Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde TRT Genç Kanalı Açılış Etkinliği'nde konuştu. Aile kurumunun saldırı altında olduğunu söyleyen Erdoğan, "Sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılıkta ciddi artış yaşanıyor. Gençlerimiz dijital platformların ve sosyal medyanın etkisiyle bu belalara daha çok düşüyor. Her telefon bir kumarhane haline geldi. Uyuşturucu, alkol, bahis, kumar ve sigara bağımlılığı terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır." şeklinde konuştu.
Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle;
"Günümüzde aile kurumu daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadır. Dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyuncaklara kadar her yere özenle yerleştirilen karakterlerle sapkınlıklar teşvik ediliyor. Bağımlılıkla mücadelede TRT Genç gibi mecraların katkısına ihtiyaç duyuyoruz. Sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde artış yaşanıyor. Gençlerimiz bu belaların pençesine düşüyor.
Çağımızın vebası olan bağımlılıkla mücadelede TRT Genç gibi mecraların katkısına ihtiyaç duyuyoruz. Sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılıkta ciddi artış yaşanıyor. Gençlerimiz dijital platformların ve sosyal medyanın etkisiyle bu belalara daha çok düşüyor. Her telefon maalesef bir kumarhane haline geldi. Tütün, sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı da bu mecralar tarafından özendirilmekte. Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarında en büyük müsebbibin alkol, bahis, kumar ve uyuşturucu olduğunu görüyoruz. Boşanmaların ve aile kavgalarının en başında bu illetler geliyor.
Meseleyi bütün yönleriyle değerlendirdiğimizde; uyuşturucu, alkol, bahis, kumar ve sigara bağımlılığı terör kadar hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır. Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların, iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız diyerek görmediği gerçek budur. Zehir tacirlerini aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum budur."
Ankara'da milyonlarca vatandaşımız haftalarca susuzluğa mahkum edildi. İnsanlar su kuyruklarına girdi. Aileler en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu. 2026'nın Türkiye'sine asla yakışmayan sahnelerine üzülerek, utanarak tanık olduk. Medya açısından görmez gelinemez bir haber vardı. Kamu yararına gözeten basın kuruluşlarımız da bu sorunu haberleştirdiler. Medya harekete geçirmeye zorladı. Neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapma mecburiyetinde kaldılar. Özür dilemek yerine sorunu haberleştirdikleri için AA, TRT ve özgür basını suçluyor. Birbirlerinin kusurlarını örtüyorlar. Kapasite açıklarını suç bastırarak kapatmaya çalışan beceriksizlikler korosuna bizim şunları sormamız lazım. Gecenin ayazında vatandaşı su bidonuyla sıraya sokan mı suçlu yoksa haberleştiren mi suçlu. Basının görevi kamu adına yöneticileri denetlemek, vatandaşların sorunlarına ekranda yer vermek. Bundan ne için rahatsız oluyorsunuz? Basın kuruluşlarımızı neden suçluyorsunuz? Lafa gelince basın özgürlüğü konusunda mangalda kül bırakmayanların nasıl birden faşizme dümen kırdıklarını vatandaşlarımızın da gördüğüne inanıyoruz. Basın kuruluşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. "