Arslan Bulut


Bu da protokol

Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile görüşmek, bir büyükelçinin işi değil. Bakan bakanla görüşür, genelkurmay başkanı da genelkurmay başkanıyla... Bütün bu teamüller yıkıldı diye görmezden mi gelelim?


Milli Savunma Bakanı'nın, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack başkanlığındaki heyetle görüşmesindeki oturma düzenini gösteren fotoğraf, "Eski bakanlar döneminde de aynı düzen vardı " denilerek savunuluyor ve eleştirenlerden özür bekleniyor.

Özür dilemek sorun değil ama burada konu, Tom Barrack'ın başköşede oturtulması değil sadece... Tom Barrack, yakın zamanda, “Osmanlı millet sitemine dönülmeli, 1919'dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz. Yeni bir bölgesel düzenlemenin zamanı geldi” gibi laflarla Türkiye'ye yönetim modeli tavsiye eden, Türkiye'nin iç işlerine müdahale eden ve Kurtuluş Savaşı'nı hedef alan bir adam! Bu konuda en küçük bir tavrı olmayanlar şimdi "bu bir hata olabilir ama eskiden beri böyleydi" diyerek savunmaya geçiyor! Ne yani “Bu bir marangoz hatasıdır” mı diyelim?

***

Aslına bakarsanız, bir büyükelçi, milli savunma bakanının muhatabı değildir... Herhangi bir ülkenin büyükelçisinin bir diyeceği varsa randevu alır, gider, Dışişleri Bakanına derdini anlatır. Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile görüşmek, bir büyükelçinin işi değil. Bakan bakanla görüşür, genelkurmay başkanı da genelkurmay başkanıyla... Bütün bu teamüller yıkıldı diye görmezden mi gelelim?

***

Biz protokol tartışması yaparken, Şam ordusu, Fırat'ın batısındaki SDG/YPG'yi doğuya sürdü, Fırat'ın doğusunda da Rakka'ya kadar ilerledi. Trump'a yakınlığıyla bilinen senatör Lindsey Graham, “En rahatsız edici olan, Suriye ordusu ve Türkiye'nin Kürt müttefiklerimize karşı daha da ilerleyebileceğine dair güvenilir bilgi almam. Bu hareketin ABD'den güçlü bir tepki alacağına inanıyorum. Bu yeni Suriye hükümetine bir şans verilmesini desteklesem de IŞİD halifeliğini yok etmede ana güç olan ve yıllar boyunca İsrail ile güçlü bir ittifak içinde bulunan Kürt müttefiklerimize karşı yapılan bu pervasız saldırıyı asla hoş görmeyeceğim veya kabul etmeyeceğim” dedi. Graham, “Suriye hükümetine ve Türkiye'ye söylüyorum: akıllıca seçim yapın" uyarısından sonra da “Suriye hükümeti askeri harekâta girişirse, Sezar Yasası yaptırımlarını yeniden yürürlüğe koymak ve onları daha da ağırlaştırmak için elimden gelen her şeyi yapacağım” mesajını yayınladı.

***

ABD Başkanı’nın Suriye Özel Temsilcisi” sıfatını da taşıyan Tom Barrack ise Erbil'de ABD’nin Erbil Başkonsolosu Wendy Green, ABD’nin Suriye’deki kuvvetlerinin komutanı Tuğgeneral Kevin Lambert, Albay Zakaria Kork, Mesut Barzani, Mazlum Abdi ve Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanı Muhammed İsmail ile bir araya geldi. Öte yandan "SDG Genel Komutanı" unvanı kullanan terörist Mazlum Abdi, uluslararası arabulucuların çağrıları doğrultusunda iyi niyet göstergesi olarak, güçlerinin Halep’in doğusundaki temas hatlarından çekileceğini ve 10 Mart anlaşması uyarınca Fırat’ın doğusuna yeniden konuşlanacağını açıkladı.

Bu görüşmeler sırasında da fotoğraf çekildi ve Amerikan heyetiyle Barzani başkanlığındaki heyetin karşı karşıya oturduğu görüldü. Tabii Irak'ın kuzeyinde Amerikan üsleri var, oradaki özerk yönetim de Çekiç Güç tarafından desteklenerek kuruldu ve bugünlere kadar geldi. Buna rağmen, Tom Barrack'ı başköşede değil, karşılarına oturttular...

***

Tabii burada asıl konu, SDG/YPG'nin yani PKK'nın da Amerikan koruması altında, Irak'ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi gibi özerk bir devlet kurmasıdır. ABD'nin, Şam ordusunun daha fazla ilerlemesine seyirci kalması, oradaki varlık sebebine aykırıdır. Bir pazarlık yapılarak Suriye içindeki sınırların yeniden çizildiği, petrol bölgelerinin Şam hükümetine bırakıldığı anlaşılıyor. ABD, “bölgedeki kara kuvvetlerimiz” dediği SDG/YPG yapılanmasının korunması görevini de Barzani’ye veriyor...

https://www.yenicaggazetesi.com/bu-da-protokol-994000h.htm