802-508-7352

Erdoğan bu 19 suçlamayla tutuksuz yargılanmışken, İmamoğlu neden hâlâ ‘gizli tanık’ tutuklusu?

Bugün bir adım daha ileri gidip, 2002 yılında dönemin eski seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılan suç duyurusunda yer alan 19 somut iddiayı yazıyorum;

Erdoğan bu 19 suçlamayla tutuksuz yargılanmışken, İmamoğlu neden hâlâ ‘gizli tanık’ tutuklusu?

Bayram öncesi İstanbul’un seçilmiş iki Büyükşehir Belediye Başkanı için açılan 2 davadaki ana suçlama maddelerini yazmıştım.

Biri 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan’a, öteki de 19 Mart 2025 sabahı Ekrem İmamoğlu’na yöneltilen ana suçlama maddeleriydi.

İkisine de aşağı yukarı aynı maddelerden suçlama yöneltilmişti.

Ama savcıların sunduğu ayrıntılı olaylar farklıydı.

Bugün bir adım daha ileri gidip, 2002 yılında dönemin eski seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılan suç duyurusunda yer alan 19 somut iddiayı yazıyorum:

Hangi ihalelerde suç iddiası vardı?

Sanık Recep Tayyip Erdoğan hakkında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce personelin taşınması için servis kiralama işi ihaleleri;

  1. 167 hat üzerinden 3.1.1995’te
  2. 179 hat üzerinden 17.12.1996’da
  3. 173 hat üzerinden 26.12.1995’te
  4. 130 hat üzerinden 19.02.1998’de
  5. 82 hat üzerinden 19.02.1998’deki isnatları İstanbul metrosu birinci aşama inşaatı sanık hakkındaki isnatların TCK’nın 205'inci maddesine,
  6. Fatih Arapemini Katlı Otopark İnşaatı ihalesinin TCK’nın 205’inci maddesine,
  7. 12.11.1996’da 200 bin adet, 23.10.1997’de 403 bin adet, 12.11.1998’de 450 bin adet fidan, 500 bin adet süs bitkisi, 51 bin adet yol ağacı ihalesinin TCK’nın 205’inci maddesine

Akbil, araç kiralama suçlamaları nelerdi?

  1. İSBAK A.Ş. tarafından yapılan araç kiralanması işine yönelik eylemlerin TCK’nın 366/2’nci maddesine,
  2. KİPTAŞ ihalelerine ilişkin; 6.10.1998’de yapılan İkitelli 4’üncü etap konut inşaatı ihalesine TCK’nın 202, 205'inci maddelerine,
  3. HALK EKMEK A.Ş.’nin 25.9.1998’de Edirnekapı fabrikası ekmek taşıma ihalesinin TCK’nın 366/2’nci maddesine,
  4. AKBİL eylemlerinin TCK’nın 202’nci maddesine,
  5. 15.4.1997 ve 21.4.1998’de personel servis ihalesinin TCK’nın 366/2’nci maddesine,

Doğal gaz, kitap basımı...

  1. Doğal gaz el kitabı basım ve dağıtım ihalesinin TCK’nın 202'nci maddesine,
  2. İstanbul Dergisi, hikaye ve boyama kitabı basımı ihalelerinin TCK’nın 202’nci maddesine,
  3. Radyo reklamı, takvim arkalığı, açılış-organizasyon ve kolonyalı mendil ihalesinin TCK’nın 202’nci maddesine,

İGDAŞ ihalelerinde ironi şirketine verilen işler

  1. İGDAŞ ihalelerinde İroni şirketine yapılan ihalelere ilişkin iddiaların TCK’nın 202’nci maddesine,
  2. Sticker-yapıştırma ihalesi, İGDAŞ tanıtım filmi ihalesi ve Avrasya maratonu açılışı-organizasyon ihalelerinin TCK’nın 202’nci maddesine,
  3. Mobil tahakkuk sistemi ile sayaç okuma ihalesinin TCK’nın 202 ve 212’nci maddelerine, 3628 sayılı “Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun” 17/2’nci maddesi uyarınca yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verildi.

