SİYASET
SİYASET HaberleriErdoğan, BlackRock CEO’su Larry Fink ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BlackRock CEO’su Larry Fink ile kapalı kapılar ardından görüştü. Tüm saray erkanının tam kadro katıldığı bu önemli toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.
- A-
- A
- A+
Polis-adliye kamuflajlı siyasi magazin gelişmelere ve de bu bağlamda üretilen haberlere takılıp kalmadıysanız, dikkatinizi çekmek isterim… Dün akşam saatlerinden itibaren Türkiye üzerinde oynanan oyunlarda hayati gelişmeler yaşanıyor….
Erdoğan, BlackRock CEO’su Larry Fink ile kapalı kapılar ardından görüştü. Tüm saray erkanının tam kadro katıldığı bu önemli toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.
Toplantıya, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ve AKP'nin ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci de katıldı.
Kapalı kapılar ardında yapılan toplantıda yatırım, enerji güvenliği ve küresel ekonomik gelişmelerin ele alındığı belirtiliyor.
Bu gizemli görüşmenin hemen ardından ABD Başkanı Trump, konu İran savaşı gibi gözükse de Tayyip Erdoğan’ı en yüksek perdeden övdü ve “ Erdoğan harika bir lider “ dedi.
Rastlantı mı?..
HAYIR!..

İstanbul’da , Dolmabahçe’de kapalı kapılar ardında gerçekleşen gizemli toplantı ile ilgili PARA ANALİZ ’de çıkan habere dikkatlice göz atın;
-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın en büyük varlık yönetim şirketlerinden BlackRock’un CEO’su Larry Fink ile İstanbul’da kritik bir görüşme gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre görüşme:
Kapalı kapılar ardında gerçekleşti. Resmi bir ortak bildiri yayımlanmadı. Ancak toplantının içeriğine ilişkin önemli ipuçları ortaya çıktı. Toplantıya Türkiye’nin ekonomi yönetiminin en kritik isimleri de katıldı:
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek,Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Dünya Ekonomik Forumu yöneticilerinden Alois Zwinggi. Bu katılım, görüşmenin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda yüksek düzeyli ekonomik koordinasyon niteliği taşıdığını gösterdi.
ANA GÜNDEM: YABANCI YATIRIM VE TÜRKİYE EKONOMİSİ
Görüşmenin en önemli başlıklarından biri:
Türkiye’ye yabancı sermaye çekilmesi. Ankara’nın son dönemde: Ortodoks ekonomi politikalarına dönüş, Enflasyonu düşürmeye yönelik program, Finansal istikrar adımları ile uluslararası yatırımcıyı yeniden çekmeye çalıştığı biliniyor.
BlackRock’un son dönemde Türkiye piyasalarına ilgisinin artması da bu sürecin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
ENERJİ GÜVENLİĞİ VE ORTA DOĞU RİSKİ
Toplantının bir diğer kritik başlığı ise:
İran savaşı ve enerji piyasaları
Hürmüz Boğazı’ndaki riskler, Küresel enerji arzı üzerindeki baskı, Petrol fiyatlarındaki yükseliş. Türkiye’nin enerji koridoru rolü nedeniyle özel önem taşıyor. Enerji Bakanı Bayraktar’ın toplantıda yer alması, enerji altyapısı ve iş birliklerinin de gündeme geldiğine işaret ediyor.
TÜRKİYE “BÖLGESEL MERKEZ” OLMA MESAJI VERDİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmede: Türkiye’nin jeopolitik avantajlarını, Bölgesel istikrar sağlayıcı rolünü, Küresel yatırımcılar için sunduğu fırsatları vurguladığı değerlendiriliyor.
Aynı gün düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu toplantısında da Erdoğan, Orta Doğu’daki savaşın küresel ekonomi üzerindeki risklerine dikkat çekmişti.
DİJİTAL FİNANS VE YENİ ALANLAR DA MASADA
BlackRock CEO’su Larry Fink’in son dönemde: Tokenizasyon, Dijital varlıklar,
Finansal teknolojiler konularına yaptığı vurgu dikkate alındığında, görüşmede: fintech ve dijital finans alanlarının da ele alınmış olabileceği ifade ediliyor.
