CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 107’si tutuklu, beşi müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının ikinci haftası İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki 1 No’lu salonda görüldü.
Ben de duruşmayı, savunmaları ve iddia makamının tavrını gözlemlemek için salondaki yerimi aldım. Ancak duruşma başlamadan bitti desek yanlış olmaz. Uzun yıllardır hem yargılanıyorum hem de yargılamaları takip ediyorum; böyle bir tabloyla ilk kez karşılaştım.
Mahkeme salonundan hem notlarımı hem de yaşananları aktarayım.
Duruşma öncesinde gazeteciler için yeni bir uygulama getirildi ve salona girişte turkuaz basın kartı şartı arandı. Bir önceki duruşmada da gazetecilerin oturduğu yerler değiştirilmiş, bu duruma tepki gösteren basın mensupları nedeniyle duruşma kısa süreliğine ertelenmişti.
Bugün ise gazetecilere salonun en kör noktalarından birinde, üstelik masa bulunmayan bir bölüm ayrıldı. Bu noktadan hem heyetin hem de sanıkların sesini duymak neredeyse imkânsızdı.
Duruşma başladığında avukat bölümünde CHP’li bazı milletvekillerinin oturduğu görüldü. Salonda CHP milletvekilleri Turan Taşkın Özer, Murat Emir ile Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek de bulunuyordu.
Kısa süre sonra jandarma, milletvekillerinden bulundukları yerden kalkmalarını istedi. Ancak milletvekilleri bu talebe uymadı. Bunun üzerine duruşma hâkimi salona gelerek aynı talebi yineledi.
CHP’li Özer, “Burası cezaevi değil, duruşma salonu. Ben buraya avukat olarak geldim. Notumu alıyorum, iddianame de önümde açık. Yeter ya! Yönetemiyorsa yapmasın” diyerek tepki gösterdi.
Mahkeme heyeti salona geldiğinde Özer’e, “Bu şekilde yargılamaya başlayamayız, sizi izleyici bölümüne alalım” dedi. Özer ise “Önümde iddianame açık, not alıyorum” diye yanıtlayınca mahkeme başkanı, “Orada da not alabilirsiniz. İzleyici bölümünden takip edebilirsiniz” diyerek dışarı çıkarılması için görevlilere talimat verdi.
Mahkeme başkanının bu ısrarlı talebinin gerekçesini kimse anlayamadı.
Avukat Kazım Yiğit Akalın, “2009’dan beri uygulama böyle. Orada oturabilir. Yer olmasa haklısınız ama yer var” şeklinde konuştu. Avukat Ali Rıza Dizdar da Özer’e destek vererek “Kanun açık, istersem Özer’i yanıma alabilirim” dedi.
Mahkeme başkanı ise Özer’in yerinin değiştirilmesi ve izleyici bölümüne geçmesinde ısrar etti.
Herkesin aklındaki tepkiyi ise CHP milletvekili Mahmut Tanal dile getirdi. Tanal mahkeme heyetine, “Siz çalışmamak için bahane arıyorsunuz. Anayasaya uymak zorundasınız” dedi.
Avukat Baran Kaya da “Siz başından beri duruşma yapmak istemiyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.
Çıkan tartışmanın ardından duruşma salonuna gelen mahkeme heyeti, milletvekillerinin izleyici bölümüne geçmesini söyledi ve jandarmaya “Zorla çıkarın” talimatı verdi.
Özer ve beraberindeki hukukçu partililer yer değiştirmeyince mahkeme başkanı, 10.35’te duruşmaya başlamadan ara verdi. Tutuklu sanıklar nezarethaneye indirildi, seyirciler duruşma salonundan çıkarıldı.
Mahkemeye tam bir saat ara verildi.
Ancak beklenen olmadı. Meğerse ara verilmemiş. Bir süre sonra duruşmanın yarına ertelendiği bilgisi, heyet tarafından değil, mübaşir tarafından salonda bulunanlara duyuruldu.
Salondaki herkes tepki gösterdi. Duruşma salonundakiler sanki bilerek provoke edildi. Günün ilk anından itibaren yok gazetecilerin yeri, yok milletvekillerinin oturduğu yer, yok basın kartı denilerek duruşma gerçekleştirilmedi.
Mahkemenin kararına tepki gösteren CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, “Perşembe günü gazeteciler bugün de hukukçu milletvekili kalksın diyor, yarın da aileler mi kalksın diyecek” dedi.
Özgür Çelik’in bu sözlerinden birkaç saat geçtikten sonra mahkeme, salona alınacak kişilere ilişkin tedbir talep etti.
Davanın birinci celsesinin altıncı oturumuna sanıklar ile vekalet ilişkisi bulunan müdafileri, müştekiler ve müşteki vekilleri alınması istendi.
Mahkeme, tutuklu sanıkların ise birinci veya ikinci derece yakınlarından yalnızca bir kişinin salona alınmasını istedi.
Bakın mesele şu...
Ekrem İmamoğlu hakkında açılan İBB merkezli ana dava dosyasının iddianamesi yaklaşık 3 bin 739 sayfadan oluşuyor. Dosyada yaklaşık 400 civarında sanık bulunuyor ve İmamoğlu hakkında çok sayıda ayrı suçlama ile farklı eylem iddiaları yer alıyor.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hazırladığı “yargılama hedef süre formu”na göre davanın azami hedef süresi 4 bin 600 gün olarak gösterildi. 12 yıl 6 ay yani...
Zaten dosyada yüzlerce sanık olması nedeniyle duruşmaların normalde de oldukça uzun sürmesi bekleniyor. Her sanığın savunmasının alınması, avukat beyanları, delillerin incelenmesi ve ara kararlar gibi aşamalar nedeniyle davanın haftalar içinde tamamlanması pek mümkün görülmüyor.
Hukukçular bu büyüklükte ve çok sanıklı ağır ceza davalarının genellikle çok sayıda duruşma gerektirdiğini ve sürecin aylar hatta bazı durumlarda yıllar sürebildiğini belirtiyor. Bu nedenle dava için belirlenmiş kısa vadeli bir bitirme takvimi bulunmuyor ve yargılama sürecinin uzun olması bekleniyor.
Üstüne üstlük mahkeme heyetinin gazetecilerin yeri, milletvekillerinin sandalyesi diye oyaladığı bir ortamda mesele artık hüküm vererek değil “yargılayarak” ceza vermeye dönmüş durumda.
https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/murat-agirel/bu-yargilama-boyle-bitmez-2487446



