MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında, bölgedeki füze ve askeri hareketlilikle ilgili sert uyarılarda bulundu. Bahçeli, İran’a yönelik planlarda Kürtlerin sahaya sürülmesine karşı çıkarak, “Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir” ifadelerini kullandı.
Bahçeli ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasına atıfta bulunarak duruşmaların canlı yayınlanması çağrısının haklı çıktığını belirtti. Bahçeli, “Milletin gözü önünde ak koyun, kara koyun tefrik edilsin, her şey görülsün, takip edilsin derken yanlış mı söylüyorduk? Geldiğimiz bu süreçte haklılığımız netleşmiştir.” dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan bulunan Bahçeli'nin açıklamasından satır başları şöyle:
Amerika Birleşik Devletleri-İsrail koalisyonunun İran'a başlattığı kirli savaşın 11. gününde bilanço gittikçe ağırlaşmakta, şiddet ve yıkım günbegün artış kaydetmektedir. Aynı zamanda 11 gündür psikolojik, dijital, elektronik ve propaganda harbinin eşine benzerine çok nadir rastlanacak örnekleri de kademe kademe ilerletilmektedir.
Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı muamma olan akıl tutulması sarmış ve sarmalamıştır. Karşılıklı fırlatılan füzeler, katledilen masum insanlar, tahrip edilen kaynaklar, hedef alınan altyapılar, tıkanan deniz yolları, daralan ticaret kanalları, çıta yükselten intikam yeminleri, yaygınlaşan suikastlar, süregelen örtülü operasyonlar, körfez ülkelerine yönelik sabotajlar, insanım diyen herkesi nefesini tutup takip ettiği savaş tablosunun hepimizin gündemine yansıyan satır başlarıdır. İran'da rejim değişikliği hesabından stratejik ve askeri yeteneklerin imha edilmesine kadar operasyonların bölgemizi ateşe attığı açıkça ortadadır.
Haksızlık diz boyudur, hukuksuzluk doruk noktadadır. Ateşkes ve diplomasi çağrılarının karşılık bulmadığı meydandadır. Bunun yanında ABD Başkanı'nın "savaşın bitiş zamanına Netanyahu'yla karar vereceğiz" demesi dayatmacı bir dil, üstenci bir bakış, barışçıl arayışları küçümseyen özürlü bir yaklaşımdır.
Felaket kol gezmektedir. Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır. Bu ahlaki sorumluluk Amerikan halkının ve Yahudi topluluğunundur.
Kürt kardeşlerimizi sahaya sürmek için hava koklayan ve ortam yoklayan, bu sayede İran'ı içten çökertmenin planını yapan hiçbir mihraka Kürtler paralı askerlik yapmaz, yapmamalıdır. Kürt kardeşlerim satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir!
Bu tehlike saçan vakalarla ilgili İran İslam Cumhuriyeti'nin yaptığı özür mahiyetindeki açıklamalar egemenlik haklarımıza gösterilen saygının telafi edilmesi elbette tarihi kıymettedir. Ancak 9 Mart tarihinde İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir mühimmatın yine NATO unsurlarınca etkisiz hale getirilmesi kafamızı karıştırmaya başlamıştır. Her ülke aklını başına almalıdır. Türkiye üzerinde kumar oynanacak bir ülke değildir. Taciz, tahrik veya tertip olmadığını netleştirecek ülke İran'dır. Biz kasti bir tavrın olmadığına inanmak ve komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz. Ancak Türkiye'nin de yol geçen hanı olmadığını, canı sıkılanın füze ateşleyeceği bir ülke olmadığını de ihtiyatlı bir dille beyan ediyoruz. Elbette Türkiye ile İran'ı karşı karşıya getirmeyi mafut bir komployu da göz ardı etmiyoruz.
Bir daha hava sahamızda veya Azerbaycan hava sahasında yolunu veya yönünü kaybetmiş bir füze ya da İHA görmek, duymak ve buna da şahit olmak istemediğimizi de cümle alem bilmelidir. Türkiye ile Azerbaycan arasında nifak tohumları ekmek isteyenleri reddediyoruz.
