Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi başarısının temelindeki faktörlerden biri, hedefler ortaya koyarak motivasyon ve propaganda konusu yaratmasıdır.
Şimdi yeni hedefi “Reform yılı: 2026” diyerek ifade ediyor.
Dünkü Sabah gazetesinin sürmanşetinde halkı selamlayan Erdoğan fotoğrafı ve “Türkiye 2026” ifadesi vardı. Bütün bakanlar, bermutat, “Cumhurbaşkanımızın önderliğinde” diyerek icraatı anlatan makaleler yazmışlar.
Erdoğan, sürmanşetteki yazısında şöyle diyor:
“2026 Reformların yılı olacak… 2026, sabrımızın meyvelerini toplayacağımız, ekilen tohumların boy vereceği ve inşallah hasadını yapacağımız ve Türkiye'nin küresel ligdeki yerini tartışılmaz bir konuma sabitleyecek, bir şahlanış ve reform yılı olacak…”
Cumhurbaşkanı, 7 Ocak’ta partisine üç milletvekili transfer ettiği törende de “Önümüzdeki yıl Türkiye için reform yılı olacak. Türkiye Yüzyılı Reform Programı’nı Meclisimizin desteğiyle hayata geçireceğiz” demişti.
Anlaşılan, seçimlere kadar “reform” sözünü çok işiteceğiz…
GERÇEK REFORMLAR
Erdoğan, “vesayet” sıkıntıları içinde geçirdiği ilk on yılda “reform” politikalarının kendisine ülke içinde aktif bir entelektüel destek ve özellikle Avrupa’da yüksek bir prestij sağladığını, o destek ve prestijle “vesayet”i tasfiye ettiğini elbette çok iyi hatırlıyordur.
İlk on yıldaki reformlar gerçekti, sahihti. Avrupa Birliği programına göre ve Venedik Komisyonu’nun danışmanlığında şekillenmişti.
Erdoğan, Kemal Derviş’in reforme ettiği sağlam bir ekonomik yapı devralmıştı. Aralık 2004’te Brüksel Zirvesi’nde “Türkiye tüm kıstasları gerçekleştirmiştir” denerek Türkiye’ye “tam üyelik müzakereleri”nin yolu açılmıştı.
O dönemde Erdoğan, hak ve özgürlükler derken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne referans yapıyor, kuvvetler ayrılığını, Merkez Bankası bağımsızlığını, siyasetin yargıdan elini çekmesini savunuyordu. “Faiz hayatın gerçeğidir” diye konuşurdu.
IMF, “Türkiye kaplan ekonomi olma yolunda” diye açıklama yapıyordu. (24 Eylül 2004)
Kişi başı gelirimiz 2013’te 12.600 doları görecekti.
Bu dinamizmin temelinde sözde değil, gerçek reformlar vardı.
TERSİNE GİDİŞ
2011 yılındaki Seçim Bildirisi’nde yer alan “2023 Hedefleri” bir ölçüde abartılı da olsa hayal değildi. Reformlara ve hızla artan yabancı yatırım girişlerine dayanıyordu.
Ali Babacan, geçen yıl Karar TV’de “2023 Hedefleri”nin ayrıntılı hesaplara, hesaplanmış projeksiyonlara dayandığını anlatmıştı.
2023 yılında kişi başı gelirimiz 25.000 olabilirdi. Fakat 13.243 dolar oldu. Demek ki Türkiye on yılda karınca hızıyla büyümüştü!
Çünkü 2011 yılından sonra reformlardan adım adım uzaklaşıldı. Reformlar bağımsız kuruluşların güçlü olması yönündeydi; yeni yöneliş ise yetkileri Cumhurbaşkanı’nda toplamaktı. “Faiz sebeptir” gibi heterodoks politikalar başlamıştı. Araplarla ve Avrupa ile ideolojik ve siyasi kavgalar da ekonomiyi olumsuz etkiledi şüphesiz.
Mehmet Şimşek’in Haziran 2023’teki “rasyonel zemine dönmekten başka çaremiz yok” sözü, 2011’den itibaren adım adım, CB sisteminde koşar hızlı adımlarla “rasyonel zemin”den uzaklaşıldığının beyanıdır.
BUGÜN REFORM NE DEMEK?
2024 yılının “Emekliler yılı” ilan edildiğini de hatırlayalım.
Bugün reform kavramının anlamı, yine siyasetin yargıdan elini çekmesi demektir… Anayasa Mahkemesi’nin 2014/81 sayılı kararında gösterdiği gibi, HSK’nın “yargı bağımsızlığına uygun” bir seçim sistemine ve yapıya dönüştürülmesi demektir…
Merkez Bankası’nın, KHK ve CB Kararnamesiyle kaldırılan bağımsızlığın kanunla tekrar getirilmesi demektir…
Evrensel standartlara ihale kanunu demektir…
AİHM ve AYM kararlarının uygulanması demektir…
Mülakatları kaldırmak veya KHK ile iptal edilen görüntülü-kayıtlı mülakat sistemine dönmek demektir…
Erdoğan bunları bugün kabul eder mi?
Bu reformlar Türkiye’yi AB sürecinde de güçlendirir. Erdoğan sürekli “AB Türkiye’ye stratejik baksın” diyor ama ekonominin önünün açılması, hukukun üstün hale gelmesine bağlıdır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Naci Ağbal ve Lütfi Elvan gibi saygın isimleri göreve getirdiğinde de “Ekonomide ve hukukta yeni bir reform dönemi başlatıyoruz” demişti. (13 Kasım 2020)
Demişti ama sonrası malum.
Bir reform kavramı; yetki ve liyakatçe kurumları sağlamlaştırılmış bir program olarak ortaya konmadıkça, propagandadan öteye bir anlam ifade etmez.
https://www.karar.com/yazarlar/taha-akyol/2016-reform-yili-1606736

