Hastanede tedavi altında olan emekli Büyükelçi Müfit Özdeş'in yardımcısı İsmail Bey, iki gün önce emekli Büyükelçi Osman Korutürk'ten bir mesaj aldı:
'İsmail Bey, Müfit'in çok sevdiği Hadi Hoca'nın vefat ettiğini Kerküklü Prof. Dr. Mahir Nakip'in mesajından öğrendim. Müfit'le son konuştuğumuzda onun İzmir'de bir huzurevinde olduğunu ve kendisini ziyarete gitmeyi düşündüğünü söylemişti. Çok üzüldüm. Allah rahmet eylesin. Ruhu şâd, mekânı Cennet olsun. Müfit başta olmak üzere bütün sevenlerinin başı sağ olsun.'
***
Mahir Nakip ise mesajında şöyle diyordu:
'Türk dünyasının gizli kahramanları var. Bunlar hiç siyasete bulaşmadan Türk kültür unsurlarını tel tel bir dantel gibi işleyerek yayarlar ve yaşatırlar. Bunlardan birisi de Abdulhadi Güzel'dir. 1972-74 yılları arasında Türkiye'nin Kerkük'te kurduğu Türk Kültür Merkezi'nde yüzlerce gence dil, edebiyat, tarih bilgisi ve bilinci vererek Türk kültürünü Irak'ta yaşatmıştır. Bütün Türkmen siyaset sahnesinde kim varsa bir şekilde onun rahle-i tedrisinden geçmiştir. Bu gizli kahraman, Hakk'ın rahmetine kavuştu. Mükemmel bir öğretmen, fazilet dolu bir şahsiyet, örnek bir insan, eşsiz bir rehber ve tam anlamıyla bir Türk aşığı idi. Mekânı Cennet ve emsali çok olsun.
Bugün bu görevi Kerkük'te üstlenmesi gereken kurum Yunus Emre Enstitüsü'dür. Ama Kerkük'te hiç bir izi yoktur maalesef.'
***
Emekli Büyükelçi Müfit Özdeş'in 'Harici Bir Hariciyecinin Not Defteri' adlı kitabından söz etmiştim... Özdeş, o kitapta 'Hadi Hoca' ara başlıklı bölümde, bakın neler yazmış:
'Diyarbakırlı Abdülhadi Güzel, ben Bağdat'a atandıktan sonra, Bağdat Kültür Merkezi'ne okutman olarak atandı. Bağdat'ta bulunduğum süre içinde hiç durmadan çalıştı. Kerkük Kültür Merkezi'nde ise öğretmen durmazdı, rapor alır, kaçarlardı. Hadi Hoca oraya da gider derslere devam ederdi. Bir Kerkük, bir Bağdat, gide gele bir hal oldu. Bir gün bakarsın sokakta Araplarla dama oynarken görürsün, bir gün bakarsın Kerkük'e giden minibüslerin durağında, sırtında bir çuval, iki büklüm Kerkük'teki Kültür Merkezi'ne kitap götürürken rastlarsın.
Tire'de bir dağ köyünde ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra Bursa Eğitim Enstitüsü'nü bitirip Tire'de edebiyat öğretmenliğine devam etmiş, sonra Bağdat'a gelmişti.
Bu arada Bağdat'ta hem Arapça öğrendi hem eski Türkçe kimsenin okuyamadığı belgeleri okumaya başladı.
Necmettin Hacıeminoğlu'ndan sonra Bağdat Üniversitesi Türkoloji bölümüne iki yıl Türkiye'den öğretim üyesi gönderilmedi. Hadi Hoca orada da öğretim görevlisi olarak ders verdi.
***
1993'te Kahire'ye eğitim müşaviri olarak atandı. Beş vakit namaz kıldığı için bir kısım basında, 'gerici' diye hakkında yayın yapıldı. Kahire'deki ikinci yılında öğrencilikle ilgisi kalmamış bazı kişilerin öğrenciliklerini iptal ettirdi. Bu defa da 'komünist' olduğu iddia edildi... Büyükelçi Yaşar Yakış, görev süresini iki yıl uzattı. Hadi Hoca, Kahire'de emekli oldu.
Libya'da bizim bir ilkokulumuz vardı. 'Teknisyen' kadrosuyla davet etim, geldi, okulu kütüphanesiyle, bilgisayar sınıfıyla sekiz yıllık bir ilköğretim okuluna dönüştürdü. Trablus'ta çoğu unutulmuş, bizim dönemden kalma birçok eser buldu ve fotoğrafladı.
Irak Türklerinin fahri temsilcisi gibidir. Herkesle ahbap olur, konuşur. Ayvaz Gökdemir'den Aziz Nesin'e kadar birçok insanla dostluk edinmiştir. Aziz Nesin, Dünya Kazan Ben Kepçe kitabında, eminim ki Hadi Hoca'nın telkiniyle Irak'taki Türklere Türk Hükümeti'nin ilgisizliğinden yakınmıştır.
Hadi Hoca, menfaat beklemeden devleti sırtında taşıyan yüzlerce isimsiz fedakâr insandan biridir. Bugüne kadar ayakta kalabildiysek, bana göre o bilinmeyen insanlar sayesindedir...'
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/devleti-sirtinda-tasiyan-adam--590725h.htm



