'Türkiye, Suriye’de HTŞ’nin değil, Suriye halklarının müttefiki olmalı'

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer ''Türklerin ve Kürtlerin birbirini sevmesi, her iki taraf için hem dinî hem de siyasi bir farzdır' sözlerini sarf etti. Peki Suriye’de tehlikede olan Kürt değil mi? Soğuktan donan çocuklar kim?''

  • A-
  • A
  • A+

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirdiği yazısında, "Sayın Bahçeli 2024’te 'Kürtleri sevmeyen bir Türk varsa, Türk değildir; Türkleri sevmeyen bir Kürt varsa, Kürt değildir. Türklerle Kürtlerin ortak düşman ve ortak tehlike karşısında bulunmalıdır. Türklerin ve Kürtlerin birbirini sevmesi, her iki taraf için hem dinî hem de siyasi bir farzdır' sözlerini sarf etti. Peki Suriye’de tehlikede olan Kürt değil mi? Soğuktan donan çocuklar kim? Elektriği kesilen, kenti kuşatılan kim? IŞİD ve türevi çetelerin saldırdığı kim? Kardeşlik 'farz' ise, Kobani bunun imtihanıdır. Şimdi soruyorum: Tehlikede olan Kürtlere, sıkılı yumruklarınızı açıp kardeşlik elinizi uzatacak mısınız? Türkiye, Suriye’de HTŞ’nin değil, Suriye halklarının müttefiki olmalı. Her halka, her inanca aynı gözle bakmalı. Kürtlere düşmanlık, HTŞ’ye ve selefilere ayrıcalık kabul edilemez. Türkiye artık bu Rojava fobisinden kurtulmalı! Suriye’deki gerilim ve çatışmalarda taraf değil, yapıcı bir güç olmalı. Çözüme katkı sunmalı" diye yazdı.

Bakırhan, Medyascope için kaleme aldığı, "Kürtlerin yaşadığı duygu kırılmasını görmeyenlere sesleniyorum: Kırılma derinlerde ve giderek büyüyor" başlıklı yazısında, "Kürtlerin, partimizin ve demokratik kamuoyunun isteği son derece açık: Suriye’de savaş değil barış; çatışma değil çözüm istiyoruz. Kürtler demokratik haklarına kavuşmalı, Suriye’nin eşit yurttaşları olmalıdır. Anadilde eğitim, yerinden yönetim hakkı, statüsü, kültürel hakları tartışma konusu olmamalıdır. Kürdün hayatı ve hakları bir kararname kâğıdı değil, anayasal güvence konusudur. Ve sadece Kürtler değil: Aleviler, Dürziler, Türkmenler, Süryaniler… Hepsine yönelik katliam tehditleri ortadan kalkmalıdır. Suriye’nin geleceği, tüm halkların ve inançların eşit siyasal katılımına dayalı bir yönetim modeliyle kurulmalıdır. Bu taleplerin 21. yüzyılda hâlâ ifade ediliyor olmasının bir utanç olduğunu ama bu utancın halklara ait olmadığını da not düşmek isterim" ifadelerini kullandı.

Bakırhan'ın yazısından satır başları şöyle:

"On dört yıl boyunca tarifi zor savaşların ateşiyle yanıp kül olan Suriye, yıkımlar hâlâ tazeyken yeni bir savaşa sürüklenmek isteniyor. 8 Aralık 2024 sonrası Alevilere ve Dürzilere dönük başlayan saldırıların son durağı, Halep’e açılan ve dalga dalga büyüyen savaş oldu. Hassas fay hatları üzerinde gerçekleşen bu kırım girişimleri, Suriye’yi yeniden kaosa sürükleme tehdidi taşıyor.

Şara rejimi, Halep’teki saldırılardan sonra Kuzey Doğu Suriye’yi hedef almaya başladı. Halep sonrası başlayan ve açıkça iç savaşı körükleyen, yüz binlerce sivilin hayatını tehlikeye atan saldırılar, Suriye Demokratik Güçleri’nin sağduyulu siyaseti sayesinde tehlikeyi bertaraf etti. Büyütülen, daha doğru bir ifade ile Kürtler şahsında dayatılan savaş istenci, Suriye’nin geleceğini, Ortadoğu’nun istikrarını ve belki de insanlığın vicdanını sınamaya hâlen devam ediyor.

