Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de düzenlenen Bakanlar Toplantısı yaklaşık 2,5 saat sürdü. Toplantının ardından kameraların karşısına geçen Erdoğan, toplantıda İran krizinin yansımalarını ele aldıklarını, ekonomiden ticarete, sınır güvenliğine uzanan yelpazede krizin olası etkilerini değerlendirdiklerini söyledi.
Erdoğan, İran'dan ateşlenen ve Türkiye hava sahasında etkisiz hale getirilen ikinci füze krizine ilişkin ise “Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye'nin dostluğunu zora sokacak, son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediliyor” uyarısında bulundu.
İran krizi ve bölgedeki yansımalarını etraflıca değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, muhtemel senaryoları ve çatışmaların kontrolden çıkması dahil birçok senaryoyu analiz ettiklerini belirtti.
Hükümet olarak 28 Şubat'tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz halindeyiz. Devletimizin tüm kurumlarını seferber etmiş durumdayız. Tüm gelişmeleri anbean takip ediyoruz. Tedbiri ve temkini bir an olsun elden bırakmıyoruz. Hedefimiz öncelikle ülkemizi bu yangından uzakta tutmaktır. Türkiye'nin güvenliğini, 86 milyonun huzurunu temin etmek en büyük hassasiyetimizdir. Tek bir insanımızın dahi kılına zarar gelmesini istemiyoruz. Bölgemizin istikrarsızlığa sürüklenmesi amacıyla ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor, yangını daha fazla büyümeden kontrol altına almanın ve mümkünse tamamen söndürmenin samimi mücadelesini veriyoruz.
Ana muhalefet partisi CHP'nin tutumunu da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
Tüm bu mücadelenin ortasında ana muhalefetin başındaki zatın, kimsenin önemsemediği ve artık kendi seçmeni dahil pek çok kişinin umursamadığı söylemlerini ibretle takip ediyoruz. Etrafımızın ateş çemberiyle kuşatıldığı, füzelerin gökyüzünde uçuştuğu ve en küçük bir hatanın büyük sorunlara yol açabileceği böyle bir dönemde hâlâ polemik peşinde koşan, bize sataşarak prim kazanma hesabı yapan bu şahsı bir kez daha aziz milletimizin ferasetine havale ediyorum. Fakat öyle şeyler söylüyor, öyle asılsız ithamlarda bulunuyor ki milletimize olan saygımız gereği bazen cevap vermek zorunda kalıyoruz. Bir defa şunun herkes tarafından görüldüğüne inanıyorum. Ana muhalefetin ne yazık ki elle tutulur bir dış politika vizyonu yok. Diplomasi birikimi ve kriz yönetim tecrübesi deseniz zaten yok. Peki bunun yerine ne var? Dış politika konusunda sadece kalıplaşmış cümleleri var. Orta Doğu ve İslam dünyasıyla ilgili önyargıları var. Bilinçaltında gizledikleri kompleksleri var.
Fakat ana muhalefetin başındaki zat çıkıyor, gün aşırı yaptığı açıklamalarla Türkiye Cumhuriyeti hükümetini içler acısı bir durumda olmakla suçluyor. Açık söylüyorum: Böyle bir sorumsuzluk, böyle bir şuursuzluk olamaz.
Erdoğan, "Herkes çok iyi bilmelidir. Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla ve asla bir acziyet içinde değildir. Türkiye Cumhuriyeti diplomasi, savunma ve istihbarat başta olmak üzere her alanda güçlüdür, muktedirdir. Her türlü saldırıyı püskürtecek ve kendisine uzanan kirli elleri kıracak kapasiteye ve kudrete sahiptir. Ortada durumu içler acısı olan tek kişi vardır bu da ana muhalefet partisinin başındaki zattır." ifadelerini kullandı.
Ancak yine de 86 milyonun emanetini taşıyan bir Cumhurbaşkanı olarak, tüm kötü sicillerine rağmen kendilerine şu çağrıyı yapmak istiyorum: Kendi siyasi ikbalini mensubu olduğu milletin istikbalinin önünde tutanlar, ne bizim ne de milletimizin nezdinde asla itibar göremezler.
İran sınırındaki üç gümrük kapımızda herhangi bir sorun ya da yoğunluk bulunmuyor. Savaştan etkilenen 15 ülkedeki ticari ve ekonomik faaliyetler ticaret müşavirliklerimiz ve ataşelerimiz tarafından dikkatlice takip ediliyor. İş insanlarımızın sağlık ve güvenlik durumlarında herhangi bir olumsuzluk şimdilik söz konusu değildir.
Burada geleceğe dair umutlarımızı artıran bir haberi de paylaşmak istiyorum. Avrupa Birliği Komisyonu, yayımladığı son taslakla Avrupa Birliği menşe şartının Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye’de üretilen ürünleri de kapsaması gerektiğini belirtti. Bunu doğru yönde atılmış bir adım olarak görüyoruz. Aynı yapıcı yaklaşımın müteakip aşamalarda da sürdürülmesini temenni ediyoruz.
Erdoğan İran ve bölgede yaşanan gerilime ilişkin her türlü önlem ve tedbirin titizlikle alındığını belirterek; "28 Şubat’tan beri savunma ve güvenlik tedbirlerimizin tahkimi noktasında da ihtiyaç duyulan tüm adımları atıyoruz. F-16’larımız, havadan erken ihbar ve tanker uçaklarımızla muhtemel tehditlere karşı hava sahamızı 7/24 gözlemliyoruz. Hava savunma harekât merkezlerimizin tamamı aynı esaslarla faaliyete geçmiş durumda." dedi.
Hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz. F-16'larımız, havadan erken ihbar ve tanker uçaklarımızla muhtemel tehditlere karşı hava sahamızı 7/24 gözlemliyoruz.
4 Mart’ta İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra ülkemize yöneldiği tespit edilen füze NATO tarafından etkisiz hâle getirildi. Akabinde İran makamlarına gerekli ikazlar yapıldı. Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye'nin dostluğunu zora sokacak, son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediliyor. Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemelidir. Türkiye'nin yeri de tavrı da bellidir. Ateşin daha fazla yayılmaması, daha fazla kan dökülmemesi için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır. Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eş güdüm içinde takip edecek, güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri almayı sürdüreceğiz.
Sınır hattında, hudut kapılarında ve ilgili illerde önleyici tedbirlerin alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de uyarıda bulundu.
Terörsüz Türkiye sürecimizi sekteye uğratacak, bölgemizin huzuruna, istikrarına darbe vuracak her türlü senaryonun karşısında olduğumuzu vurguluyorum. Kimse yanlış hesap yapmamalı, Siyonist katliam şebekesinin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşmemelidir.