'İran’ın iç barışı, Türkiye için 'hayat memat' meselesi'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada insanlık tarihine ve küresel düzene ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

  • A-
  • A
  • A+

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada insanlık tarihine ve küresel düzene ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump’ın “Beni durdurabilecek tek şey kendi ahlakım, kendi aklım. Uluslararası hukuka ihtiyacım yok” şeklindeki sözlerine çok sert tepki gösterdi:

“Trump'ın söylediği sözler çivisi çıkan kaosun pençesine düşen dünyanın hali pür melalinden başka bir şey değildir.”

Hukukun devletin temeli olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Hukuku yapan devlet eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır.“Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir.”” dedi.

ABD’nin küresel kurum ve kuruluşlardan çekilerek dünyayı ateşe sürüklediğini belirten Bahçeli, demokrasi ve özgürlüklerin emperyalizm eliyle tahrip edildiğini ifade etti.

ABD'NİN GİZLİ SİLAHINI AÇIKLADI

Bahçeli, Venezuela’daki gelişmeleri “test” olarak niteleyerek, sırada NATO üyesi Danimarka’ya bağlı Grönland’ın olduğunu söyledi.

Bahçeli, Maduro'nun kaçırılmasındaki 'gizli silaha' da değinildi. Dış basında Maduro'nın güvenliklerinin özel bir silahla etkisiz hale getirildiği yazılmıştı. Bahçeli, ABD'nin lazer ve mikro dalga silahı kullandığını bunu da dünyanın gözü önünde test ettiğini ifade etti:

  • "İnsanlığın topyekün yeni bir savaşa girmesi, dahası bunun nükleer silahlarla tahkiminin yapılması. Ayrıca yönlendirilmiş enerji silahlarının, mikrodalga veya lazer ışınları kullanılarak hedeflerini etkisizleştiren silahların da kullanılması halinde olabilecekleri düşünmek bile korkunçtur.
  • Venezuela komplosu yalnızca bir testtir ve böylelikle tepkiler ölçülmüş yakın geleceğin stratejik analizleri yapılmıştır. Şimdi sırayı bir NATO üyesi olan Danimarka'ya bağlı Grönland almıştır. Trump'ın bu sorunu ister nazikçe ister sertçe çözeceğiz açıklaması yangına körükle giden bir sorumsuz ve şuursuzun dayatmasından başka bir şey değildir."

"GEZİ OLAYLARI VE İRAN BENZER"

Bahçeli, İran’daki protestolarla ilgili değerlendirmesinde ise Türkiye’ye etkilerine dikkat çekti. İran’ın iç barışının Türkiye için “hayat memat” meselesi olduğunu belirten Bahçeli, “Gezi Parkı olayları ile İran'daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmemizi özellikle temenni ediyorum.“İran'ın huzursuzluğu, İran'ın bölünmüşlüğü, İran'ın sancısı içinde kıvranması Türkiye'yi ve bölge ülkelerini her açıdan tehdit etmektedir.” ” dedi.

HALEP MESAJLARI! SDG VE DEM PARTİ'YE TEPKİ

Bahçeli, Halep’teki çatışmalar ve Suriye’deki gelişmelere de değindi. SDG ve YPG’nin tutumunu sert biçimde eleştiren Bahçeli şöyle konuştu:

“PKK'nın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır. Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG YPG'nin de akıbeti aynı olmalıdır.”

Mazlum Abdi’yi “İsrail’in kuklası” olarak tanımlayan Bahçeli, “PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir” dedi.

"SDG YPG'yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir" sözleri ile Bahçeli, DEM Parti’nin açıklamalarını da hedef aldı.

DEM Parti’nin Türkiye partisi olma çabasını görmekle beraber, “eski hastalıkların zaman zaman nüksettiğini” belirten Bahçeli, Halep gerekçesiyle sokağa çıkmanın hiçbir amaca hizmet etmeyeceğini söyledi.

Bahçeli, Halep, SDG ve DEM Parti ile ilgili tam olarak şunları söyledi:

"Bakınız Suriye'nin orasına burasına yuvarlanan siyonist alçaklık suyu bulandırmak, iç bütünlüğü yıkmak, iç bölümleri kışkırtmak için her yola tevessül ve teşebbüs halindedir. Halep'in Eşrafiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin içine alan çatışmalar her açıdan düşündürücü.

