802-508-7352
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim'de PKK lideri Abdullah Öcalan’a, örgütü lağvetmesi koşuluyla, "Umut hakkı için başvurması ve TBMM’de DEM Parti Grup Toplantısı'nda konuşması" için çağrı yapması, Türkiye'nin gündeminde bomba etkisi yaratmıştı.
Cumhur İttifakı'yla DEM Parti arasında İmralı süreciyle başlayan yakınlık geleceği dair çarpıcı iddiaları da beraberinde getirdi
Bahçeli’nin yeni Anayasa'ya ilişkin; “Milli ve katılımcı, kapsayıcı, demokratik yeni bir Anayasa. Önemli olan herkesin kendisini içinde bulacağına inandığı bir yapı inşa etmektir.” sözlerine DEM Parti'den yanıt gelmişti.
Sabahat Tuncel, Bahçeli'nin yeni Anayasa çıkışını boş geçmemiş ve ; “Kürtler kendi kendini yönetecek. Ama cumhuriyette de yerini alacak. İkili yönetim olacak.” gibi skandal ifadeler kullanmıştı.
Gazeteci Müyesser Yıldız, Cumhur İttifakı'yla DEM arasındaki yakınlaşmayı ve İmralı sürecini masaya yatırarak çarpıcı bir yazıyı okuyucularıyla paylaştı.
Yıldız'ın, Türkiye gündemine bomba gibi düşen yazısından konuya ilişkin kısmı şu şekilde:
Önceki gün Barzanilerin medyasına konuşan Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFKASSAM) Başkanı Hasan Oktay, MHP ile DEM’in bayramlaşmasının anlam ve önemini vurguladıktan sonra özetle dedi ki;
DEM Parti’nin önümüzdeki günlerde, bir sürpriz olarak belki ilk defa sizin vasıtanızla duyurmuş olacağız. Belki hükümette yer almakla ilgili de bir süreçle karşı karşıya kalacağız.
Öncelikle önümüzdeki günlerde Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun seçimi var, orada DEM Partisi'ne bir kontenjan ayrıldı. Daha sonraki süreçte belki MHP örneğinde olduğu gibi, bir bakanlıkta temsil edilmeyecek, ama hükümette önemli görevler üstlenecek...
"KAPALI KAPILAR ARDINDA BAKANLIK KONUŞULUYOR"
DEM Parti belki hükümetle bakanlık şu anda zaten kapalı kapılar ardından görüşülüyor, ama henüz somutlaşmadığı için bir şey söylememiz mümkün değil.
Ama iki bakanlıkla temsil edildiğini duyarsak şaşırmamak gerekir... DEM Parti sürekli sistemin dışında tutuldu, ama bundan sonraki süreçte DEM Parti'nin sistemin içerisinde kendi görüşlerini uygulamakla ilgili bir imkân yakalayacağını yakın zamanda hep birlikte göreceğiz.”
Seçimden sonra DEM Parti'nin Cumhur İttifakı birleşenleri içerisinde siyaset yapma imkânı hazırlanacak.
“DEVRİM NİTELİĞİNDE BİR SÜREÇ” BAŞLAYACAKMIŞ
Hasan Oktay, Bahçeli’nin yeni anayasa açıklaması hakkında ise şu ilginç değerlendirmeyi yaptı:
Orada çok enteresan bilgiler var. Anayasa değişikliklerinden ziyade toplumsal olarak bütün kesimlerin kabul edebileceği bir barış ve anayasal vatandaşlık hukuku üzerinde daha fazla duruyor, ama anayasanın değişebilmesi için DEM Parti'nin az önce de ifade ettiğim gibi, hükümette yer almasıyla ilgili bir süreç. Çünkü anayasadaki maddelerin değişmesiyle ilgili 400 milletvekilinin onayına ihtiyaç var. Bu bağlamda DEM Parti ile AK Parti ve MHP bir araya gelerek heyetlerin oluşturacağı komisyonlar ve onların ortaya koyacağı bir anlaşma üzerinden anayasanın bazı maddeleri yeniden yazılabilir... Bayramdan sonra oluşacak heyetlerin ve özellikle DEM Parti'nin hükümette resmi veya gayri resmi yer almasından sonraki bir anayasa ile ilgili yeniden maddelerin gözden geçirilmesi söz konusu olacak. Yalnızca 66. madde değil, belki diğer maddeler de gözden geçirilerek bir demokratikleşme süreci hızlanacak. Burada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin en fazla üzerinde durduğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir daha seçilmesiyle ilgili maddeler üzerinde düzenleme yapılması. Tabi bu gündeme geldiğinde diğer partiler de 400 rakamını Adalet ve Kalkınma Partisi bulabilmesi açısından kendi görüşlerini ortaya koyacak bir uzlaşmayla beraber anayasa üzerinde bir tadil tamirat yapılması beklenmektedir. Bu bağlamda Devlet Bahçeli'nin hem açılım süreciyle ilgili baştan beri oldukça önemli tutumu ve hem de en son Türkgün Gazetesi'ndeki makalesi son derece önemli... DEM Parti'nin merkeze dâhil olarak hükümette ve karar alma sürecinde yer alması gerçekten çok önemli. Devrim niteliğinde bir sürecin başlamasını sağlayacak.”
Bu iddialar doğruysa; teröristbaşının “paradigması” harfiyen hayata geçiriliyor demektir... Değilse, bakalım yalanlayan çıkacak mı!..