TÜRKİYE’YE ARTAN İLGİ
BlackRock’un yönettiği varlık büyüklüğü: 14 trilyon doların üzerinde.
Şirketin son dönemde Türkiye varlıklarına ilgisini artırması: Türkiye’nin “dönüm noktasında” olduğu algısını güçlendiriyor. Uluslararası yatırımcı güveninin yeniden tesis edilmesi açısından önemli görülüyor.
***
ABD’de 'İsviçre çakısı' şeklinde tabir edilen, kriz dönemlerinde hortlayan ve trilyonlarca doları yöneten ve siyasi dayatmalarda bulunan BlackRock’ın Türkiye aşkı hayra alamet mi?..
Konuyu, dünyadaki gelişmeleri çok yakından takip eden 22’nci dönem milletvekili Emin Şirin’e sordum. Şirin’in değerlendirmesi aynen şöyle;
“ Ortaya çıkan tablo, sıradan bir diplomatik trafik olarak geçiştirilemez. Burada eş zamanlı ilerleyen üç hat olduğu görülüyor: askeri yeniden konumlanma, siyasi yakınlaşma ve ekonomik-finansal yeniden dizilim.
Bir yanda Türkiye’de NATO çerçevesinde yeni bir kolordu yapılanmasının konuşulması, hatta belli ölçülerde fiilen başlaması… Bu, yalnızca teknik bir askeri düzenleme gibi ele alınamaz. Daha geniş çerçevede bakıldığında, Türkiye’nin ittifak içindeki rolünün, kriz anındaki fonksiyonunun ve bölgesel yükümlülüklerinin yeniden tarif edilmekte olduğu izlenimi doğuyor. Üstelik bu başlık, Türkiye içindeki ‘çözüm süreci’ tartışmalarıyla, Kuzey Irak hattındaki Barzani-PKK denkleminde yaşanan gelişmelerle ve ABD-İsrail-İran savaşı bağlamında Washington’un Ankara’dan ne beklediği sorusuyla birlikte düşünülünce daha da anlam kazanıyor. Demek ki, mesele yalnızca askeri mimari değil; aynı zamanda siyasi ve jeostratejik bir hazırlık süreci.
Diğer yanda Donald Trump’ın, İran savaşı bağlamında sıkıştıkça hem NATO’ya hem Suudi Arabistan’a karşı sertleşen, yer yer diplomatik ölçüleri zorlayan ve alışılmış müttefiklik dilinin dışına taşan üslubu… Buna karşılık Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik belirgin biçimde farklılaşan, zaman zaman fazlasıyla sıcak ve övgü dolu tonu… Neredeyse herkese sertleşen bir siyasi figürün Ankara’ya ayrı bir parantez açması herhalde rastlantı gibi görülemez. Burada kişisel sempatiyi aşan, daha hesaplı ve işlevsel bir yaklaşım aranmalı.
***
Bu çerçevede Trump’ın ‘Erdoğan’dan bazı şeyleri yapmamasını istedim, o da yapmadı’ mealindeki ifadesi ayrıca dikkat çekici. Bu tür bir cümle, iki lider arasında kamuoyuna açık olmayan bazı başlıklarda bir eşgüdüm veya en azından karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği izlenimini doğuruyor. Bu bağlamda akla gelen ihtimallerden biri de Türkiye’nin Gazze başta olmak üzere bazı dosyalarda daha sınırlı veya kontrollü bir pozisyon almasının talep edilmiş olabileceğidir. Eldeki verilerle bu başlığı kesinleştirmek mümkün değil; ancak ihtimalin kendisi bile mevcut tabloyu anlamak açısından kayda değerdir.
Ve aynı anda Larry Fink yönetimindeki BlackRock’ın Türkiye’ye yönelmesi… Burada söz konusu olan yapı sıradan bir fon yönetim şirketi değil; dünyanın en büyük varlık yönetim güçlerinden biri. Yönettiği ve etkilediği sermaye hacmi, birçok ülkenin milli gelirini aşan bir ölçeğe işaret ediyor. Dolayısıyla BlackRock’ın, yanında ciddi bir yatırımcı grubuyla Türkiye’ye gelmesi, protokol icabı yapılmış bir ziyaret olarak görülemez. Bu, Türkiye’ye ilişkin daha geniş ölçekli bir ekonomik planlama ve stratejik pozisyon alma arayışının işareti olarak okunmalı. Beraberindeki yatırımcı grubunun kompozisyonunun kamuoyunda yeterince görünür olmaması da bu ilginin mahiyeti hakkında soru işaretlerini artırıyor.