Günlerdir Kürtler, dostları, devrimciler, dünyanın her ucundaki sol ve sosyalistler, demokratlar Kuzey Doğu Suriye için ayakta. Sokaklarda barış diyen, 'Kürtler yüzyılı kaybetmesin' diyen bu sesler, çığ gibi büyüyerek tarihin vicdanına bir not bıraktı.

Kürtlerin, partimizin ve demokratik kamuoyunun isteği son derece açık: Suriye’de savaş değil barış; çatışma değil çözüm istiyoruz. Kürtler demokratik haklarına kavuşmalı, Suriye’nin eşit yurttaşları olmalıdır. Anadilde eğitim, yerinden yönetim hakkı, statüsü, kültürel hakları tartışma konusu olmamalıdır. Kürdün hayatı ve hakları bir kararname kâğıdı değil, anayasal güvence konusudur. Ve sadece Kürtler değil: Aleviler, Dürziler, Türkmenler, Süryaniler… Hepsine yönelik katliam tehditleri ortadan kalkmalıdır. Suriye’nin geleceği, tüm halkların ve inançların eşit siyasal katılımına dayalı bir yönetim modeliyle kurulmalıdır. Bu taleplerin 21. yüzyılda hâlâ ifade ediliyor olmasının bir utanç olduğunu ama bu utancın halklara ait olmadığını da not düşmek isterim.

Diğer yandan, Şam rejimi tekçilikten vazgeçmelidir. Tekçilik, Suriye’ye giydirilmiş dar bir gömlektir. O gömleğin düğmeleri her koptuğunda, bedeli halklar ödüyor. Suriye’nin demokratik bir anayasaya ihtiyacı var. Ne Şam’ın anayasası ne de HTŞ’nin anayasası Suriye’yi kaostan çıkarır. Gerilimleri büyüten, çatışmaları derinleştiren tekçilikten vazgeçilmelidir. Tekçilikte ısrarın Suriye’yi yeni bir karanlığa doğru sürüklediği görülmüyor mu?

Stratejik, jeopolitik, ekonomik her başlıkta makro öngörüleri ile ekranlarda övünenler, her meseleye güvenlikçi merceğin soğuk alanından bakanlar, nasıl oluyor da toplumsal hakikatin en basit gerçeklerini ıskalıyor? Biliyoruz ki burada bir tercih var. O hâlde kimsenin kendi çıkarları uğruna Suriye’yi yeni bir iç savaşa sürüklemeye hakkı yok diyelim.

"Kürtler açlık, susuzluk ve karanlıkla yüz yüze bırakıldı; Kobanili beş çocuk donarak yaşamını yitirdi"

Buradan tüm uluslararası kamuoyuna ve sesimizi duyacak vicdanlara da sesleniyorum.

Bakın, güya günlerdir ateşkes imzalandı ama saldırılar durmak yerine arttı. Ateşkes kâğıtta, lakin kuşatma sahada. Kobani’ye saldırılar durmadı. Elektrik ve sular kesiliyor. Savaşın her türlü ahlakı çiğneniyor. Kürtler açlık, susuzluk ve karanlıkla yüz yüze bırakılmış durumda. Kobanili beş çocuk donarak yaşamını yitirdi. Beş masum can, soğuğun kucağında son nefesini verdi.

Dünya izledi, IŞİD’e karşı savaşıp yaşamını yitiren Arapların mezarları tek tek yıkılıyor.

Ölüye saygısı olmayanın, diriye adaleti olmaz. Mezar taşını deviren akıl, yarın yaşamın taşını da rahatlıkla devirir. Mezar taşına, mezarlıklara saygısı olmayan bu zihniyeti çok iyi tanıyoruz.

"Orta Çağ karanlığı IŞİD’e kim nefes üflüyor? Kim bugün önünü açıyor?"

Kürtler 13 yıl önce IŞİD ile mücadele edip bu topraklardan sökmeseydi, şimdi Türkiye’nin sınır komşusu olacaktı. Tarihin çöplüğüne gömülen o Orta Çağ karanlığı IŞİD’e kim nefes üflüyor? Kim bugün önünü açıyor? Bir yandan devlet dışı aktörler tasfiye edilmeli derken, neden IŞİD göz göre göre canlandırılıyor? IŞİD’e yeniden nefes olanlar kim? Sadece Suriye için değil, insanlık için ağır bir durumla yeniden yüz yüzeyiz. Dünün belasını 'taktik' diye büyütenler, yarın o belanın stratejik enkazının altında kalır. Bunu artık herkes görmelidir.