Bu 11 suçlama TCK’nın hangi maddelerine göre suçtu?

Başsavcılık işte tek tek ayrıntısını verdiğim bu iddiaları, daha önce de yazdığım gibi şu 6 suç kategorisi içinde toplamıştı:

 (*) Cürüm işlemek için teşekkül meydana getirmek ve bu teşekkülü yönetmek (TCK’nın 313’üncü maddesi) Danıştay 2’nci Dairesi’ne gönderildi.

(*) Nitelikli zimmet (TCK’nın 202/2, 80’inci maddeleri)

(*) Devlet alım ve satımlarında çıkar sağlamak (TCK’nın 205, 80’inci maddeleri)

(*) Rüşvet almak (TCK’nın 212/1’inci maddesi)

(*) Görevde yetkiyi kötüye kullanmak (TCK’nın 240’ıncı maddesi)

(*) Artırma ve eksiltmeye hile karıştırmak (TCK’nın 366/2’nci maddesi)

Bir tek gizli tanık yok; o görmüş, bu görmüş yok

Dikkat edin.

İddiaların hiçbiri kim ve ne olduğu belirsiz “gizli tanık” ifadelerine,

“İhbarcı” adı altında ortaya çıkıp da gördüğünü söylediği toplantılarda cep telefonu bambaşka yerlerde sinyal veren ve normal olarak bir hakimin anında reddetmesi gereken itibarsız ihbarcılar yok.

Suçlamalar, belgeler üzerinden yapılıyor. Üstelik parasal değerleri İmamoğlu’nunkinden kat kat fazla.

Suçlamayı yapan da Cumhuriyet Başsavcısı.

Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemden bir fotoğrafı

Ne evine sabah baskını yapıldı ne tutuklandı

İşte böyle bir somut suçlama tablosu ile yargılandı dönemin seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı.

Ne 20 araba ile evine baskın yapıldı

Ne eşinin ve çocuklarının önünde alınıp götürüldü...

Ne 4 gün gözaltında tutuldu

Ne de tutuklanıp Silivri gibi, Ergenekon ve Balyoz skandallarından sonra artık adı Esad rejiminin Sednaya’sı ile aynı seviyeye inen bir cezaevine konuldu.

Davası normal olarak görüldü.

Bazılarına sadece avukatları girdi.

Ve sonunda beraat etti.

Bazıları da Rahşan Affı'na girdi.

Vicdan sahibi bir savcı, hakim veya siyasetçi bize bu çifte standardı açıklasın

Şimdi vicdanı olan hangi savcı, hangi hakim, hangi siyasetçi bize bunu mantıklı ve ikna edici gerekçelerle açıklayabilir?

Var mı öyle biri?

Erdoğan 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına 1 milyon oyla seçilmişti.

Bu da İstanbul halkının oylarının sadece yüzde 26’sıydı.

Yani her 4 İstanbul vatandaşından sadece biri ona oy vermişti.

Onun dışında 4 adayın oyları neredeyse birbirine eşit bölündüğü için aradan çıkmıştı.

İmamoğlu daha 1 yıl önce yüzde 52 oyla seçildi.

4.5 milyon İstanbullunun oyunu aldı.

Üstelik bu üst üste üçüncü seçimiydi ve her seçimde oyunu daha da yükseltti.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç

Adalet Bakanı çıkıp bize bu çifte standardı izah etsin

Adalet Bakanı yüzümüze baka baka “bu bağımsız ve tarafsız yargının kararı” diyor.

Öyleyse bu çifte standart nedir?

Yani “Erdoğan’ın kaçma ve delilleri karartma ihtimali yoktu, İmamoğlu’nun var” mı diyeceksiniz?