SDG'YE ÇOK SERT UYARI

"SDG, YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır. Halep ordaysa arşının Şam'da olduğu netleşmiştir. Trump ise ayaküstü bunları satmıştır. Şu gerçeğe tekrar vurgulamakta yarar olacaktır. PKK'nın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır. Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG YPG'nin de akıbeti aynı olmalıdır. Bizim için yegane geçerli olan İmralı'nın 27 Şubat çağrısı barışa ve kucaklaşmaya davettir. Üstelik bölücü terör örgütünün bütün yapılarını bağlamaktadır. SDG ve YPG bundan bağımsız değildir. Olması da mümkün değildir.

"ABDİ KURUCU ÖNDERLİĞE SAYGISIZDIR"

Özellikle Mazlum Abdi simli terörist Siyonizm'in yandaşıdır. İsrail'in kuklasıdır. PKK'nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse bilhassa DEM Parti Halep'te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söylemez. Söyleyemez. Söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır. Acısı bizim acımızdır. Masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG ve YPG'dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış. Onların kılına bile dokunmamıştır.

DEM PARTİ'YE SERT TEPKİ

DEM Parti yetkililerinin Türkiye'yi uyarıyoruz diyerek başlayan söz ve açıklamaları SDG YPG'yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir. Terörsüz Türkiye'nin adım adım gerçekleştiği bu bir süreçte her türlü fedakarlık yapılıyorken birdenbire Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, sivri dile saplanıp kalmak, Diyarbakır'dan İstanbul'a kadar meseleyi bağlamından koparıp istismar etmek hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır. Bilinmelidir ki Türk'ün kanı Kürde Kürt'ün kanı da Türkiye haramdır.

DEM PARTİ'YE ESKİ HASTALIK TEPKİSİ

Çünkü biz kardeşiz. Biz kader ve keder ortağıyız. SDG YPG'nin Ankara'ya davet edilip müzakere edilmesinin istenilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır. İsrail'in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır? Türkiye Cumhuriyeti böyle bir zillete nasıl olay onay verecektir? Muhatap bellidir. PKK'nın kurucu önderinden başkası asla değildir. DEM Parti'nin Türkiye Partisi olma yönündeki demokratik ve dengeli mücadelesini görmekle beraber eski hastalıkların tekrar ve zaman zaman bir kez daha nüksetmesinin sorumluluk ahlakıyla çatışacağını düşünüyorum. Hatırlatmam mazur görünsün. Fakat bir parti Türkiye'nin partisidir ve bu haliyle Türkiye parmak sallaması asla ve kat meşhur, masum ve makul görülemeyecektir.

Halep'te sükunetin tesisi sevindirici bir gelişmedir. Suriye'nin siyasi ve toprak bütünlüğü muhakkak korunmalıdır. SDG YPG'nin muhatabı Suriye Cumhuriyeti devletidir. Nihayet 10 Mart mutabakatının zamanı olsa da karşılıklı uzlaşma, yapıcı görüşme ve müzakerelerle İmralı'nın da çağrısı olan entegrasyon süreci tamamlanmalıdır. Tarih ve coğrafyayı birbirine bağlayarak barış kuşağının sıcaklığı milletimizin ve bölge haklarının bahtını ve yolunu açacaktır. İnancımız, irademiz, ümidimiz ve hedefimiz de bu şekildedir. Uyuyan vicdanları deyim yerindeyse çekiş darbeleriyle uyandıracağız. Çoğulcu cehaletinin tutsağı olanları mutlaka aydınlatıp ikna edeceğiz.

