Arslan Bulut


CHP’ye yeni rol biçenler

“Eşit vatandaşlık” ve “ortak vatan” kavramları, Türkiye’de ilk olarak Abdullah Öcalan tarafından dile getirilmiştir. Öcalan, anayasada ülkenin Türklerin ve Kürtlerin ortak vatanı olarak belirtilmesini ve devletin de buna göre yapılandırılmasını istemiştir.


CHP, “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı” adı atında bir toplantı düzenledi. T-24’te Murat Sabuncu, bu toplantının anlam ve önemini şöyle ifade etti:

“Toplantıdan bir akşam önce Özgür Özel’in yemekte buluştuğu isimler de son derece önemliydi ve mesajı açıktı: Çoklu krizler, çoklu kimliklerimizle yan yana durarak aşılabilir. Yemeğe Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, Orhan Doğan’ın kızı Ayşegül Doğan, Sırrı Süreyya Önder’in kızı Ceren Önder, Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney katıldı. Davetli isimlerin ve eşlerinin-babalarının her biri birlikte yaşam, barış, demokrasi mücadelesi ile hatırlanan bilinen isimler. Bu yüzden bedeller ödemiş, hapiste-sürgünde zulme uğramış ya da doğrudan hedef alınarak katledilmiş isimler. Onların mücadelesinin kapsayıcılığında, bıraktıkları fikri-insani mirasın ışığında CHP’nin Kürt sorununu çözme gücünün-motivasyonunun artacağını düşünüyorum.”

***

Özgür Özel ise konferansta ev sahibi olarak ilk konuşmayı yaptı ve “Meseleyi bir siyasi ihlal olarak gören anlayışı da üzülerek takip ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’ne rol biçmeye, yön çizmeye çalışanları dikkatle izliyoruz. Kendine ait siyaseti olmayanlar, başkalarının planlarında figüran olurlar. Bizim ise Türkiye’nin meselelerine ve ihtiyaç duyduğu çözümlere dair kendi müstakil siyasetimiz vardır. Terörün bitmesi, silahların susması ve bu meselenin demokratik zeminde çözülmesine ilişkin irademiz tamdır. Ortak vatanımızda, ay yıldızlı bayrağımızın altında, kardeşçe, huzur içinde hep birlikte yaşayacağız.” dedi.

Toplantıya mesaj gönderen Ekrem İmamoğlu ise sık sık kullandığı eşit vatandaşlık kavramından ne kastettiğini şöyle açıkladı:

“Kürt sorununu eşit yurttaşlık prensibine uygun olarak ele alalım derken özel yasalar çıkarıp Kürt yurttaşlarımıza kolektif haklar verelim demiyorum. Aksine, buna esastan karşıyım. Yurttaşları kimliklerine göre ayırıp buna göre hukuksal düzenleme yapmak sorunlarımızı çözmez. Asla çözemeyeceğimiz daha büyük sorunlar yaratır. Ülkemizi bir etnik ya da dini cemaatler ülkesine çeviremeyiz. Eşit vatandaşlığı pekiştirerek ulusal birliğimizi güçlendirelim, ulusal dayanışmamızı büyütelim. Önerim budur.”

***

“Eşit vatandaşlık” ve “ortak vatan” kavramları, Türkiye’de ilk olarak Abdullah Öcalan tarafından dile getirilmiştir. Öcalan, anayasada ülkenin Türklerin ve Kürtlerin ortak vatanı olarak belirtilmesini ve devletin de buna göre yapılandırılmasını istemiştir.

Prof. Dr. Şahin Filiz, veryansın tv’de yayınlanan yazısında bakın ne diyor:

“Eşit Yurttaşlık söylemini bayraklaştıranların asıl hedefi hiçbir zaman ‘hukuki eşitlik’ olmamıştır. Zira hukuk önünde bireyler zaten eşittir. Bu çevrelerin murat ettiği şey, aslında ‘Eş-Yurttaşlık’ (Partnership) modelidir. ‘Eş-başkanlık’ komedisiyle ne kadar da benzeşiyor, değil mi? Aradaki fark, bir harften çok daha fazlasıdır; bu, üniter milli devletin idam fermanıdır.

Dünya tarihi, üniter yapısını ‘kimlikler arası eşitlik’ adına parçalayan devletlerin hazin sonlarıyla doludur. ‘Eşit Yurttaşlık’ söylemi, ‘Türkiye’yi Lübnanlaştırmak’ projesidir.”

***

Gazeteci Mehmet Faraç ise konunun CHP ile ilgili bölümüne değindi:

“Kimse kendini kandırmasın ve gaflete sarılmasın; Yerel seçimlerde alınan başarı CHP-DEM arasındaki ‘kent ittifakı’nın değil, ‘çok büyük oranda’ AKP'ye yönelik büyük bir tepkinin sonucuydu. Yani AKP'ye en büyük darbeyi (emekliler başta olmak üzere) sandığa gitmeyen kendi tabanı vurmuştu. Velhasıl, son dönemde gerici-bölücü partiler tarafından Anayasa hedef alınmışken, bu konuda toplumu geren toplantılar yapılırken, Cumhur İttifakı ile ittifak halindeki Anayasa karşıtı DEM'in politikalarına yanaşmak, ortak gibi davranmak CHP'ye hiçbir yarar sağlamayacak.

Dikkatli yurttaşlar farkındadır; Tehlikeli söylemler ve CHP'nin ideolojisi ile çatışan açıklamalar Atatürk'ün mirasına zarar verirken toplumun ‘seçenek’ konusundaki umutlarını da iyice köreltiyor. CHP'ye oy verenlerin yüzde 75'inin gerekçesinin Atatürk, cumhuriyet ve laiklik olduğu unutuluyorsa, halkın umutları tükeniyor haberiniz olsun!”

***

Görülüyor ki CHP’ye kendi kuruluş felsefesi dışında yeni bir rol biçmeye, yön çizmeye çalışanlar, doğrudan partiyi yönetenlerdir. CHP seçmeninin beklentisi ise CHP’nin kendi tarihi rolüne, yönüne dönmesidir. Kimse Atatürk’ün adını kullanarak, milleti kandırabileceğini sanmasın.

Yoksa millet, mutlaka bir yol bulur...

https://www.yenicaggazetesi.com/chpye-yeni-rol-bicenler-997436h.htm