Allah aşkına yukarıda yazdığım suçlama tablosuna bir bakın.

Neyle açıklayacaksınız İmamoğlu’nunkinden çok daha somut, öyle herkesin gülüp geçtiği, kim olduğu belirsiz gizli tanıklara değil; Cumhuriyet Başsavcısının resmi belgeler üzerinden yaptığı suçlamaları tutuksuz yargılayıp, daha şimdiden çökmüş bir davayı süresi seçime kadar gidebilecek insafsız bir cezaya çevirme hazırlığınızda oluşunuzu?

Bu bal gibi bir siyasi davadır

Çıkın artık dürüstçe itiraf edin.

Bu sapına kadar siyasi bir davadır.

Türk halkı da dünya kamuoyu da bunun bal gibi siyasi bir karar olduğunu biliyor.

Bilin ki bu kararla Türk yargısının itibarına çok ama çok ağır bir darbe vuruldu.

Bu yarayı sarmak çok uzun zaman alacak ve Türkiye’nin hem sosyal yapısına hem de itibarına tahmininizin ötesinde büyük zarar verecek.

Bu dava bir gün Yassıada ile aynı hizaya yazılabilir

Ve yine bilelim ki, yanlışlıklar düzeltilmediği taktirde bu davanın Türk siyaset ve adalet tarihindeki yeri Yassıada Mahkemeleri kadar farklı olmayacak.

"İkisi arasında ne fark var?" derseniz cevabı da şudur:

Bir tek “bebek ve don davası…”

Ve son bir hatırlatma...

Yassıada’da yargılanıp idam edilen o insanlar, bugün İstanbul’un en mutena yerlerinden birindeki anıt mezarlarında yatıyor.

Her yıl törenlerle anılıyor.

Bahçeli’nin temennileri için bir niyet mektubu olabilir

O nedenle sözlerimi şöyle tamamlayacağım.

Bu siyasi bir karardır ve yine siyaset düzeltmelidir.

Düzeltmenin ilk adımı da İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuksuz yargılanmasının sağlanmasıdır.

Ve herkes de bunun Ankara’dan gelecek bir mesajla sağlanabileceğini biliyor.

Ayrıca bu, dün sağlığına kavuştuğunu gördüğümüz MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Bayramın birinci günü Türkgün Gazetesi'ne yazdığı yazıda önerdiği adalet ve demokrasi temennisinin samimiyeti konusunda da çok etkili bir niyet mektubu olurdu.

İnanılmaz iki tablo; 2002’de tutuksuz, 2025’te tutuklu

Erdoğan’la aynı suçlamalarla karşılaşıp tutuklu yargılanan İmamoğlu ve arkadaşlarına bakıp ne düşünmeliyiz? Solcular, İslamcı ve sağcılardan daha mı mert?

Bayram sırasında siyasî bir şey okumamaya karar vermiştim…

Ama MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bayram dolayısıyla Türkgün gazetesine yazdığı yazıyı okuyunca kendimi tutamadım.

İki defa baştan sona okudum.

Bugünkü güçlendirilmiş başkanlık hükümeti sisteminin işleyişi ile ilgili görüşlerine katılmasam da temennilerine büyük ölçüde katıldığım bir yazı bu.

Özellikle “yargı” başlığı altında yazılanlara tamamen katılıyorum.

MHP lideri Devlet Bahçeli

Bahçeli’nin adalet ve yargı için temennileri

Diyor ki Bahçeli;

“Sağlam teminatlara bağlanmış bir yargı bağımsızlığı demokratik rejim için hayati önemdedir.”

Aynı görüşteyim.

Hemen altında iki temenni:

“Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının geliştirilmesi, hukuk güvenliğinin güçlendirilmesi, adalete erişimin kolaylaştırılması…”

“Devlet şefkatinin ülkemizin en ücra köşesindeki vatandaşlarımız tarafından hissedilmesi, adaletin hâkim olması…”

Hepsi de gönülden katıldığım temenniler…

Şimdi bu sözlerin ışığında, yakın tarihimizin iki çok önemli siyasetçisinin başına gelenlere bakalım.