Türk'ün kaderi Kürt, Kürt'ün kaderi Türktür diyeceğiz. Eli silahlı, eli kanlı, vicdanlı lekeli, kalbi Nasırlı teröristleri aramızdan çekip çıkartacağız. Türkiye'mizin ve bölgemizin telafisi mümkün olmayan bir yıkıma sürüklenmesinin önlemek hepimiz için bir milli görevdir. Herkes üstüne düşen sorumluluğu siyasi hesapları bir kenara bırakarak yerine getirmelidir. Biz herkesi Türk milletinin vazgeçilmez bir evladı olarak görüyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi milletimizin her evladına kapısını açıyor. Bu topraklara vatanım diyen herkese ocağını açıyor. Bu insanlara milletim diyen herkese kucağını açıyor. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu bayrak benim, bu ülke benim diyen herkese gönlünü açıyor. İçinden geçtiğimiz hassas ortam tahrik ve kışkırtmalara açıktır ve müsaittir. Bu nedenle önümüzdeki süreç dikkat, sağduyu ve akıl gerektirmektedir. Türk milleti müsterih olsun. Gönlünü geniş tutsun. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı çatışma için değil kardeşlik için vardır. Ancak milli varlık ve tehlikeye düşerse gereğini yapmaya da hazır olduğumuz kesinlikle unutulmamalıdır. Bayrağın gönderden indiği yerde 1000 yıllık kardeşliğin katledilmek istendiği anda maldan, mülkten ve candan vazgeçmeyen bin kere merttir."

EMEKLİYE SEFALET ÜCRETİ İTİRAFI

Bahçeli, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara da değindi:

"Diğer altını kalın bir şekilde çizerek ifade etmeliyim ki emeklilerimizin derdi

En düşük emekli maaşı alan ve sayıları yaklaşık 5 milyona yaklaşan kardeşlerimizin sosyal ve ekonomik durumlarını iyileştirmek için gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız. Onlar üzülürken bizler rahat olamayız. Onlar sefalet ücretini en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşımalıyız. Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız."

Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Yapılan bilimsel araştırmalara göre ilk insanın 3 milyon yıl önce düşünen ilk insanın 1 milyon yıl önce çağdaş tipte düşünen ilk insanın da 200.000 yıl önce ortaya çıktığı iddia edilmektedir. Buna rağmen süreklilik içinde devam eden çalışmalar bu tarihlerin çok daha eskiye dayandığını da göstermektedir. Bizim konumuz kesintisiz devam ede gelen mezkur tartışmaların doğruluğu veya yanlışlığı üzerine akıl ve fikir yürütmek değildir.

Anladığımız ve gördüğümüz asıl açmaz, asıl çarpıklık şudur. İnsanlık iki müessir ve mütemadi sorununu asla çözememiştir. Birincisi birlikte yaşama sorunu, diğeri de bağlayıcı, ahlaki, temel değer ve kurallara dayalı uluslararası düzen kurmak sorunudur.

Meşhur bir filozofun 19. yüzyıldaki şu sözü de bu iki sorunla mümde miştir. Buna göre insanlığın iki temel sorunu vardır. Birisi adaletsizlik, ikincisi de anlamsızlıktır. Adaletsizliğe karşı hukuk, anlamsızlığa karşı da sanat bulunmuştur. Ne var ki ne insan hukuka, ne de sanat insana ulaşabilmiştir. 1975 yılından bu yana dünyadaki çatışmaları inceleyen ve İsveç'te kurulu bulunan Uppsala çatışma verileri programına göre günümüzde orta ve büyük ölçekteki çatışma ve savaşların toplam sayısı dünya genelinde 185'e tırmanmıştır.

TRUMP'IN SÖZLERİNE ÇOK SERT TEPKİ

Bu tablo insanlık namına uyarıcı, kaygılandırıcı ve ürperticidir. Yaklaşık 5 milyar insan huzursuzluk sarmalında çatışma ve savaşların odağındadır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın geçtiğimiz günlerde basına verdiği demeçte söylediği sözler çivisi çıkan kaosun pençesine düşen dünyanın hali pür malalinden başka bir şey değildir.

Bir gazetecinin "küresel yetkilerinizin herhangi bir kısıtlaması var mı" sorusuna, Trump'ın verdiği cevap aynısıyla şudur: "Kendi ahlakım, kendi aklım. Beni durdurabilecek tek şey bu. Uluslararası hukuka ihtiyacım yok." Öncelikle bir sorunun cevabı üzerinde düşünmemiz lazımdır. Devlet mi hukukun ürünü yoksa hukuk mu devletin sonucudur? Siyaset ve hukuk felsefecileri bu soruya çok kafa yormuşlardır. Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak hukuk, devlet olma halinin mahsulü, devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır. Buradan hareketle diyebiliriz ki mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yetene yetene mantığını yaygınlaştıracak elcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir.

"ABD'NİN SAVUNDUĞU KÜRSEL ÇETELEŞMEDİR"

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayrı ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına alınmasıdır.

Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen Amerika Birleşik Devletleri'nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılıma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır. Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada, ne Arafat'ta ne de raftadır.

Maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir. Bugünkü dünya tablosunda özgürlükler, insan hakları, insani miras ve değerler hazinesi emperyalizmin hücumuna uğramış vahşi batı eliyle tahrip ve yağma dönemi başlamıştır. Dizginlenemeyen hırslar, freni tutmayan ihtiraslar insan aklının önüne geçmiştir. Dip akıntı halinde asırlardan beri devam eden bölüşüm, paylaşım ve hakimiyet kavgaları geldiğimiz bu aşamada ulu orta yapılır olmuştur.

Petrol, doğalgaz, değerli maden ve mineraller çatışmalarının, savaşların ve aşırı gerilimlerin hem vasıtası hem de motivasyonu haline gelmiştir. Buna su kaynaklarına erişim yollarındaki tıkanıklıklar da. Uyarıyorum, herkesi sağduyuya davet ediyorum. Yaşadığımız çok vektörlü, çok matrisli ve çok parametreli cepheleşmelerin aynısına 1. ve 2. Dünya savaşları öncesinde de tesadüf edilmiştir. Ve bu savaşların olağanüstü tesirleri günümüze kadar devam etmiş, halen de etmektedir. Akıl ve vicdan köprüsü yıkılan Trump zincirleme çılgınlıkları, günbegün yayılan pervasızlıkları dünyayı karanlık bir uçurumun kenarına kadar sürüklemiş durumdadır.

ABD'NİN KULLANDIĞI GİZLİ SİLAHI AÇIKLADI

İnsanlığın topyekün yeni bir savaşa girmesi, dahası bunun nükleer silahlarla tahkiminin yapılması. Ayrıca yönlendirilmiş enerji silahlarının, mikrodalga veya lazer ışınları kullanılarak hedeflerini etkisizleştiren silahların da kullanılması halinde olabilecekleri düşünmek bile korkunçtur.

Venezuela komplosu yalnızca bir testtir ve böylelikle tepkiler ölçülmüş yakın geleceğin stratejik analizleri yapılmıştır. Şimdi sırayı bir NATO üyesi olan Danimarka'ya bağlı Grönland almıştır. Trump'ın bu sorunu ister nazikçe ister sertçe çözeceğiz açıklaması yangına körükle giden bir sorumsuz ve şuursuzun dayatmasından başka bir şey değildir.

Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO'nun değer ve hükmünden ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır?

Tek taraflı ve bağnaz şekilde istedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz. ABD'nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet acırlar, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir?

Gerçi 1946 yılında dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Truman'ın yine dönemin Danimarka dışında işin özünde pek bir değişiklik olmadığını da işaret etmektedir. O zaman Truman 100 milyon dolar altın karşısında işin özünde pek bir değişiklik olmadığını da işaret etmektedir. O zaman Truman 100 milyon dolar altın karşılığında Grönland'ı satın almak istemiş, teklif Danimarka yönetimi tarafından reddedilmiştir.

