı.

Özel, "Buradan bolu beylerine sesleniyorum. Siz bir başınasınız. Tanju ile beraber daha önce ifadelerini alıp zorlayıp Tanju'nun karşısına dikmeye çalıştıklarınız birbirleriyle yarışıyorlar 'Tanju Başkan yanlış bir şey yapmadı' diye. Bu meydan Köroğlu'nun meydanıdır. Evladına sahip çıkan Bolu'nun meydanıdır. Bolu kendisine sahip çıkanı, siyasi partisi yıllardır oy vermediği bir parti olmasına rağmen kendisine sahip çıkanı bildi. Onun sayesinde Bolu ile CHP arasında bir gönül köprüsü kuruldu. O günden bugüne Bolu'da bambaşka bir hikaye yazıyoruz. Tanju masumdur, Tanju Boluludur, Tanju Bolu için çalışmıştır, Bolu da ona sahip çıkmıştır" dedi.

Özel, "Tanju Başkanın asıl suçu, bu şehirde AKP'yi yenmesi. En büyük suçu ise AKP'yi, AKP ve MHP seçmeninden aldığı destekle yenmesi. Bu yüzden hedefe kondu Tanju Başkan. Tanju Başkan bir vakıf kurdu. Vakfın adı BOLSEV. İçinde her kesimden insan var. Vakıf öğrenciye burs, hasta yatağı olmayana hasta yatağı, tekerlekli sandalye ihtiyacı olana tekerlekli sandalye vermiş. Hayırseverden almış ihtiyaç sahibine vermiş" ifadelerini kullandı.
“Bir soruşturma açılmış. Kim tarafından? Tanju Başkan’a husumet duyan biri tarafından. Hangi husumet? Şu husumet; Kartalkaya yandı. Bebeler yandı, analar yandı, babalar yandı, hepimizin yüreği yandı ve bütün Türkiye, Bolu‘yla bir ağladı ya. İşte orada bu yangından sonra Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı bilirkişi görevlendirdi. Nereden? Bolu’dan. Bolu’nun insanlarının içinden. Bu bu bilirkişiler, bu namuslu Bolulu bilirkişiler üç gün süre verdiler. Fotoğrafla başladılar çalışmaya, çalışmalarına fotoğrafladılar ve videoladılar. Sonra bir rapor yazdılar. Raporda şu yazıyordu; ‘Bu yangın tamamen Turizm Bakanlığı’nın sorumluluğunda olan, ruhsatı Turizm Bakanlığı’ndan alan, denetleme sorumluluğu onda olan bir yerde çıkmıştır. Birinci sorumlu, Turizm Bakanlığı, İl Özel İdaresi.’ Bu raporu yazdılar, savcılığa götürdüler. Başsavcı aldı, ‘Olmaz bu’ dedi, ‘Buraya Bakanlığı yazamazsınız.’ ‘Yahu bunlar ruhsatı Bakanlık’tan aldı. Koca tabela. Koca otel yandı, tabela inadına kaldı; Turizm Bakanlığı’ndan ruhsatlıdır.’ ‘Nasıl yazmayız?’ ‘Yazacaksın.’ ‘Yazamam’ dediler. ‘Bir de buradan Bakanlığı çıkaracaksın. Buraya Bolu Belediyesi yazacaksın.’ Dedi ki bilirkişi, ‘Nasıl yazarız? Bolu Belediyesi’nin sınırlarının dışında. Burası Bakanlığın sorumluluğunda.’ Savcı dedi ki ‘O zaman getirmeyin raporu. Sakın imzalamayın bunu. İstifa edin bilirkişilikten, çabuk yapın bunu.’ Bu bilirkişilerin yedisi birden raporlarını verecekleri saatte ‘Mazeretim nedeniyle affımı istiyorum’ deyip bilirkişiliği bıraktılar. Savcı başka bilirkişi buldu. Bu rapor ortaya çıkınca korsan ilan ettiler. Bakanı, Bakanlığı bu işten kurtarmaya çalıştılar. İşte tam bu sırada Tanju Özcan bu başsavcıyı Hakimler ve Savcılar Kurulu’na şikayet etti. Bu başsavcı Kartalkaya yangınından bakan kurtaran başsavcı. …. İşin içine katmaya çalışan başsavcı bakıyor Tanju da bir küsur bulamıyor. Biri açık bulamıyor. Bu vakfın bağış yapanları, şirketlerin temsilcilerine çağırıyor tekrar tekrar başkası söyledi sen de söyle. Bu 3 harfli marketlerden birisi ŞOK Market, Zafer Şahin’e, AKP'ye yakın bir gazeteciye açıklama yolladı o da yayınladı. Biz şikayetçi değiliz dedi.”
“Ben buraya gelirken A101 CEO’su bizi arıyor, yana yakıla. Dediği şu, ‘Biz şikayetçi değiliz.’ E orada sizin çalışan birisinin ifadesi varmış. Bir araştırıyorlar, ‘O zaman başka yerde çalışırmış, ifadeye adımızı karıştırdılar.’ Şimdi bütün basını açıklama geçtiler. ‘Tanju Özcan bize baskı yapmadı. Tanju Özcan’dan, Bolu Belediyesi’nden şikayetçi değiliz.’ Bolu’ya duyuruyor, Türkiye’ye duyuruyor. Bolu’ya duyuruyor, Türkiye’ye duyuruyor. Şimdi üç harflilerden bir tane kaldı. Bir tane. Kim o? Şimdi ona bakacağız. Eğer o da bir gün gerçekleri söylerse bu başsavcının baskılarına boyun eğmezse o da kendi halini bilir. Bilmezse kim? Ben sorayım. Kim? Bolu biliyor. Bolu ne yapacağını biliyor mu? Ben bir şey demiyorum. Bu Bolu ile uğraşan, Bolu beyinden yana taraf olanın karşısında Köroğlu’nu bulur. O kadar söylüyorum.
Bu millet doğruyu, eğriyi bilir. Savcısına güvenen, iddiasına güvenen, iddianamesine güvenen, gelsin canlı yayında tüm duruşmaları yayınlasın. Ekrem Başkan da Tanju Başkan da sorulara yanıtları milletin huzurunda versin.
CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun mektubu CHP Bolu İl Başkanı Tahsin Mert Karagöz tarafından okudu.
İmamoğlu, mektubunda şu ifadeleri kullandı:
“Güzel Bolu’nun koca yürekli, yiğit insanları… Kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, ateş gibi gençler, güler yüzlü çocuklar… Her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum. Mübarek Ramazan’ın içimizi sevgi, sabır ve hoşgörüyle doldurmasını temenni ediyorum. Evlerinize, işlerinize bereket getirmesini diliyorum. Bugün sizlerle buluşmamıza vesile olan, örgütümüzün güçlü ve kararlı duruşunu temsil eden Bolu İl Başkanımız Tahsin Mert Karagöz’e ve onun şahsında tüm örgütümüze verdikleri kararlı mücadele için yürekten teşekkür ediyorum.”
“Sevgili kardeşlerim; pek çoğumuz, yaşadığımız ya da tanık olduğumuz ihmaller, haksızlıklar karşısında, ‘Nerede bu devlet’ diye tepki göstermişizdir. Devletimizin hukukun sınırları dışına çıktığını, milletin emrinde olmadığını görürsek; bu durumu sorgular ve itiraz ederiz elbette. Çünkü bizler, bu ülkenin 86 milyon vatandaşı, bu ülkenin, bu devletin sahibiyiz. Millet adına devleti yönetme yetkisini kullananlar hadlerini bilmek, sınırlarına riayet etmek mecburiyetindedir. Maalesef bugün, hukuk dışında hareket etmeyi kural haline getiren, kendini millete zorla dayatan bir hükümet var iş başında. Bu hükümet, kendisini devlet kurumlarından biri olarak değil, devletin ta kendisi olarak görüyor. Yasama, yürütme ve yargıyı, medyayı, tüm toplumsal hayatı kontrol ve tahakküm altında tutmaya çalışıyor.”
