802-508-7352

Yavuz Gezer


Çanakkale – 2

Bu bombardımanın aşamalarının her birinde savaş başlamadan önce torpil alanları temizlenmiş olacaktı. Planın başarılı bir şekilde uygulanabilmesi; havanın iyi gitmesine, yeterli cephane sağlanmasına ve Türklerin savunmada zafiyet ve yılgınlık göstermesine bağlıydı.


Geçen hafta yazımı, İtilaf devletlerinin kısa süreli başarı beklentili planları Türk askerlerinin direnci sayesinde Çanakkale'nin derin sularına gömülmüştür satırları ile noktalamıştım.

Çanakkale Boğazı'na saldırı planı Amiral CARDEN tarafından hazırlandı. Plana göre önce boğazın girişini savunan dış tabyalar (Anadolu yakasında; Ertuğrul ve Orhaniye tabyaları, Rumeli yakasındaki Ertuğrul ve Seddülbahir tabyaları) uzun mesafelerden yapılacak ateşle tahrip edilecekti. (Boğazın, bu tabyalar arasındaki genişliği 4 kilometre kadardır.)

Bundan sonra boğaza girilerek, Anadolu'da Kepez ve Rumeli'de Kilitbahir'e kadar olan merkez savunma sistemi denilen tahkimat ve bataryalar tahrip edilecekti. Müteakiben, Çanakkale ile Nara Burnu arasındaki savunma sisteminin son kısmı ateş altına alınacak ve Marmaray'a girilerek İstanbul'a yönelinecekti.

Bu bombardımanın aşamalarının her birinde savaş başlamadan önce torpil alanları temizlenmiş olacaktı. Planın başarılı bir şekilde uygulanabilmesi; havanın iyi gitmesine, yeterli cephane sağlanmasına ve Türklerin savunmada zafiyet ve yılgınlık göstermesine bağlıydı.

"Hasta adamdan" başka bir şey beklenemezdi zaten. Oysa! Bir el boğazına uzandığında Türk'ün neler yapabileceğini tahmin dahi edememiş olan İtilaf Devletleri komutanı, 19 Şubat-16 Mart tarihleri arasındaki saldırı girişimlerinde birçok mayın tarama gemisi ve küçük çaplı muharebe gemilerini kaybetmişti.

Tarih ve kayıplar sırasıyla şöyledir:

19 Şubat- birinci saldırı 7 düşman gemisi,

25 Şubat- ikinci saldırı Agamemnon zırhlısı

2 Mart- üçüncü saldırı 6 mayın tarama gemisinin üçü batırıldı üç tanesine ağır hasar verildi.

3 Mart- dördüncü saldırı 3 mayın gemisi 2 Muhip bataryalarımızca budandı ve geri çekilmek mecburiyetinde kaldı.

"Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı:

 Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;

 Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin ;

 Sönüyor göğsünün üstünde o aslan nefer'in.

4 Mart 1914 Seddülbahir; 27 Alay 3. Tabur 10 bölükte Mustafa oğlu Bigalı Mehmet. "Övülmüş dua" gibidir. Mehmet, tüfeğinin mekanizması bozulunca istihkam küreğiyle düşmana direnir ve dörder ağır makineli tüfek takviyeli bir bölüğü, yarım takımla Seddülbahir ve Kumkale'den atar.

Bu kahraman, o sıralarda Çanakkale'ye yeni gelmiş olan Mustafa Kemal'in yaralılar arasında görüp, bu fedakarlığına nişan verilmesi teklifi ile tüm Türklerin tanıdığı ve Kayserilerin altın saat gönderdiği Bigalı Mustafa oğlu Mehmet Çavuş'tur.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer.

O ne müthiş tipidir, savrulur enkaz-ı beşer...

Kafa göz, gövde bacak, kol, çene, parmak, el, ayak...

Boşanır sırtlara, vadilere sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller.

7- 8 Mart Merkez tabyalarımız bombalandı.

10-11 Mart geceleri büyük harp gemileri korumasında mayın taraması yapıldı.

12 Mart, Anadolu ve Rumeli sahilleri saatlerce bombalandı. 16 Mart 1915'te zamanın beş yeni savaş gemisinden en güçlü olanı Queen Elizabeth'in Infexible Zırhlısı ile birlikte "resmen" filoya katılmasına karar verildi. (Emrullah NUTKU- Çanakkale s. 28) İngiliz komutanlar, eski sistem Türk istihkamlarının bu geminin ağır toplarına dayanamayacağı görüşündeydiler. (Recep Şükrü ALPUHAN Çanakkale Geçilmez s.29)

Yeni filo komutanı Amiral John de Robeck "baylar" dedi," yarın akşam Marmara'dayız."(Fikret GÜNEŞEN a.g.e. s. 64) Tarih 17 Mart 1915'tir ve toplantı Bozcaada'dadır.

