Türkiye bugün tuhaf bir noktada... Şirketler akılcı davranıyor ama ekonomi akılsız sonuç üretiyor. Herkes tek tek doğru hamle yapıyor. Toplamda sistem büyük risk biriktiriyor.
Şöyle anlatayım; Memleketin özel sektörünün dış borcu 219.7 milyar dolara yükseldi… Yazarken, okurken ne kolay değil mi? Milyar dolarlar su gibi akıyor maşallah…
***
Peki, bu kadar borç parayı neden aldık? Fabrika mı kurduk? Teknoloji mi ürettik? Yeni üretim hattı mı? Yok canım, nerede o eski bayramlar...
Ekonomide kurulan düzene göre dolar ucuz tutuldu, TL faizi uçuruldu… Dışarıdan yüzde 9 faizle dolar al, Türk Lirasına geç. İçeride yüzde 42 ile TL’ye park et. Üretmeden kazan…
Yani… Sanayi mi? Uğraştırır... İşçi mi? Masraflı... Makine mi? Riskli... Faiz mi? Mis gibi...
***
Hesabı bir daha yapalım, yanlışlık olmasın… Diyelim ki büyük bir firmasınız. Gittiniz dışarıdan 100 milyon dolar borç aldınız.
Faiz yüzde 9... Kurun da sene sonunda yüzde 15 artacağını varsayalım… Nitekim açıklanan hedeflere göre fazla bile… Sizin bu borcunuzun size maliyeti yıllık yüzde 25.3 eder.
Aynı parayı bozup Türkiye’de mevduata yatırırsanız ne alıyorsunuz? Yüzde 40-44 arası… Aradaki ortalama fark ne? Yüzde 16.65!
***
Peki kaç fabrika, kaç sanayi tesisi, kaç üretim bandı bugün Türkiye’de net yüzde 16 dolar bazlı kâr bırakıyor?
Şirketler dışarıdan milyarlarca dolar borç alıyor ama bu parayı kendilerini geliştirmek için değil, eski borcu döndürmek ve banka hesaplarında “ne olur ne olmaz” diye para istiflemek hatta paradan para kazanmak için kullanıyor.
***
Bu ne demek biliyor musunuz? Saatli bomba! Yarın öbür gün kur politikası patlarsa, doların üzerindeki o yapay baskı kalkarsa, bu şirketlerin hepsi “teknik iflas” bayrağını çeker.
“Dolar 40-50 bandında kalsın, biz arbitraj yapalım” devri, aslında bir illüzyon… Ve bu illüzyonun faturasını bankalar da öderler…
***
Nitekim bankaların önümüzdeki bir yıl içinde ödemesi gereken kısa vadeli borç 40 milyar dolar… Reel sektör ödeyemezse, banka ne yapacak? İşte o zaman “sistemsel risk” dediğimiz kabus başlayacak.
Bugün herkes sakin… Çünkü kur sakin… Ama ekonomi tarihinin en tehlikeli anları, herkesin sakin olduğu anlardır.
***
Hükümet seviniyor; “Bakın rezervler artıyor, dışarıdan döviz geliyor” diye... Arkadaş, gelen döviz yatırım için gelmiyor, yüksek faizi sömürüp gitmek için geliyor.
Sürdürülebilir mi? Hayır. Çünkü bu modelin yakıtı, yüksek faiz ve baskılı kur… Bu ikisi uzun süre birlikte yaşayamaz. Bir gün biri değişir, her şey değişir.
***
Bu paraya “sıcak” deniliyor ama ters bir şey olsa… Ufak ufak uzar, durmaz… Pılını pırtını, toplar gider. Gözyaşına bakmaz, bi dakika bile katlanmaz. Yakar geçer!
Sen niye üzülüp kahroluyorsun? Bu sonucun vebali onun boynuna… Bırak inceldiği yerden kopsun… Akıl karı değil ızdırabın böylesi…
https://www.nefes.com.tr/yazarlar/murat-muratoglu/bu-model-yakar-gecer-104836