Bunun yanı sıra Küba'ya sözde özgürlük getirmenin, Kolombiya'ya cezalandırmanın, Panama veya Kanada üzerinde hak iddiasının, İran'ı vurmanın aleni hesap ve hedefiyle meşgul olan Amerika Birleşik Devletleri'nin küresel yok oluştan önce kendi sonunu da hazırladığı ortadadır. Küresel konvansiyonel savaş tehdidi ciddi düzeydedir. Türkiye olarak her ihtimali sıfır hatayla ele almak, yüksek bir öngörüyle değerlendirmek, nitekim buna muvafık siyasi, askeri ve ekonomik tahkimatı sabır ve sebat içinde yapmak artık vatan ve millet ve millet ve bekanın şerefidir. 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'na hasta adam yaftası vurmuşlardı. Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş, toplum yapısına sahip olan Amerika Birleşik Devletleri'nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz ki uzak değildir. Bu ülkenin siyonist haydutlara verdiği ve kumanda odası evangelizmin felaket senaryoları ile teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu'nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlarıdır. Dünya Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizmin atına binen Nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir. Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Monroe doktrinidir. Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür. Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Asırlar öncesinde olduğu gibi devletimizin küresel güç olması yine hedefimizdir. Böylesi bir uyanış ve silkinniş hürriyete, paylaşmaya, hakkaniyete hasret insanlık için Türkiye'mizi bir kutup başı yapacaktır. Bunu yapmanın yolunu bir konuşmamda da belirtmiştim. Selçuklu Devleti'nin bayrağında iki yöne bakan çift başlı kartaldan Osmanlı'ya ve Cumhuriyete miras kalan stratejik vizyon hepimize rehber olmalıdır. Bu bir pençesi batıyı, bir pençesi doğuyu kavramış ve üç kıtada muazzam bir coğrafyayı koruyucu kanatları altına almış kartaldır. Söz konusu mukadderatla perçinli mirastan doğan Ay Yıldız jeopolitiğin önünü sonuna kadar açıktır. Dünyanın Türkçe okunacağı böylesi bir hakimiyet ise asla saldırgan, sömürücü, baskıcı olmayacaktır. Adil, hoşgörülü, paylaşımcı olacak, saygı duyulacak, dostluğu da her zaman ve zeminde aranacaktır. Bunu görmek isteyenlerin Anadolu coğrafyasındaki 1000 yıllık tarihimize bakmaları yeterlidir. Ancak bu yüksek ülküler özel hasretler gerektirir ve buna ulaşmanın yolu dünyadaki gelişmeleri doğru okuyabilen bir görüş derinliğinden insanlığın yaşadığı ahlak ve değer buhranını analiz eden manevi olgunluktan mazlum toplumlara ait emek, değer ve kaynakların nasıl sömürüldüğünü gören sorgulayıcı bakıştan beşeriyeti bir rakip gibi değil, Allah'ın emaneti bir kutlu paylaşma vasıtası olarak yorumlayan adalet duygusundan ve bunları akıl, sabır, vizyon, bilgi, dikkat ve sevgiyle oluşacak bir terkibin aramızda filizlenmesinden geçecektir. Değerli arkadaşlarım.

GEZİ VE TAHRAN OLAYLARINI BİR TUTTU

İran'da para birimi riyalin rekor düzeyde değer kaybetmesinin ardından başkent Tahran'daki tarihi kapalı çarşı esnafının 16. gününde kitleselleşerek ülke geneline yayılmıştır. Bu anlattığım madalyonun bir yüzüdür. Diğer yüzü ise İran'a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar, kumpas ve tertiplerdir. Büyü olan dikkat ve tefrik ve tefsir edilmesi gereken de bu yüzüdür. İran'daki şiddet olaylarında çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir. Hem olay hem de olması gereken siyasi gerçekliğe bakarak diyebilirim ki İran'ın huzursuzluğu, İran'ın bölünmüşlüğü, İran'ın sancısı içinde kıvranması Türkiye'yi ve bölge ülkelerini her açıdan tehdit etmektedir. Komşu ülke İran'ın siyaseti ve toprak bütünlüğü iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçtiğini nasıl bir ilanının hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır. İran'a neşter vuran, İran'ı fethetmek için örtülü operasyon yapan siyasi ve askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olayları ile İran'daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmemizi özellikle temenni ediyorum. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in...

İran'a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır.

İran'daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamaya alt edilmesi alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür.

İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir. İran'daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyununa alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır.

Bakınız Suriye'nin orasına burasına yuvarlanan siyonist alçaklık suyu bulandırmak, iç bütünlüğü yıkmak, iç bölümleri kışkırtmak için her yola tevessül ve teşebbüs halindedir. Halep'in Eşrafiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin içine alan çatışmalar her açıdan düşündürücü.

SDG'YE ÇOK SERT UYARI

SDG, YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır. Halep ordaysa arşının Şam'da olduğu netleşmiştir. Trump ise ayaküstü bunları satmıştır. Şu gerçeğe tekrar vurgulamakta yarar olacaktır. PKK'nın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır. Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG YPG'nin de akıbeti aynı olmalıdır. Bizim için yegane geçerli olan İmralı'nın 27 Şubat çağrısı barışa ve kucaklaşmaya davettir. Üstelik bölücü terör örgütünün bütün yapılarını bağlamaktadır. SDG ve YPG bundan bağımsız değildir. Olması da mümkün değildir.