Bütün bunlar yan yana konduğunda, ortada yalnızca bir dış politika başlığı değil; askeri, ekonomik ve finansal boyutları olan daha derin bir yeniden konumlanma ihtimali beliriyor.
***
Özellikle enerji sektörü bu çerçevede öne çıkıyor. BOTAŞ, Türkiye Varlık Fonu bünyesindeki bazı önemli varlıklar ve Tüpraş gibi stratejik şirketler üzerinden şekillenebilecek olası ortaklıklar, hisse ilgileri veya yeniden yapılandırma süreçleri dikkatle izlenmeli. Görünen o ki, önümüzdeki dönemde Türkiye’ye özellikle enerji eksenli, önemli ölçekte Amerikan sermayesi girişleri gündeme gelebilir. Bu sürecin, salt finansal bir akıştan ibaret kalmayıp stratejik alanlarda daha derin bir ekonomik yerleşmeye zemin hazırlama ihtimali de göz ardı edilmemeli.
Ancak mesele yalnızca sermaye girişi değildir.
Burada en az yatırım kadar önemli olan, o yatırımın hangi finansal ve hukuki zeminde gerçekleşeceğidir.
Devlet Bahçeli’nin son dönemde kara para ile mücadeleye yaptığı vurgu bu açıdan dikkatle okunmalı. Bu tür mesajlar yalnızca iç politikaya dönük değil, aynı zamanda dışarıya verilmiş sinyaller olarak da değerlendirilmeli. Çünkü büyük uluslararası sermaye, özellikle Amerikan finans çevreleri, gri alanların, kayıt dışı akışların, narko-doların veya kaynağı tartışmalı fonların belirleyici olduğu bir ortama kolay kolay girmez. Girecekse de, önce o zeminin disipline edilmesini ve uluslararası standartlara yaklaştırılmasını ister.
Larry Fink ve temsil ettiği yapı bu nedenle ayrıca önemlidir. BlackRock yalnızca yatırım yapan bir kuruluş değil; aynı zamanda risk okuyan, standart koyan ve girdiği ülkelerde oyunun kurallarını etkileme kapasitesine sahip bir aktördür. Böyle bir yapının Türkiye’ye ilgisi şu soruyu da beraberinde getiriyor: Türkiye’ye sadece sermaye mi geliyor, yoksa belirli yönetsel ve finansal standart beklentileriyle birlikte yeni bir ekonomik disiplin çerçevesi mi oluşuyor?
***
Bu tür girişimlerin örtük mesajı çoğu zaman aynıdır:
Sermaye gelir, ama kendi denetim refleksiyle, kendi hukuk beklentisiyle ve kendi şeffaflık talebiyle gelir.
Tam da bu noktada Mehmet Şimşek’in ekonomi politikasıyla bu sürecin kesiştiği görülüyor. Şimşek’in kayıt dışılık, finansal disiplin ve uluslararası normlara uyum konularına verdiği önem, Türkiye’yi büyük ve ‘temiz’ sermaye için daha uygun hale getirme çabasının da bir parçası olarak okunabilir. Çünkü büyük ölçekli küresel fonlar yalnızca getiri değil, aynı zamanda öngörülebilirlik ve güven arar.
Dolayısıyla ortaya çıkan tablo sadece ekonomik değil; aynı zamanda finansal mimarinin yeniden inşasına işaret ediyor.
***
İşin siyasi tarafı ise daha karmaşık. Neo-con çevrelerde, örneğin Michael Rubin gibi kendilerini oldukça serbest ifade eden bazı isimlerin sertleşen ve zaman zaman tehditkâr bir mahiyet kazanan söylemleri… İsrail çevrelerinde ve ABD’deki bazı Siyonist odaklarda Erdoğan’a yönelik derin güvensizlik… MAGA evreninin bazı kesimlerinde mesafeli bir yaklaşım… Bütün bunlar ortadayken, Ankara ile Trump hattı arasında oluşan görece sıcak ton daha da dikkat çekici hale geliyor. Bu da Washington’daki farklı güç merkezlerinin Türkiye’ye aynı perspektiften bakmadığını gösteriyor.
