CHP lideri Özgür Özel, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümü kapsamında depremden etkilenen illere yönelik ziyaretlerine devam ediyor. Gaziantep’in Nurdağı ilçesine giden Özel, CHP Nurdağı İlçe Başkanlığı önünde konuştu.
Konuşmasına depremde hayatını kaybedenleri anarak başlayan Özel, Nurdağı ve İslahiye başta olmak üzere depremden etkilenen tüm bölgelerde büyük bir acının yaşandığını söyledi. Özel, “Depremin büyük acısının üçüncü yıl dönümünde buradayız. Hem Nurdağı’nda hem İslahiye’de hem bütün Gaziantep’te ve 11 ilimizde depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Bir kez daha hepimizin başı sağ olsun. Böyle büyük bir faciayı bir daha yaşamamayı ümit ediyoruz” şeklinde konuştu.

CHP’nin deprem bölgelerindeki rolüne değinen Özel, “Ziyaretimizin temel amacı elbette yeniden taziye ve geçmiş olsun dileklerimizi iletmek. Ama bir yandan da ülkenin ana muhalefet partisi olarak denetim görevimizi yerine getiriyoruz, eksiklikleri dile getiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında CHP’nin iktidar hedefini de vurgulayan Özel, partilerinin yalnızca eleştiren değil, çözüm üreten bir anlayışla hareket ettiğini belirtti. Özel, “Ülkenin iktidar namzeti olan, iktidar olmak için seçim bekleyen; bugünden yapılacak seçime, ülkeyi yönetmeye kadrolarıyla ve programıyla hazır olan bir siyasi parti olarak buradayız” dedi.
6 Şubat depremlerinin yaşandığı dönemde iktidarın deneyimsiz olmadığını söyleyen Özel, “Deprem günü yaşandığında bu iktidar 21 yıllık bir iktidardı. Koalisyon ortağı olmadan, çoğunluk kendisinde olarak, yani mazeretsiz şekilde ülkeyi yönetiyordu” ifadelerini kullandı.
Deprem için toplanan vergilerin kullanımına dikkat çeken Özel, yıllar boyunca önemli miktarda kaynak elde edildiğini ancak bu kaynakların afetlere hazırlıkta yeterince kullanılmadığını savundu. Özel, “Deprem vergileri toplamış. Milyar dolar değil, trilyon dolar. 21 yıl boyunca deprem vergisi toplanmış ama kentler depreme dirençli hale getirilememiş” dedi. İmar düzenlemeleriyle de ek gelir sağlandığını ifade eden Özel, buna rağmen depremin yaralarının sarılmasında ciddi eksiklikler yaşandığını belirterek, “Mazeretsiz, yıkımdan sorumlu bir iktidarla karşı karşıyayız” ifadesini kullandı.
Konuşmasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin deprem sürecindeki rolüne de değinen Özel, ordunun ilk günlerde sahaya çıkarılmadığını savundu. Özel, “Üç gün boyunca Türk Silahlı Kuvvetleri tüm donanımıyla, eğitimiyle beklerken, ‘Orduyu kışladan çıkarmak kolay, geriye sokmak zor’ denilerek bir darbe paranoyasıyla Mehmetçik üç gün sonra sahaya çıkarıldı. Yine de inanılmaz işler başardı, canlar kurtardı. Hepinizin malumu, depremde kayıp dediğin en fazla ilk 24 saat ve 72 saatte olur. Bu hallerde üç gün boyunca ordunun içeride durmasının açıklanabilir hiçbir tarafı yok” dedi.
Özel, “Ordu neredeydi?” sorusunun siyasi bir tartışma olmadığını vurgulayarak, “Bu soruyu ben sormadım, muhalefet partilerinin liderleri sormadı. Bu soruyu enkaz başında bekleyen, yakınından umudu kesen depremzedeler sordu. Biz bu soruya cevap veremedik” dedi.
Geçmişteki depremler üzerinden yapılan eleştirileri hatırlatan Özel, yaşananların önceki dönemlerle kıyaslandığında çok daha ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek, "Mesela rahmetli Ecevit'e diyordu ki: '3 gün oldu hala çadır sırası' diyordu. Biz 33'üncü gün çadır sırası gördük arkadaşlar. Ecevit'e ne söylediyse bin beterini ülkeye yaşattığı için depremzedelere şöyle diyordu. 'Sakın ha sakın. Başkasına meyletmeyin. Mutlaka oyu bana verin. Onlar daha iktidara alışana kadar biz tecrübeliyiz. Deprem konutlarını yapacağız bir yıl içinde. Bir yıl sonra konteynerda kimse kalmayacak" şeklinde konuştu.
Özel'in konuşması şöyle;
"Konteyner kenti ziyarete geldim. Konteyner kentte kaç kişi yaşıyor? 4 bin 500 kişi var. Ne olacak şimdi? 'Oyu bana verin bir yıl içinde' diyordu. Ben birinci yıl geldim arkadaşlar. Birinci yılda Türkiye'de yüzde 2,4. Yani 100 depremzedenin 2.5'u girmiş, 98'i dışarıdaydı. İkinci yıl geldim sözünü tuttu mu diye yüzde 30. Depremzedenin yüzde 70'i dışarıdaydı. Üçüncü yıl geldi, övünüyorlar. İnsan çatlar. Ya nasıl bir şey bu? Bununla övünülür mü? Utanılacak durumdan övünüyoruz. Bir yıl dediğin işi üç yılın sonunda tam yapmamışsın. Yüzde 70'ine anahtar dağıtmışsın bununla övünüyor. Ne olacak geri kalan yüzde 30?
TOKİ'nin teslim ettiği evlerde en az 100 bin lira. Kimi evde 300 - 400 bin lira masraf var. Çatıdan su sızmış, parke kabarmış, kapının kolu yok... Bunlar depremzedenin anlattığı işler. Anahtarı aldın, geçemedin. Aidat başlıyor. Aramaya başlıyorlar 'aidat borcunu öde' diye. Bunların hepsi bu kentin gerçekleri.
Sayın Erdoğan bana diyor ki 'Ankara'da otur. Ankara merkezli siyaset yap'. Ben oturmayıp sokağa çıkınca, vatandaşın hatrını sorunca, Türkiye'yi dolaşınca bana kızıyor. Bana diyor ki: 'Depremde neredeydin?' Nurhak'a ilk ben gittim. Sayın bakalım. Erdoğan kaç kez gelmiş, ben kaç kez gelmişim. Bugün 50'nci ziyaretim deprem bölgesine. Erdoğan'ın kendisi 38 kere gitmiş. Neyle? 14 uçakla devletin bütün helikopterleriyle, bütün imkanlarla...
Sorayım burada konteyner kenttekilere. Sıcak salonların kalbi soğumuş, taşlaşmış Erdoğan'ı sana söylüyorum. Gel de bir insan içine karış bakalım. Bir sor, derdin tasan var mı diye. Üç yıl vadeli söz tutulup 1 yıl önce yapacağım diye sözün yüzde 70'ini üç yıl sonra tutun. Peşin peşin sevinilmez. Hiç peşin peşin sevinme. Sandık geliyor, hesap orada görülecek senin."