Boğaz geçildiği takdirde harekata katılmaya hazır iki tümenlik işgal kuvveti Limni'dedir. (1915'te Çanakkale'de Türk s.4)

Yunan başbakanı Venizelos "Türkler Limni'nin bize ait olduğunu tasdik etmiyor. Öyleyse burayı Türk toprağı gibi işgal edebilirsiniz"(Fahri BELEN a.g.e  s.14)

17 Mart 1915'te mayınlar temizlenmiş, tabyalar yerle bir edilmişti.

Ama gerçekten mayınlar temizlenmiş ve istikamlar yerle bir edilmiş midir?

Oysa mevcut tabyalara ilaveten, savaş gemilerinden çıkarılan toplarla Mesudiye, Cevat Paşa, Muin-i Zafer gibi yeni bataryalar kurulmuş, sahra obüsleriyle, eski tip havanlar Erenköy ve Tenger sırtlarına yerleştirilmiş, soba borularından sahte bataryalar yapılmıştı. (E. Alb. Şefik AKER, Çanakkale Hatıraları, s. 121)

Saldırı hazırlıklarında bulunan İngiliz ve Fransız harp gemilerindeki top sayısı 336 ve bunların çoğu seri ateşli büyük toplardı. Bazı kaynaklara özellikle Meydan Larousse Ansiklopedisi'ne göre bu topların sayısı 506’dır. Türk toplarının sayısı ise 150 kadardır.

Türk toplarının yanı sıra, Boğaz’ı kesen 10 hatta 367 mayın dökülmüştü. Ancak dökülecek başka mayınlar da vardı. 17 Mart 1915 gecesi saat 22.30'da Nüstahkem Mevki Komutanı Cevat Bey, Mayın Grup Komutanı Binbaşı Nazmi Bey'i çağırarak eldeki son mayınların da dökülmesi emrini verdi. Bütün kaynaklarda mayınların dökülme tarihi ve menşei- "Fransız, Rus ve Türk işçileri tarafından yapılmış Türk menşei mayınlar farklıdır. Gemide görevli Teğmen Hasan Abdullah" 17- 18 Mart gecesi" der. Kimi kaynaklarda Alman personelinin de ismi geçer. Hasan Abdullah'ın ifadesi için: (Fikret GÜNESEN, Çanakkale Savaşları s. 6 )

Çanakkale Deniz Muharebelerinin

Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, düşman gemilerinin Erenköy Koyu'nda ateşimizden korunabildiklerini fark edince, elde kalan son mayınları (26 adet) Erenköy Karanlıkdere mevkiinde boğaza paralel olarak dökülmesi emrini verecek, 17 Mart gecesi Nusret Mayın gemisince dökülen mayınlar sabah olduğunda çok iş görecek ve muharebenin seyrini değiştirecektir.

Nusret (yardım anlamına gelen Nusrat, zaman içinde Nusret olmuştur)

Mayın gemisi, 1911 yılında Almanya'nın Kiel şehrinde imal edilmiş ve müttefik oluşumuzdan dolayı 1913 yılında Osmanlı donanmasına katılmıştır. Nusret Mayın gemisi 1914 yılında Çanakkale bölgesine görevlendirilmiştir. Hafif ve manevra kabiliyeti yüksek bir gemi olması nedeniyle, fark edilmeden mayınların döşenebilmesi için özellikle seçilmiştir. Türk Kurmay heyetinin daha önce denizcilik tarihinde eşine rastlanmayan bir fikirle Erenköy Koyu Karanlık Liman bölgesinde kıyıya paralel olarak döşenen mayınlarla, boğazın genişlediği yerde bulunan Karanlık Liman mevkiinde, ikmâl için geriye doğru manevra yapacak gemilerin bu mayınlara çarparak muharebe dışı kalması amaçlanmıştır.

Nusret Mayın Gemisi Kaptanı Tophaneli Yüzbaşı İsmail Hakkı, görevden iki gün önce kalp krizi geçirmesi nedeniyle yerine başkasının görevlendirilmesi yönündeki ısrarlara rağmen bu tehlikeli görevi yürütmüştür. Elde kalan son 26 mayının denize döşenmesini müteakip düşman projektörü ile Türk projektörü arasında ki savaşa kalbi dayanamamış ve görev esnasında şehit olmuştur.

Kendisine eşlik eden diğer kahraman askerler ise; Mayın Grup Komutanı Yüzbaşı Nazmi Bey, Güverte Yüzbaşısı Hüseyin, Önyüzbaşı Çarkçı Ali, İkinci Çarkçı Ahmet, üçüncü Çarkçı Yüzbaşı Hasan, Elektrik Zabiti Mülazim Hasan Abdullah, Topçu Zabiti Mülazim Kadri Bey ve (54) 56 erdir.

Nusret Mayın gemisi görevini tamamladığında saat 03.20 'ydi.

Nusret Mayın Gemisi 05.40'da Çanakkale'ye döndü (Gıyas YETKİN a.g.e ., s. 117)

(Devam EDECEK)