Buna rağmen Ankara’nın, Washington hattını tamamen kaybetmek yerine, tersine bu ilişkiyi hem askeri hem ekonomik kaldıraç olarak birlikte kullanma arayışında olduğu anlaşılıyor. Türkiye bir yandan NATO ve bölgesel krizler bağlamında vazgeçilmezliğini tahkim etmeye, diğer yandan bu jeopolitik ağırlığı ekonomik fırsata dönüştürmeye çalışıyor olabilir.
Ortaya çıkan tablo kabaca şudur:
Askeri alanda NATO üzerinden yeniden konumlanan bir Türkiye…
Ekonomik alanda özellikle enerji sektöründe yoğunlaşabilecek büyük ölçekli sermaye ilgisi…
Finansal alanda ise daha sıkı denetim ve şeffaflık yönünde artan bir disiplin baskısı…
Bu üçü birlikte okunmadan resim anlaşılamaz.
Ve bu tür süreçler çoğu zaman sessiz başlar; fakat sonuçları son derece gürültülü olur. Çünkü mesele yalnızca dış kaynak girişi değil, devletin stratejik alanlarının kimlerle, hangi şartlarla ve hangi karşılıklar üzerinden yeniden şekilleneceğidir.
Asıl soru şudur:
Türkiye bu süreci kendi stratejik ağırlığını artıracak, pazarlık gücünü yükseltecek ve milli çıkarlarını tahkim edecek şekilde mi yönetecek?
Yoksa askeri rolünü genişletirken, ekonomik ve finansal alanda dışa, özellikle ABD’ye bağımlılığı daha da derinleştiren bir hatta mı sürüklenecek?
***
Değerli YENİÇAĞ okurları, sabrınız için çok teşekkür ederim…
Bahçeli'den İzzet Ulvi Yönter'in istifasına ilişkin ilk açıklama
'Polis kamerasından paparazi çıkaran düşmüşlüğe lanet olsun!'
Erdoğan, BlackRock CEO’su Larry Fink ile görüştü
Asırlık Türk devi Fişek Hırdavat resmen iflas etti
File Market, yüzde 280 kazançla satmış
'Pamuktan teknolojiye uzanan bir ekosistem kurduk'
UEFA Kupası İstanbul’daki Final Öncesinde Görücüye Çıktı!
SANAT VE BASIN EL ELE: ÜSKÜDAR SANATLA BULUŞTU
Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı
Marmaris Belediyesi’ne gece yarısı polis baskını
Şaban Kazdal Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildi
Kocaeli’de eğlence mekanına kurşun yağmuru
Mehmet Arı, YSK üyeliğine seçildi
A Milli Takımı Play-off finaline yükseldi
Pestisit oranı en yüksek meyve ve sebzeler
'Geçici olarak bazı zorluklar yaşayabiliriz'
Motorine yine 6,10 TL'lik dev zam geliyor
Feti Yıldız'dan dezenformasyon yasası eleştirisi
'Temiz eller operasyonunu, sadece eli tertemiz olanlar yapabilir'
'Çocuk ölümleri milli güvenlik sorunu'
'Türkiye'yi yönetenler acil tedbir almalı'
Kuşadası'nda 23 ülke güzelini ağırlayacak
'Çocuklarımızı korkuyla okula gönderiyoruz'
Hane halkının enflasyon tahmini yüzde 49 oldu
İran'a karşı bizi yalnız bıraktınız bunu unutmayacağız
Türkiye'nin ilk yerli zırhlı SUV aracı göreve başladı
54 taşınmaz özelleştirme kapsamına alındı
'Türkiye’nin gri listeye girme riski yok'
'Sporla İç İçe Bir Yaşam Merkezi Kuruyoruz'
Şanlıurfa'da 50 ton bozuk tavuk eti ele geçirildi
Yükleniyor