Erdoğan'ın İBB Başkanı olduğu dönem

Yıl 2002: İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı Erdoğan’a suçlamalar

Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 13 Mart 2002’de İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile o günkü Başkanı Ali Müfit Gürtuna hakkında, 1994 – 2000 dönemine ilişkin Danıştay’a ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Suçlamalar şunlardı:

(*) Cürüm işlemek için teşekkül meydana getirmek ve bu teşekkülü yönetmek. (TCK’nın 313’üncü maddesi). Danıştay 2’nci Dairesi’ne gönderildi.

(*) Nitelikli zimmet (TCK’nın 202/2, 80’inci maddeleri).

(*) Devlet alım ve satımlarında çıkar sağlamak. (TCK’nın 205, 80’inci maddeleri).

(*) Rüşvet almak. (TCK’nın 212/1’inci maddesi).

(*) Görevde yetkiyi kötüye kullanmak. (TCK’nın 240’ıncı maddesi).

(*) Artırma ve eksiltmeye hile karıştırmak. (TCK’nın 366/2’nci maddesi).

Ekrem İmamoğlu, İBB'deki makam odasında

YIL 2025: İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’na suçlamalar

Aradan 23 yıl geçti.

Şimdi İstanbul’un bir başka seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında suçlamalar yapılıyor.

Gelin bugün İmamoğlu hakkındaki suçlamaları da alt alta yazalım:

(*) TCK 220: Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetmek ve bu örgüte üye olmak.

(*) TCK: 252: Rüşvet.

(*) TCK 235: İhaleye fesat karıştırma.

(*) TCK 236: Edimin ifasına fesat karıştırma.

(*) TCK 250: İrtikap.

(*) TCK 158/1: Nitelikli dolandırıcılık-kamu kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle.

Sayın AKP’liler ve MHP’liler, ikisini yan yana yazıp okuyun lütfen

Şimdi lütfen bayram rahatlığından biraz kurtulup 2002’de Erdoğan’a ve 2025’te İmamoğlu’na yöneltilen suçlamaları yan yana yazıp bir kere daha okuyun.

Sayın AKP’li ve MHP’liler rica edeceğim siz de bir kere daha okuyun.

Aralarında bir kelime bile fark görebildiniz mi?

Elinizi vicdanınıza koyun. Bir tek kelime fark var mı?

Ben göremedim.

Gören bana bildirsin lütfen.

Ama aralarında bir, hatta çok önemli 3 fark var.

Erdoğan parti gezisinde, 2001

2002’de “eski” dedikleri Türkiye’de ne oldu?

(*) Birincisi; Erdoğan ve arkadaşları bir sabah evlerinden, eşi ve çocukları önünde 20 polis aracıyla yapılan bir baskınla alıp götürülmedi.

(*) İkincisi; tutuksuz yargılandı.

(*) Üçüncüsü; AKP’nin “eski Türkiye” dediği ülkeydi ve her şeye rağmen tarafsız ve bağımsız bir yargı vardı.

Erdoğan o eski Türkiye’de berat etti. Bazıları da Rahşan Ecevit affına girdi.

Ekrem İmamoğlu, 19 Mart'ta gözaltına alındığını video ile duyurdu

Ya “yeni” dedikleri bugünkü Türkiye’de ne oluyor?

(*) Yirmi araçla baskın.

(*) Seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı çocuklarının, eşinin, bütün Türkiye’nin göz önünde, yandaş medyanın canlı yayınları ile polis aracına tıkılıp götürüldü.

(*) Aşağılandı.

(*) Dört gün gözaltı.

(*) Ve daha suçlamaların ne olduğu bilinmeden, üç beş ne idüğü belirsiz gizli tanık ifadesiyle tutuklandı.