"ABDİ KURUCU ÖNDERLİĞE SAYGISIZDIR"

Özellikle Mazlum Abdi simli terörist Siyonizm'in yandaşıdır. İsrail'in kuklasıdır. PKK'nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse bilhassa DEM Parti Halep'te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söylemez. Söyleyemez. Söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır. Acısı bizim acımızdır. Masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG ve YPG'dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış. Onların kılına bile dokunmamıştır.

DEM PARTİ'YE SERT TEPKİ

DEM Parti yetkililerinin Türkiye'yi uyarıyoruz diyerek başlayan söz ve açıklamaları SDG YPG'yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir. Terörsüz Türkiye'nin adım adım gerçekleştiği bu bir süreçte her türlü fedakarlık yapılıyorken birdenbire Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, sivri dile saplanıp kalmak, Diyarbakır'dan İstanbul'a kadar meseleyi bağlamından koparıp istismar etmek hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır. Bilinmelidir ki Türk'ün kanı Kürde Kürt'ün kanı da Türkiye haramdır.

DEM PARTİ'YE ESKİ HASTALIK TEPKİSİ

Çünkü biz kardeşiz. Biz kader ve keder ortağıyız. SDG YPG'nin Ankara'ya davet edilip müzakere edilmesinin istenilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır. İsrail'in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır? Türkiye Cumhuriyeti böyle bir zillete nasıl olay onay verecektir? Muhatap bellidir. PKK'nın kurucu önderinden başkası asla değildir. DEM Parti'nin Türkiye Partisi olma yönündeki demokratik ve dengeli mücadelesini görmekle beraber eski hastalıkların tekrar ve zaman zaman bir kez daha nüksetmesinin sorumluluk ahlakıyla çatışacağını düşünüyorum. Hatırlatmam mazur görünsün. Fakat bir parti Türkiye'nin partisidir ve bu haliyle Türkiye parmak sallaması asla ve kat meşhur, masum ve makul görülemeyecektir.

Halep'te sükunetin tesisi sevindirici bir gelişmedir. Suriye'nin siyasi ve toprak bütünlüğü muhakkak korunmalıdır. SDG YPG'nin muhatabı Suriye Cumhuriyeti devletidir. Nihayet 10 Mart mutabakatının zamanı olsa da karşılıklı uzlaşma, yapıcı görüşme ve müzakerelerle İmralı'nın da çağrısı olan entegrasyon süreci tamamlanmalıdır. Tarih ve coğrafyayı birbirine bağlayarak barış kuşağının sıcaklığı milletimizin ve bölge haklarının bahtını ve yolunu açacaktır. İnancımız, irademiz, ümidimiz ve hedefimiz de bu şekildedir. Uyuyan vicdanları deyim yerindeyse çekiş darbeleriyle uyandıracağız. Çoğulcu cehaletinin tutsağı olanları mutlaka aydınlatıp ikna edeceğiz.