"Hamas’a tanınan anlayış konu Kürtler, SDG olunca birden buharlaşıveriyor"

Dışişleri Bakanı çıktığı TV programında Hamas için 'Direniş hareketidir, halkını ve haklarını güvence altına almadan silah bırakamaz' diyor. Hamas’a tanınan bu anlayış, konu Kürtler olunca, SDG olunca birden buharlaşıveriyor. Filistin meselesinde sabır tavsiye eden, güvenlik kaygılarını meşru gören bir devlet aklı, Rojava söz konusu olduğunda hızlı sonuçlar, koşulsuz teslimiyetler bekliyor. Bu ne yaman çelişki! Hamas için aylar, yıllar boyunca sabır gösterebilen bir anlayış, Rojava’da neden tek bir günü bile fazla görüyor? Bu ikili standart, vicdan terazisinde nasıl dengeye oturur? Oturmaz; çünkü Kürdün kazanım elde etme korkusu bütün hakkaniyet ve vicdan terazisini bozuyor. Koz ve misilleme siyaseti, siyasetsizliğin kendisidir. Demem o ki, elinizde tuttuğunuz ayna Gazze’ye bakınca 'mazlum', Rojava’ya bakınca 'terörist' gösteriyorsa; sorun görüntüde değil, o aynayı tutan eldedir.

"Bu bir sitem değil; bir halkın vicdanında büyüyen tarihî kırılmadır"

Günlerdir sınır bölgelerindeyim. Kürtlerin gözlerinde hayatımda hiç olmadığı kadar derin kırılmalara şahit oldum. Bunun en basit ama en derin nedeni şu: Bir halka alenen haksızlık yapılması, haysiyetlerini çiğneyecek sözler ve eylemler yapılması siyasetin ötesinde bir meseledir. O ince eşiği siyasete kurban eden hoyratlık, tarih boyunca ters tepti. Bu doğru okunmalıdır. İktidarın bu ikili politikalarını Kürtler sadece siyasette değil, hayatlarının her anında görüyor, yaşıyor. Ekranlarda katliam çağrılarına varan rahatlık, halka ve temsilcilerine hakaret, garip zafer naraları, had bildirenler ve parmak sallayanlar… 'Kadim Kürt kardeşim' dediklerinizin yaşadığı duygu kırılmasını görmeyenlere sesleniyorum: Bu bir sitem değil; bir halkın vicdanında büyüyen tarihî kırılmadır. Kırılma derinlerde ve görmezden gelindikçe sessizce ve öfkeyle büyüyor. Şimdi bu duygu kırılmasını giderecek olan devlettir, medyadır, siyaset kurumudur. Peki nasıl giderilecek? Bu büyük kırılma nasıl telafi edilir? Hangi somut adımlarla güven yeniden tesis edilir? Sorular ortada duruyor.

"Kardeşlik 'farz' ise Kobani bunun imtihanıdır"

Sayın Bahçeli 2024’te 'Kürtleri sevmeyen bir Türk varsa, Türk değildir; Türkleri sevmeyen bir Kürt varsa, Kürt değildir. Türklerle Kürtlerin ortak düşman ve ortak tehlike karşısında bulunmalıdır. Türklerin ve Kürtlerin birbirini sevmesi, her iki taraf için hem dinî hem de siyasi bir farzdır' sözlerini sarf etti. Peki Suriye’de tehlikede olan Kürt değil mi? Soğuktan donan çocuklar kim? Elektriği kesilen, kenti kuşatılan kim? IŞİD ve türevi çetelerin saldırdığı kim? Kardeşlik 'farz' ise, Kobani bunun imtihanıdır. Kardeşlik kameralar önünde değil, kuşatma altında farzdır. Şimdi soruyorum: Tehlikede olan Kürtlere, sıkılı yumruklarınızı açıp kardeşlik elinizi uzatacak mısınız?

Bir halkın onuruna dil uzatılması, açık bir savaş suçunu zafer olarak görüp yenme-yenilmeye çekilmesi toplumsal birliği ve barışı zedeler. Şam’da zafer arayanlar Türkiye’yi kaybettiğini görmelidir. Türkiye–Kürt ilişkileri bu duygu kırılmasının altında ezilirse, yarınlar için nasıl bir umut inşa edebiliriz? Kürtlerin acısının, Türklerin zaferi olarak sunulduğu bir zeminde nasıl bir kardeşlik kurulabilir? Bu soruları milyonlar adına soruyorum.

