Pandemi sonrasında dünya genelinde konut fiyatlarında yükseliş görülürken, Türkiye bu eğilimin çok ötesine geçti. Yüksek enflasyon ve döviz kuru baskısının etkisiyle 2021-2025 döneminde konut fiyatları kümülatif olarak yüzde 1.640 arttı. Bu artış, fiyatların yaklaşık 17 katına çıkması anlamına geliyor.
Aynı dönemde OECD ülkelerinde konut fiyatlarındaki ortalama artış yüzde 48 seviyesinde kaldı. Böylece Türkiye’deki yükseliş, OECD ortalamasının 34 katına ulaştı. İkinci sırada yer alan Macaristan’da artış yüzde 85 olurken, Türkiye bu ülkeyi bile açık ara geride bıraktı. Çekya, Portekiz ve Estonya gibi ülkelerdeki artışlar yüzde 90’lar civarında seyrederken, Avrupa Birliği ortalaması yüzde 30’un altında kaldı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, konut fiyatlarında yıllık bazda en yüksek artış 2022 yılında yaşandı. Bu dönemde fiyatlar bir yılda yüzde 150’nin üzerinde yükseldi. 2023’te artış hızı yüksek seyrini korurken, 2024 ve 2025’te oranlar gerilese de geçmiş yıllarda biriken artışlar konuta erişimi zorlaştırdı.
Nefes'te yer alan habere göre, son beş yılda tüketici enflasyonu resmi verilere göre yaklaşık yüzde 720 arttı. Buna karşılık konut fiyatlarındaki yükseliş, enflasyonun iki katından fazla gerçekleşti. Bu durum, özellikle dar ve orta gelirli kesimler için ev sahibi olmayı giderek daha güç hale getirdi.
Fiyatlardaki hızlı artış, ev sahipliği oranlarına da yansıdı. Türkiye’de 2014 yılında yüzde 61’in üzerinde olan ev sahipliği oranı, 2023 itibarıyla yüzde 56 seviyelerine kadar düştü. Uzmanlar, bu gerilemenin önümüzdeki yıllarda da devam edebileceğine dikkat çekiyor.
Konut fiyatlarındaki yükseliş, kira piyasasında da benzer bir tabloyu beraberinde getirdi. OECD ülkelerinde son beş yılda kiralar ortalama yüzde 30’a yakın artarken, Türkiye’de kira artışı yüzde 1.400’ün üzerine çıktı. Bu artış, kiracıların barınma maliyetinin katlanarak yükseldiğini gözler önüne serdi.