Türk'ün kaderi Kürt, Kürt'ün kaderi Türktür diyeceğiz. Eli silahlı, eli kanlı, vicdanlı lekeli, kalbi Nasırlı teröristleri aramızdan çekip çıkartacağız. Türkiye'mizin ve bölgemizin telafisi mümkün olmayan bir yıkıma sürüklenmesinin önlemek hepimiz için bir milli görevdir. Herkes üstüne düşen sorumluluğu siyasi hesapları bir kenara bırakarak yerine getirmelidir. Biz herkesi Türk milletinin vazgeçilmez bir evladı olarak görüyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi milletimizin her evladına kapısını açıyor. Bu topraklara vatanım diyen herkese ocağını açıyor. Bu insanlara milletim diyen herkese kucağını açıyor. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu bayrak benim, bu ülke benim diyen herkese gönlünü açıyor. İçinden geçtiğimiz hassas ortam tahrik ve kışkırtmalara açıktır ve müsaittir. Bu nedenle önümüzdeki süreç dikkat, sağduyu ve akıl gerektirmektedir. Türk milleti müsterih olsun. Gönlünü geniş tutsun. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı çatışma için değil kardeşlik için vardır. Ancak milli varlık ve tehlikeye düşerse gereğini yapmaya da hazır olduğumuz kesinlikle unutulmamalıdır. Bayrağın gönderden indiği yerde 1000 yıllık kardeşliğin katledilmek istendiği anda maldan, mülkten ve candan vazgeçmeyen bin kere merttir. Bu bizim Türk tarihine olan şeref borcumuzdur. Türk milletine olan namus borcumuzdur. Bu vatan sahipsiz değildir. Bu aziz millet çaresiz değildir. Bozgunculara, yıkıcılara fırsat vermeyeceğiz. İstismar istismarcılara itibar etmeyeceğiz. Tahrik ve tertiplere dikkat edeceğiz. Tek bir ses, tek bir nefes olacağız. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türkiye için vardır. Türk milletinin birliği, kardeşliği ve mutluluğu için vardır. Türkiye var olduğu sürece Türk milletinin emrinde ve hizmetinde olacağız. İhanetlere karşı dikkat edeceğiz. Fitnelere karşı uyanık Türk göstereceğiz. İstismara karşı temkinli olacağız. Tahriklere ise sabır, şuur ve azimle karşı koyacağız. Türk milleti var olacaktır. Çünkü kendisini onun adaış sevdalıları vardır ve burada. Terörsüz Türkiye hedefi Barış ve huzurla Demokrasi ve hürriyetle sulh ve sükunla kalkınma ve refahla kaynaşma ve kardeşlikle bir ve aynıdır. Ve bu hedefe olsun ulaşılacaktır. Başaracağız. Yapacağız. Yeni yüzyılın çeyreğinde huzurlu güçlü, müreffeh, muasır bir Türkiye'yi Cumhur İttifakı olarak mutlaka inşa edeceğiz. Ahlak kuyularımıza zehir katanları affetmeyeceğiz. Her şey Türkiye içindir. Herkes eşittir Türkiye'dir diyeceğiz.

EMEKLİYE SEFALET ÜCRETİ İTİRAFI

Diğer altını kalın bir şekilde çizerek ifade etmeliyim ki emeklilerimizin derdi

En düşük emekli maaşı alan ve sayıları yaklaşık 5 milyona yaklaşan kardeşlerimizin sosyal ve ekonomik durumlarını iyileştirmek için gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız. Onlar üzülürken bizler rahat olamayız. Onlar sefalet ücretini en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşımalıyız. Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız.

 

Yorum Yazın

Emekliye bayram ikramiyesi için kötü haber!

'İran’ın iç barışı, Türkiye için 'hayat memat' meselesi'

Oktay Kaynarca ve 5 ünlü gözaltında

Hasan Ufuk Çakır'dan Erdoğan'a ikinci topuk selamı

THY'den gazeteci Ali Kıdık'a uçuş yasağı

Kiracı olmak artık lüks tüketim

'Ekonomi durgunluğa giriyor'

'İyi yönetilseydi maaşlar bugün iki katı olabilirdi'

'Terörsüz ve demokratik Türkiye bir an önce kurulmalı'

Bilal Erdoğan yeşil sahalara indi

Gürcistan eski Başbakanı Garibaşvili'ye 5 yıl hapis cezası

Arnavutköy Belediyesi'nden Bakan Şimşek'i kızdıracak karar

Türkiye'nin zeytin devi Tusem Tarım, iflas bayrağını çekti

'İran'da kaos çıkmasını asla arzu etmeyiz'

'İnsan Odaklı Projeleri Kararlılıkla Sürdürüyoruz'

Köfteci Yusuf'un yeni işi şaşırttı!

Burak Akburak İstanbul'da Gazetecilerle Buluştu

Çoruh Nehri dondurucu soğuklar nedeniyle buz tuttu

Otopark ücretleri el yakıyor

Kara Kuvvetleri ihalelerinde usulsüzlük soruşturması

'Benim katılmadığım seçimde Cumhurbaşkanı’nın meşruiyeti biter!'

İran'da ölü sayısı 538'e yükseldi

Ege TV kanalı icradan satışa çıkarıldı

Trafik sigortasında primler değişti

Fed Başkanı Powell video çekip tehdit edildiğini açıkladı

Türkiye kar yağışının etkisine girdi

Murat Sancak, Adana Demirspor'u devretti

'EMEKLİLER AK PARTİ'YE SELAM BİLE VERMEYECEK'

İstanbul-İzmir Otoyolu'nda 12 araç birbirine girdi

'Ankara'da trafik sıkışıklığının nedeni AVM'lerin önü'

Yükleniyor

Gürcistan eski Başbakanı Garibaşvili'ye 5 yıl hapis cezası

İran'da ölü sayısı 538'e yükseldi

Fed Başkanı Powell video çekip tehdit edildiğini açıkladı

Netanyahu'nun özel kalem müdürü gözaltına alındı

İran’daki protestolarda can kaybı 116’ya yükseldi

Gazze'de can kaybı 71 bin 412'ye yükseldi

Venezuela'nın yeni yönetimi istediğimiz her şeyi verdi

ABD Rus gemisine el koydu

Suriye ordusu, YPG ile çatışıyor!