"Türkiye, Suriye’de HTŞ’nin değil, Suriye halklarının müttefiki olmalı"

Haliyle şunu açık şekilde ifade ediyoruz: Türkiye, Suriye’de HTŞ’nin değil, Suriye halklarının müttefiki olmalı. Her halka, her inanca aynı gözle bakmalı. Kürtlere düşmanlık, HTŞ’ye ve selefilere ayrıcalık kabul edilemez. Türkiye artık bu Rojava fobisinden kurtulmalı! Suriye’deki gerilim ve çatışmalarda taraf değil, yapıcı bir güç olmalı. Çözüme katkı sunmalı.

Daha önce de defaatle belirttik, Türkiye artık gerçek anlamda Kürtlerin de devleti olmalı. Bu bir temenni değil; cumhuriyetin demokrasi borcudur. Kürtleri Türkiye’nin zayıf karnı olarak kodlayan her dış ve iç girişime set çekilmelidir. Suriye de gerçek anlamda Kürtlerin de devleti olmalı. Şam, Kobani’nin; Ankara, Diyarbakır’ın demokratik çatısı olmalı. Ama ısrarla bu çatıyı eşitlikten değil de inkârdan kurmak isteyen bir akıl var.

Suriye’dekiler için 'Onlar ayrı Kürtler', 'Onlar kökenli Kürtler' gibi anlamsız söylemlere gerek yok. Samimiyetimle söylüyorum: Kimin savaşı istediğini, kimin çözümsüzlükten yana olduğunu söz kuran herkes buyursun gitsin Kobani, Qamişlo, Haseke, Cizir halkına sorsun. Buyurun gidin, onlarla görüşün. Hakikatler siyasetin isteklerine göre eğilip bükülemez.

"Rojava’daki politikalarla Kürtler nasıl ve kime güvenecek?"

'Türkiye Yüzyılı', Kürtleri dışlayarak mı inşa edilecek? Böyle olmaz, böyle bir gelecek inşa edilmez! Kürtler 22 Ekim süreci ile hukuk dışılıktan kurtulup cumhuriyetin yasallığına dahil olmak istiyor. Ama Rojava’daki politikalarla Kürtler nasıl ve kime güvenecek?

Bu bakımdan Türkiye’nin Şam’a destek vererek elde edeceği zafer bir Pirus zaferidir. Alınacak yara, kazanılandan ağırdır. Tarihe bakın; Kürtleri inciterek, yok sayarak zafer sağlanmamıştır. Rojava’yı koruyarak, Kürtlerin hakkına, hukukuna sahip çıkarak elde edilecek zafer ise Malazgirt gibidir. Tarihi bir kapı açar, gelecek nesillere umut taşır…
Pirus’un yalnızlığı mı Malazgirt’in kardeşliği mi? Karar da vebal da buradadır.

"Suriye’de çözümü dinamitleyen DEM Parti mi, yoksa Türkiye’nin yanlış politikaları mı?"

Günlerdir devam eden 'DEM Parti demokrasiden mi yana yoksa çözümsüzlükten mi? PKK’nin kurucu önderinin yanında mı, yoksa karşısında mı?' tartışmalarına da değinmek istiyorum. Öncelikle şunu buradan net ifade edelim: Defalarca söyledik, tekrar söylüyoruz. Cevabımız nettir, gizlimiz saklımız yoktur. Biz sonuna kadar, amasız ve fakatsız barışın yanındayız! Kim barış için bir damla ter döküyorsa, biz onun yoldaşıyız. Bu konuda manipülasyonlara gelmeyecek, savunma pozisyonuna geçmeyecek kadar şerbetliyiz.

Diyoruz ki açın İmralı kapısını, bakalım kim Öcalan’ı dinliyor, kim dinlemiyor? Öcalan yıllardır Türkiye’de ve Suriye’de çözüm, ortak yaşam diyor. Peki Suriye’de çözümü dinamitleyen DEM Parti mi, yoksa Türkiye’nin yanlış politikaları mı? Suriye’de ateşe benzin döken kim? Meclis heyeti Sayın Öcalan’ı ziyaret etti. Tutanaklar açıklandı. O görüşmede Sayın Öcalan’ın yaptığı önerilerin tam tersi bir politikanın Rojava’da izlendiği ortaya çıktı. Bakın, son İmralı görüşmesinde Sayın Öcalan, 'Önce savaş durmalı, çatışmasızlık sağlanmalı' diyor. 'Bu çatışmaların halkları karşı karşıya getirerek, iç savaşı körükleme amacı taşıdığını' söylemedi mi? Diyaloğa davet etmedi mi? Meclis tutanaklarında da ifade edildiği üzere Suriye’ye dair günler önceden açık çağrı yapan, çözüm önerisi sunan, tehlikelere dikkat çeken Sayın Öcalan değil mi?