57. Koasliyon Hükümeti'nin Başbakanı Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcıları Develt Bahçeli ile Mesut Yılmaz

Bu iki davada da iktidarın 2 numarası Sayın Bahçeli idi

Bu iki sürecin bir de ortak yönü var.

2002 yılında dönemin görevden yargı darbesi ile indirilen İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan hakkında bu dava açıldığında ülkenin Başbakan Yardımcısı koltuğunda sayın Devlet Bahçeli oturuyordu.

Ne o günün Başbakanı Ecevit, ne yardımcıları Bahçeli ve Mesut Yılmaz daha yargılaması bile başlamamış Erdoğan için “yolsuzluğa bulaşmış”, “partisi gırtlağına kadar hırsızlığa batmış” gibi açıklamalar yaptı.

Her şeye rağmen siyasette bir mertlik vardı.

Devlet Bahçeli Erdoğan’a açılan davada adil davrandı.

Bugün de öyle davranacağına güvenmek istiyoruz.

Bayram yazısında bir cümle bekledim

Devlet Bahçeli’nin bayram yazısını işte 23 yıllık arayla yaşadığımız bu iki davanın ışığında okudum.

Sayın Bahçeli’nin görüşlerinde samimi olduğuna inanıyorum.

O nedenle bu yazısında bir cümle bekledim.

İmamoğlu ve arkadaşlarının hiç olmazsa Erdoğan gibi tutuksuz yargılanmasını tavsiye edecek küçücük bir cümle.

Kendisine çok yakın bir siyasetçi, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, arife günü çok önemli bir açıklama yaptı.

“Zorunlu olmadıkça tutuksuz yargılama yolunun tercih edilmesini” istedi.

Çok önemsedim ve umutlandım bu açıklamadan.

Bu açıklamanın Sayın Bahçeli’nin bilgisi dışında yapıldığını sanmıyorum.

Aynı sözleri Bahçeli’nin ağzından da işitmek inanın ülkedeki gerginliği yumuşatma için çok önemli bir adım olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İBB Başkanı İmamoğlu

Cumhurbaşkanına da aynı dileklerimi iletiyorum

Aynı duygularımı, 23 yıl önce aynı iddialarla tutuksuz yargılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da iletmek istiyorum.

Çok iyi biliyorum ki, militanlar ve troller dışında vicdan sahibi hiçbir AKP ve MHP’li ikna olmadı bu yargı operasyonlarından.

Böyle bir yargı utancını kimse taşımak istemez diye düşünüyorum.

Fransa’da sol Le Pen’e verilen cezaya karşı dikildi

Bunları düşünürken dün Fransa’dan çok önemli bir haber geldi.

Mahkeme, Ulusal Cephe lideri Le Pen’e 4 yıl boyunca seçimlerden men cezası verdi.

Yani “Dört yıl boyunca muhtar bile seçilemez” dedi.

İlk tepki kimden geldi?

Sosyalist Parti ve daha soldaki lider Melanchon’dan.

Her ikisi de en güçlü siyasi rakibin önünün yargı yoluyla kesilmesine itiraz etti.

Tıpkı 2004’te CHP’nin, Erdoğan’a verilen siyasi yasağı kaldırmak için Anayasa değişikliğine destek vermesi gibi...

Mertçe yani…

Erdoğan dün Macron’la ne konuştu çok merak ediyorum

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün böyle kritik bir günde Fransa Cumhurbaşkanı Macron’la konuştu.

Çok merak ediyorum bu konuşmanın içeriğini…

Acaba Macron, geçen seçimdeki en büyük rakibi Le Pen’e verilen bu ceza ile ilgili ne dedi?

Çünkü bir gün önce Türkiye’ye yönelik hepimizin çok düşünmesi gereken bir mesaj vermişti:

“Avrupa’nın, demokrasi yolunda ilerleyen Türkiye’ye ihtiyacı var.”

O zaman düşünelim.