Maduro'nın duruşması 17 Mart'a ertelendi

Yatakta verdiği kareler olay oldu

Eski manken Deniz Akkaya hapse girecek!

Elle Fanning dekoltesiyle zor anlar yaşadı

Evangeline Lilly kayanın üstüne düştü!

Aslı Bekiroğlu'nun basit ameliyatı kâbusa döndü

Heidi Klum üstsüz güneşlendi

Afra Saraçoğlu annesini paylaştı!

Demet Özdemir 'En iyi kadın oyuncu' seçildi

Özgü Kaya kaçamağını paylaştı

Mine Kılıç çeketin içine hiçbir şey giymedi

Trafik sigortasında primler değişti

'Ürün gamımızı her geçen gün güçlendiriyoruz'

Türkiye'de Opel, Peugeot ve Citroen el değiştirdi!

Tunçmatik Avrupa Elektrikli Araç Şarj Altyapısı İçin Yeni Şirket Kurdu

Elektrikli araç piyasasının yeni lideri artık Çinli

'2025’in En Beğenilen Otomobili' Gazetecilerin Oylarıyla Seçildi

Arıcıoğlu Otomotiv konkordato talebinde bulundu

İkinci el araçta 6 ay ve 6 bin kilometre şartı uzatıldı

Bakan Bolat’tan "BYD'ye gümrük engeli" iddialarına cevap

Türkiye, Avrupa’nın en büyük 5’inci otomobil pazarı

Lahmacunda sakatat, peynirde natamisin çıktı

Pestisit ihlalinde dünya ikincisiyiz

Fast food kanseri tetikliyor

Sadece Hastaneyi Değil, Cebinizi de Düşünün

Fatih’te iki aylık bebek açlıktan öldü

Sofralardaki 6 süt ürünü markasında 'hile' tespit edildi

Siirt'de polis hastaneyi 2 ay takip etti, 30 kişi gözaltında

Tavşan kanı çay hilesi ortaya çıktı

Kalp sağlığını korumak için 8 öneri

Türkiye ekmek tüketiminde dünyanın en tepesinde

THY'den gazeteci Ali Kıdık'a uçuş yasağı

Burak Akburak İstanbul'da Gazetecilerle Buluştu

Ege TV kanalı icradan satışa çıkarıldı

'Özgür Basın, Güçlü Toplum Demektir'

Habertürk skandalında tanık ifadesi dengeleri değiştirdi

Ekol TV’ye “kara para aklama“ soruşturması

'Gazeteciliğin Vicdanı Olmaya Devam Edeceğiz'

GAİN Medya soruşturmasında Okan Karacan itirafçı oldu iddiası

YGD'den “Yılın Haber Ödülleri” için başvuru çağrısı

Cem Küçük, Hande Fırat'ı yerden yere vurdu

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 17 13 1 3 27 42
2.FENERBAHÇE A.Ş. 17 11 0 6 25 39
3.TRABZONSPOR A.Ş. 17 10 2 5 13 35
4.GÖZTEPE A.Ş. 17 9 3 5 12 32
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 17 8 4 5 8 29
6.SAMSUNSPOR A.Ş. 17 6 4 7 2 25
7.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 17 6 6 5 9 23
8.KOCAELİSPOR 17 6 6 5 -2 23
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 17 6 6 5 -6 23
10.CORENDON ALANYASPOR 17 4 4 9 1 21
11.GENÇLERBİRLİĞİ 17 5 9 3 -3 18
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 17 4 7 6 -4 18
13.TÜMOSAN KONYASPOR 17 4 8 5 -8 17
14.KASIMPAŞA A.Ş. 17 3 8 6 -10 15
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 17 4 10 3 -15 15
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 17 2 6 9 -17 15
17.İKAS EYÜPSPOR 17 3 10 4 -14 13
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 17 2 12 3 -18 9