"Kürtler yaşadığı coğrafyalarda yüzünü Ankara’ya dönmüş çözüm bekliyor"

Bu durumda Sayın Öcalan’ı dinlemeyen kim? Suriye’de bomba yağdıran, saldıran, mezarları yıkan, kadınlara işkence eden, çocukların donarak ölmesine göz yuman kim? Lütfen bu basit sorulara cevap verilsin.

Kürtler yaşadığı coğrafyalarda yüzünü Ankara’ya dönmüş çözüm bekliyor. Ama Ankara ısrarla Kürt’ü görmek istemiyor, görmezden geliyor. Kapıyı açmak yerine elinde tırpanla Kürdün haklarını nasıl budarım diye uğraşıyor. Bu uğraşın sahipleri medyada, sahada, her yerde provokasyon üretiyor. Neden engel olunmuyor? Şimdi Kürt kırılmasın, öfkelenmesin de ne yapsın? Elinizi vicdanınıza koyun ve cevap verin Sayın Erdoğan, Sayın Bahçeli.

"Kürtlerin zaferi, Türkiye’nin yenilgisi değildir; Kürtlerin yenilgisi de Türkiye’nin zaferi olamaz"

Biz çözüm olan bir siyasetten yanayız. Çarpıtan, kendine göre eğip büken değil. İnsanların hayatı söz konusu. Lütfen sağduyuyu koruyalım. Bir elde ateş, diğer elde buz ile dolaşmak yanlıştır. Biz barışın mimarı olmak istedikçe savaşın müsebbibi olmak isteyenler çoğalıyor. Buna hep birlikte karşı durmak zorundayız. Türkiye’nin vicdanına sesleniyorum: Kürtlerin acısını görmezden gelen bir siyaset, Türkiye’nin geleceğini de karartır. Kürtlerin zaferi, Türkiye’nin yenilgisi değildir; Kürtlerin yenilgisi de Türkiye’nin zaferi olamaz.

Siyasi tarihimizin en kritik testinden geçiyoruz. Tarih, bugün vereceğimiz kararları unutmayacak. Gelecek nesiller, bu günlerde kimin yanında durduğumuzu soracak. Cevabımız hazır olsun."

 

Yorum Yazın

'Emeği de, üretimi de biz koruyacağız'

Yapı ruhsatlarına yeni şart getirildi

Galatasaray, Ali Koç'un Okan Buruk'u tehdit ettiğini iddia etti

'Türkiye, Suriye’de HTŞ’nin değil, Suriye halklarının müttefiki olmalı'

15 anket şirketinin ortalaması ortaya çıktı

Vicdansız hemşire Bağrıyanık tutuklandı!

Hamaney'in özel bir yeraltı sığınağına geçtiği iddia edildi

2026 emekli bayram ikramiyesi artacak mı?

'Bu dönemde erken seçim mümkün değildir'

Emeklinin tatil kampını sattılar

Huzurevi fiyatlarında rekor artış

149 milyon hesap bilgisi internete sızdı

Sivas'ta 493 yerleşim yerinin yolu ulaşıma kapandı

'Sütyenini çıkar gel'

Boğazın sıfır noktasına dev cami projesi için yeni iptal başvurusu

Ucuz alışveriş devri resmen bitti

Abdullah Öcalan Bahçeli'ye kilim hediye etti

Uludağ’da teleferik çilesi

Eczane eczane dolaşmaya son!

Ocak ayı enflasyonunda sebze fiyatları yüzde 40'a dayandı

'Emeklilerimizi hükümetimize karşı kışkırtmaya çalışıyor'

'Verilemeyecek hesabı olanlar AK Parti’ye kaçtı'

MHP’nin emekliye sözlü desteği devam ediyor!