CHP Genel Başkanı ve yönetiminin infial uyandıran açıklamaları tek kelimeyle şuursuzluktur. Coğrafyalar deprem geçirirken Türkiye muhalifliğinde yeni kulvarlar açmaları, vatan ve millet sevgisiyle bağdaşmayan ayıp ve ahlaki seviyesizliktir. CHP Genel Başkanı diyor ki "Türkiye'nin füzesi, hava savunma sistemi, savaş uçağı yok, F-16'lar modernize edilemedi, korkudan S-400'ler hangarda tutuldu..."
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ölmeyi emretmişti, onun koltuğunda köhne köhne oturan zat ise Türkiye'yi karalamanın peşindedir. Sinop'taki füze testleri karşısında "yapmayın balıklar korkuyor" diyen şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye'yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla rezil olmaz, en azından Atatürk'ün emanetlerine saygı gösterirdin.
İşte dün aralarında İmamoğlu’nun da bulunduğu 105’i tutuklu toplam 407 sanığın yargılandığı asrın yolsuzluk davasında her çirkeflik yaşanmış, hukuk güvenliğine de darbe vurulmuştur. Mahkeme salonunu şov alanına, grup salonuna ve miting meydanına çevirenler adalet nedir, hukuk nedir bilmeyen zavallı aymazlardır. Neymiş, eski belediye başkanı selamlama konuşması yapmak için kürsüye çıkacakmış. Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuş, nerede görülmüştür? Böylesi bir usule, böylesi bir uygulamaya ne zaman şahit olunmuştur? Hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcıdır. Hiç kimse hukukun önünde veya üstünde değildir.
İddianamedeki suçlamaların hesabını vermek yerine dava sürecini sulandırmak maksatlıdır, marazidir, mahsurludur.
Suç örgütü kurmak, rüşvet çarkı işletmek, ihaleye fesat karıştırmak, kara para aklamak gibi pek çok suçlamanın açıklığa kavuşması, bunun da kısa süre içinde vuku bulması gerekmektedir. Milletimiz CHP’nin adalet ve hukuk tanımaz siyasi ayak oyunlarından bıkmış ve usanmıştır. İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın adalete müzahir alınacak kararının daha fazla uzamasına fırsat verilmeden en makul sürede sonuçlandırılıp ülke gündeminden çıkartılması muhakkak surette temin edilmelidir. Biz, duruşmalar televizyonlardan canlı yayınlansın derken haksız mıydık? Milletimizin gözü önünde ak koyun kara koyun tefrik edilsin, her şey bilinsin, görülsün, bire bir takip edilsin derken yanlış mı söylüyorduk? Geldiğimiz bu süreçte haklılığımız netleşmiştir. Ayyuka çıkan siyasi içerikli hukuk ihlallerinin Türk yargısına kesif bir karşı duruş olduğu belgelenmiştir. CHP, hukuku hiçe saymıştır. Elbette bunun bedelini adalet ve hukuk namusu karşısında mutlaka ödeyecek, kati sonuçlarına da öyle ya da böyle katlanacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı; yıkmak için değil, yapmak için, ayırmak için değil, birleşmek için, bölmek için değil, buluşmak için, küsmek için değil, kucaklaşmak için ahlaki, manevi ve milli mücadelesini inançla sürdürecektir. Daha iyi bir gelecek için, daha mutlu yarınlar için, daha güzel günler için, kaynayan tencereler, doymuş karınlar, sevecen yürekler, sıcacık yuvalar için, dik baş, tok karın, mutlu yarın için, al bayrağın altında onurlu bir gelecek için geceyi gündüze katacağız. Biz gönülleri, vicdanları, umutları kardeşlikle birleştireceğiz. Biz ülküleri, hevesleri, heyecanları milletimizle buluşturacağız. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, Türk milletinin sağduyusuna, idrakine, iradesine ve vicdanına güvenmektedir. Ortak bir kaderi paylaşarak bir arada yaşama ve yaşatma azmine sonuna kadar inanmaktadır.