“Nihai olarak kontrol ve tahakküm altına almak istedikleri şey, milli iradedir. Bunlar, milletin iradesinin kendilerinden başkasına yönelmesini kabullenemiyorlar. Ve milleti baskı altına alabilmek için, milletin seçtiklerine zulmediyorlar. Aylardır bizlere ve şimdi de Tanju Özcan Başkanımıza yapılan budur. Güç ve zenginlik hırsından vicdanını, sağduyusunu yitirmiş bu kötü akıl, bu korkak ruh, bizlerle mertçe yarışmaktan kaçıyor. Kontrol altında tuttuğu yargının arkasına sığınıyor. Boluluların, Tanju Özcan’a dair fikri, kararı nettir. Onu üç dönem milletvekili, iki kez de açık farkla Belediye Başkanı seçtiler. Çünkü ona güveniyorlar. Tanju Başkan’ın, kendisi ya da birileri için değil, sadece millet için çalıştığını biliyorlar, görüyorlar.”
“Hükümetin herkesi daha yoksul ve güvencesiz hale getiren ekonomi politikalarına karşı, Cumhuriyet Halk Partili belediyeler olarak, tüm gücümüzle milletimizin yanında oluyoruz. Darda olanın, zorda kalanın, yalnız ve çaresiz hissedenin derdine derman olmak için uğraşıyoruz. Biz aslında sadece görevimizi yapıyoruz ve milletin parasını doğrudan millete veriyoruz. Bu ülkenin çocukları, gençleri en iyi koşullarda eğitim alabilsinler, aileleri bir nebze rahat edebilsin diye kreşler açıyoruz, yurtlar yapıyoruz, burslar veriyoruz. Hem de hiçbir ayrımcılık yapmadan, kimseye farklı bir gözle bakmadan... Bu suçsa; Tanju Başkan da suçlu, ben de suçluyum, hepimiz suçluyuz. Ama bu suç değil. Bu, insana insan olduğu için kıymet vermenin gereği. Bu; vatanını, milletini sevmenin gereği. Bu, vatandaşın hak ve hürriyetlerine saygı duymanın gereği.”
“Biz, siyaseti bunun için yapıyoruz. Bu ahlakla, bu sorumlulukla yapmaya da devam edeceğiz. Meydanlarda da zindanlarda da doğruları anlatmaktan, gerçekleri dile getirmekten geri durmayacağız. Bu ülke için başka ne yapabiliriz, hangi projelerle milletimizin ihtiyaç ve taleplerini karşılayabiliriz diye, çalışmaya devam edeceğiz. Herkes için, her yerde adaleti ve hürriyeti sağlayacak politikalar üretmeye devam edeceğiz. Çünkü biz, bu ülkenin geleceğiyiz. ‘Biz’ derken; herhangi bir kişiyi, bir grubu, bir partiyi kast etmiyorum. Biz; haksızlığa, zorbalığa gelemeyenleriz. Biz, kendisi için ne istiyorsa, başkası için de aynısını isteyenleriz. Biz, ‘birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için’ duygusuyla yetişmiş, bu ülkenin özgüvenli, cesur, birbirine yürekten bağlı 86 milyon vatandaşıyız. Bir avuç insanın iktidarını tarihe gömeceğiz ve Türkiye, geçim derdi nedir bilmeyen, gelecekten kaygı duymayan, mutlu ve özgür insanların ülkesi olacak. Her şey çok güzel olacak.
Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”
Tutuklu Belediye Başkanı yazdığı mektupla hemşerilerine seslendi. Özcan mektubunda şu ifadeleri kullandı:
"Değerli komşularım geçen cumartesi sabahı 06.30'da yatağımdan kaldırılarak gözaltına alındım. Suçum 527 Bolulu gence burs vermek için kaynak bulmakmış. Hastalarımıza yatak, engelli bireylerimize tekerlekli sandalye, aç olana yemek ve gıda desteği de sağladık. Bunların hepsini belediyeye bağlı vakıf üzerinden gerçekleştirdik. Hayırseverlerle ihtiyaç sahiplerini buluşturmak dışında bir şey yapmadık.
Şahsa menfaat sağlamakla değil öğrenciye yardım etmekle suçlanıyorum. Enflasyonu azdırmaktan başka bir işe yaramayan 3 harfli marketlerin şikayeti üzerine cezaevindeyim. Öğrenci kardeşlerime, engelli yurttaşlarıma, yatağa aç giren yurttaşlarıma kaynak bulmak için vakıf kurmaktan pişman değilim. Yine olsa yine yaparım. Tek üzüntüm öğrencilere burs verilemeyecek olmasıdır."