İbrahim Kahveci


Asrın Zulmü: Açlık

Emekli maaşları asla ve asla dondurulamaz. Asgari geçim için bu güvence Anayasal bir haktır. Ama dinleyen, uygulayan kim? Babalar veya anneler zindana atılmış, dışarıda kalan eşler ve çocuklar da açlığa mahkum edilmiş.


Ne diyorlar bir bakalım:

Eskiden (sanırız CHP iktidarında) emeklilere zamanında maaş verilmiyordu! Bugün emekliler ellerine geçen parayı hemen harcıyorlar. Hatta emekliler AK Parti zamanında aldıkları maaş sayesinde daha uzun yaşamaya başlamıştır.

Bu üç önemli tespit Ak Parti kadrolarınca yapıldı.

1-) Eskiden maaş verilmiyordu

2-) Ellerine geçen parayı hemen harcıyorlar

3-) Uzun yaşıyorlar.

***

Bir hatırlatma yapalım: Birgün Gazetesi’nden İsmail Arı birçok üniversite rektörünün odalarına banyo yaptırdığını haberleştirmişti.

Evet, makam odalarının yanına banyo yaptıran üst düzey yöneticilerin maaşları ne durumda tahmin edebilirsiniz. Ve Ak Parti TBMM’de Komisyona bu yöneticilerin maaşlarına 30 bin lira seyyanen zammı önerdi.

Odasında banyo bulunan yöneticilere 30 bin lira ek maaş zammı öneren Ak Parti şimdi emeklilerin maaşlarına 1000 lira öneriyor.

Odası olmayanlara, banyosu olmayanlara 1000 lira… Devasa odası ve banyosu olana ise 30 bin lira.

***

Bu sonuçlara bakınca insanın aklına şu geliyor: Ey emekliler iktidarımıza şükredin ki emekli maaşı alabiliyorsunuz!

***

Şimdi bir başka şükredilecek ibretlik konuya gelelim.

24 Kasım 2025 günü “Zindan yetmedi bir de “Açlık Cezası…” başlıklı yazımda bu soruna değinmiştim.

Aslında sorun değil… Yaşanan şey Asrın Zulmü

Hani Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin “Asrın hırsızlığı” demişti ya. İşte oradaki asrı biz de ele alalım.

Asrın hırsızlığı için 25 Mayıs 2025’de yazdığım “Yolsuzluk mu dediniz?” başlıklı yazıma bakabilirsiniz. Veya 13 Kasım 2025 günkü “Bir iddia-nağme” başlıklı yazıma.

Her iki yazıda da YSS Köprüsü ihalesini sorguluyorum: Direkt kıyak 143 milyar TL iken dolaylı kıyaklarla toplam sorgulanan para 326 milyar TL.

Evet, yanlış duymadınız. Sadece bir köprüden 326 milyar TL kıyağın nereye nasıl gittiğini bilmiyoruz. Ve bu adamlar rakiplerini “asrın hırsızlığı” diye suçlayabiliyor.

Büyük yetenek.

***

Gelelim ana soruna.

Geçen hafta Rezan Epözdemir tahliye edildi. Rezan 14 Ağustos 2025’de tutuklanmıştı. Aykut Erdoğdu ise Rezan’dan 2 ay 10 gün önce, yani 3 Haziran 2025’de tutuklanmıştı.

Bu iki örneği özellikle verdim: Çünkü aynı suçlama ile her iki isim tutuklanmıştı.

Lakin Rezan tahliye edilirken 2 ay 10 gün önce tutuklanan Aykut Erdoğdu hala hapiste ve hücrede…

Benzer davalar o kadar fazla ki… Muhalifse zindana atılıyor, değilse göstermelik yatma bitince salıveriliyor.

İşte size ikili hukuk düzeni.

Şimdi son noktaya gelelim: Zindan yetmedi bir de açlık cezası konusuna. O gün de yazmıştım ve sorunun giderileceğini bekliyordum… Ama nerede?

Bakınız adı İBB davaları denilebilir ama ben artık “Muhalefet davaları” diyeceğim. Muhalefeti susturma, sindirme, ezme davalarında asrın zulmü yaşanıyor.

Mesela şoförler bile hapse atılmış durumda. Birçok insanın ailesi çok büyük geçim derdi yaşıyor. Bir tek emekli maaşları var ama onu bile alamıyorlar.

Güya malvarlığı dondurma işlemi ile aslında asrın zulmüne imza atılıyor.

Emekli maaşları asla ve asla dondurulamaz. Asgari geçim için bu güvence Anayasal bir haktır. Ama dinleyen, uygulayan kim?

Babalar veya anneler zindana atılmış, dışarıda kalan eşler ve çocuklar da açlığa mahkum edilmiş.

Şimdi kendimize soralım: Asrın hırsızlığı nedir?

-Mesela mühürsüz oylar ile 2017 referandumundaki Millet iradesi mi?

-Mesela her bir KÖİ ihalesi ile geleceği satılan çocuklarımız ve torunlarımızın geleceğiz mi?

-Mesela umut ve mutluluklarımızın gasp edilişi mi?

Vs vs sayabiliriz. Ama bana soracak olursanız asrın hırsızlığı toplumun ahlak düzeyinin çalınmasıdır derim.

Aksi halde açlığa bile mahkum edilen muhalifler bile olsa kim sessiz kalırdı ki?

https://www.karar.com/yazarlar/ibrahim-kahveci/asrin-zulmu-aclik-1606585