Erdoğan’la aynı suçlamalarla karşılaşıp tutuklu yargılanan İmamoğlu ve arkadaşlarına bakıp ne düşünmeliyiz?

Ekrem İmamoğlu

Solcular İslamcı ve sağcılardan daha mı mert?

Fransa’da sol partiler aşırı sağ parti liderinin seçim hakkının alınmasına itiraz ediyorlar.

Geçmişte CHP de aynı şeyi yapmıştı.

Yani sol partiler siyasi rekabette mertçe davranıyorlar.

O zaman soralım:

Solcular, siyasi rekabette sağcılara, İslamcılara ve milliyetçilere göre daha mı mert insanlar…

Özellikle “mertlik” kavramını çok seven milliyetçilere soruyorum…

Fransız solcuları kadar mert olmak size de yakışmaz mı…

 

* Ertuğrul Özkök

https://t24.com.tr/haber/ertugrul-ozkok-sayin-adalet-bakani-erdogan-bu-19-suclamayla-tutuksuz-yargilanmisken-imamoglu-neden-hala-gizli-tanik-tutuklusu,1230458

Kayseri'de toplu ulaşıma 6 ay içerisinde 2. defa zam

Tutuklu gençler derhal serbest bırakılsın

Sonraki cumhurbaşkanına darbe yapıyorsanız bu ülkenin iç işi değildir

Turan Devletleri Teşkilatı Genel Başkanı İsa Kaplan Gündeme Dair Değerlendirmelerde Bulundu

300 milyon Türk için ortak alfabe ve tarih zorunlu

Ölmek istemiyoruz, duyan var mı?

Uçak biletlerine 24 saat içinde kesintisiz iade hakkı

Erdoğan bu 19 suçlamayla tutuksuz yargılanmışken, İmamoğlu neden hâlâ ‘gizli tanık’ tutuklusu?

'Türk demokrasisinin sonu mu?'

Farklı sesler çıksa da diyalog süreci devam etmeli

Mükellef un çuvalıdır, vurdukça tozar

Türkiye'den erişim engeli talebini kabul etmeyen Meta'ya ceza

İngiltere'de Türk berber dükkanlarına kara para soruşturması

Vatandaşın borcu 1 yılda 4 trilyon lirayı aştı

'ZORBA' MANAVGAT'TA ANILACAK!

ANTALYA’NIN GÖNLÜNE TAHT KURAN İSİM: KÖKSAL SELÇUK

'AKP milli güvenlik sorunudur!'

Biz bunları Gezi’de de gördük

Emniyet'ten 'gözaltındaki kadınlara çıplak arama ve taciz' açıklaması

Elektriğe beklenen yüzde 25 zam geldi

Hak, hukuk ve adalet istiyoruz

Trump'ın ABD ekonomisine faturası ağır oldu

Emeklilerimiz geçim derdinde, enflasyonu patlattınız

Rezervler iki haftada 14,6 milyar dolar geriledi

İmamoğlu protestolarında polis müdahalesine inceleme

Çin'den ABD'ye 'gümrük vergisi' misillemesi

Tavuk parçaları çamaşır suyu ile beyazlatılıyor

Bahçeli, Türkeş’in mezarını ziyaret etti

Yapacak daha çok işimiz var

İsrail ile Suriye'de karşı karşıya gelmek istemiyoruz

Yükleniyor

Trump'ın ABD ekonomisine faturası ağır oldu

Çin'den ABD'ye 'gümrük vergisi' misillemesi

Trump ABD tarihinin en büyük hatasını yaptı

Fransa’da aşırı sağın 2027 umutları zora girdi

Gazze'nin güneyine kara harekatı başladı

İran'ı nükleer silah üretmeye zorlamayın!

AB, Trump’ın tarifelerine karşı tek vücut olarak tepki verecek

Ukrayna'da barış sağlanamazsa, sonuçları ağır olur

Filistinlileri zorla yerinden etme planı devrede

İsrail’in Lübnan’a saldırıları kabul edilemez

Ölmek istemiyoruz, duyan var mı?