'ABD güçlü olabilir ama bizim de onurumuz satılık değil'

Marmara Denizinde tekneler karaya oturdu

'Tramvaya asılmak gibi bana da asılmak yasaktır'

450 kilo bozuk et yakalandı

Benzine de zam geliyor

Tesla verimlilikte zirvede, BYD sınıfta kaldı, menzil kralı Audi

'Azerbaycan-Ermenistan bitirdiğim savaşlardan biri'

Yükleniyor

Hamaney'in özel bir yeraltı sığınağına geçtiği iddia edildi

'ABD güçlü olabilir ama bizim de onurumuz satılık değil'

'Azerbaycan-Ermenistan bitirdiğim savaşlardan biri'

İspanya, Trump'ın Barış Kurulu davetini reddetti

'Bazen bir diktatöre ihtiyaç duyarsınız'

Avrupa'daki ABD üslerini mi kapatalım?

Tek istediğimiz Grönland’a sahip olmak

'Masada değilsek menüdeyiz'

Egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı tartışılmaz

Somali diye bir ülke yok

'Tramvaya asılmak gibi bana da asılmak yasaktır'

'Her kapı çaldığında polis geldi sanıyordum'

Yaren Güldiken kırmızı elbisesiyle sosyal medyayı salladı

Sörften sonra çok daha iyi bir insan oldum

Melisa Döngel'den dikkat çeken paylaşım

Buse Terim sevgilisiyle tatile çıktı!

Yatakta verdiği kareler olay oldu

Eski manken Deniz Akkaya hapse girecek!

Elle Fanning dekoltesiyle zor anlar yaşadı

Evangeline Lilly kayanın üstüne düştü!

Tesla verimlilikte zirvede, BYD sınıfta kaldı, menzil kralı Audi

MG’nin Hybrid+ Teknolojisi Yakında Türkiye’de!

Alfa Romeo’dan takas desteği avantajı

Volvo EX60, yılın ikinci yarısında Türkiye’de

Dijital kanallara güven arttı, kullanıcı sayısı yükseldi

Elektrikli otomobil sayısı 370 bini aştı

2. el otomotiv satışı 2025'te rekor kırdı

Trafik sigortasında primler değişti

'Ürün gamımızı her geçen gün güçlendiriyoruz'

Türkiye'de Opel, Peugeot ve Citroen el değiştirdi!

Vicdansız hemşire Bağrıyanık tutuklandı!

Huzurevi fiyatlarında rekor artış

Eczane eczane dolaşmaya son!

ABD, Dünya Sağlık Örgütü'nden resmen ayrıldı

Bütçeyi yutan şehir hastanelerine 6 tane daha ekleniyor

Sıra numarası ekranında "Cübbeli Ahmet" sohbeti açıldı

'Lastiksiz ambulansları gençler bilmez'

Lahmacunda sakatat, peynirde natamisin çıktı

Pestisit ihlalinde dünya ikincisiyiz

Fast food kanseri tetikliyor

Hrant Dink'in öldürülmesinin üzerinden 19 yıl geçti

Acun Ilıcalı satış planını KAP'a bildirdi

RTÜK’ten TV kanalları ve dijital platformlara ceza

Haber sitelerine 'Google' darbesi

THY'den gazeteci Ali Kıdık'a uçuş yasağı

Burak Akburak İstanbul'da Gazetecilerle Buluştu

Ege TV kanalı icradan satışa çıkarıldı

'Özgür Basın, Güçlü Toplum Demektir'

Habertürk skandalında tanık ifadesi dengeleri değiştirdi

Ekol TV’ye “kara para aklama“ soruşturması

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 19 14 1 4 29 46
2.FENERBAHÇE A.Ş. 18 12 0 6 26 42
3.TRABZONSPOR A.Ş. 19 12 2 5 15 41
4.GÖZTEPE A.Ş. 18 10 3 5 14 35
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 18 9 4 5 9 32
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 19 8 6 5 13 29
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 19 6 4 9 2 27
8.KOCAELİSPOR 19 6 7 6 -3 24
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 18 6 6 6 -6 24
10.CORENDON ALANYASPOR 18 4 5 9 0 21
11.GENÇLERBİRLİĞİ 18 5 9 4 -3 19
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 18 4 8 6 -6 18
13.TÜMOSAN KONYASPOR 18 4 8 6 -8 18
14.KASIMPAŞA A.Ş. 19 3 9 7 -11 16
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 18 4 10 4 -15 16
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 19 2 8 9 -21 15
17.İKAS EYÜPSPOR 18 3 10 5 -14 14
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 19 2 14 3 -21 9