Hepsi Türkiye’nin iyiliğini istiyor

Gönül Dağı'nın Asuman'ı son pozlarıyla olay oldu!

Beren Saat’ten gözaltılara tepki

Nurgül Yeşilçay'dan öğrencilerin tutuklanmasına tepki

Tuba Ünsal 'biber gazı' tartışmasına kayıtsız kalmadı

Hayal Köseoğlu sessiz kalan sanatçılara ateş püskürdü!

Gülçin Santırcıoğlu'dan Mansur Yavaş'a destek

'Bu zulüm bize yakışmıyor'

Paris sokaklarında Cemre Baysel rüzgarı

Taşıtlara yeni vergi gündemde

Yabancı şirketler Türkiye'den çıkış hazırlığında

Türkiye elektrikli otomobil üssü oluyor

Avrupa'da Tesla satışları sert düştü

Araç kiralarken dolabdırılmayın!

Otomotiv üretimi şubat ayında yüzde 13,3 azaldı

Kırmızı et fiyatlarında fark iki katına çıktı

Trafikte parlak beyaz far kullanımı yasaklandı

Ticari araç pazarında son 5 yılın en büyük düşüşü

Akaryakıt Takibinde Yeni Dönem

Tavuk parçaları çamaşır suyu ile beyazlatılıyor

Türkiye dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunuyor

Sağlık Bakanlığı ilaçlara duble zammı duyurdu

Saldırarak barış ve demokrasi inşa edilemez

Fitre, Fidye ve Zekâtlarınızla Önce Çocuklar İyileşsin

Yürüyerek girdiği hastaneden cesedi çıktı!

Bal diye zehir satıyorlar

Türkiye’de her 7 yetişkinden biri kronik böbrek hastası

Futbol ve Tıbbın Buluştuğu Anlamlı Organizasyon

Hekimlik bir meslekten öte bir adanmışlık hikayesi

Erdoğan bu 19 suçlamayla tutuksuz yargılanmışken, İmamoğlu neden hâlâ ‘gizli tanık’ tutuklusu?

Başkan ve Vali’den bayram selfiesi

İsveçli gazeteci Medin tutuklandı

RTÜK Başkanı Şahin hakkında 'görevi kötüye kullanmaktan' suç duyurusu

Can Ataklı'ya Bahçeli 'entübe edildi' soruşturması

Saraçhane protestolarını takip eden 7 gazeteci tutuklandı

RTÜK Başkanından kanallara yeni tehdit

'Adalet bir ülkede kaybolursa o ülke çökmüştür'

Cem Küçük'den üniversite öğrencilerine İmamoğlu tehditi

RTÜK, 'İmamoğlu' üzerinden medyayı uyardı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 28 22 1 5 40 71
2.Fenerbahçe 27 20 2 5 42 65
3.Samsunspor 29 15 8 6 11 51
4.Beşiktaş 27 13 6 8 14 47
5.Eyüpspor 28 12 8 8 9 44
6.İstanbul Başakşehir 28 12 10 6 7 42
7.Antalyaspor 29 11 12 6 -19 39
8.Göztepe 27 10 9 8 10 38
9.Gazişehir Gaziantep 27 11 11 5 0 38
10.Kasımpaşa 28 9 8 11 -3 38
11.Trabzonspor 27 9 9 9 12 36
12.Konyaspor 29 9 13 7 -7 34
13.Rizespor 28 10 14 4 -12 34
14.Kayserispor 28 8 11 9 -12 33
15.Sivasspor 29 8 14 7 -8 31
16.Alanyaspor 28 8 13 7 -10 31
17.Bodrum FK 28 8 14 6 -11 30
18.Hatayspor 27 4 16 7 -22 19
19.Adana Demirspor 28 2 22 4 -41