Üniversite sınavları, bizim nesilden epey önce çoktan seçmeli olarak başlatıldı. Üniversiteye gelene kadar da ilkokul sonunda ve ortaokulda girdiğimiz birçok sınav da çoktan seçmeliydi. Öyle ki öğrenciler sisteme alışsın diye liselerdeki yazılı sınavlar bile çoktan seçmeli olarak yapıldı.
Oysa gerçek hayatta, iki seçenek vardır, doğru ve yanlış... Buna rağmen, çoktan seçmeli alışkanlıkla yetişen nesiller, başka seçenekler ararken, doğruları ve gerçeklik algısını kaybetti.
Seçimler de çoktan seçmelidir ama özde siyasi partilerin de birbirinden farkı yoktur. Çoğunluğu aynı merkezden kontrol edilir ama seçmen, kendi seçimini yaptığını zanneder. Gerçekte, sisteme başkaldıracak olanları eleyen filtreler vardır, birinden kurtulan diğerine takılır. Sızmaya izin verilmez...
***
Şimdi ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı le başlayan küresel kaos dönemindeyiz. Böyle bir dönemde en büyük ihtiyaç, gerçek bilgiye ulaşmaktır. Fakat bütün ülkelerde aynı medya düzeni var. Sözde demokrasi ile yönetilen ülkelerle, kapalı rejimler arasına pak bir fark yok. İktidarlar, kaç kanal olursa olsun bütün televizyonları ve kaç gazete olursa olsun bütün yazılı basını, çeşitli yollarla kendi çizgisinde tutuyor; gerçeğin peşinden koşanlara hayat hakkı tanımıyor.
Türkiye’deki televizyon kanallarına bakalım. Haber kanallarının birbirinden farkı yok. Körfez’den, İran’dan ve İsrail’den verilen haberler, ilgili devletlerin açıklamalarıyla veya izin verdikleri görüntülerle sınırlı. Yorumlarda farklılıklar olabiliyor ama bütün dayanakları yayınlanan haberler. Oysa haber, bağımsız kaynaklardan elde edilebilirse, üzerinde doğru yorum yapılabilir.
Onlarca, yüzlerce hatta binlerce kanal var. Bazen kanalları yeniden yüklemek zorunda kalıyorsunuz, ekranda “eskiler silinsin mi?” sorusu beliriyor, “evet”e basıyorsunuz ama bir bakıyorsunuz ki eskiler aynen kalmış, yeniler üzerine eklenmiş... Sil baştan yapmanız gerekiyor ona da zaman lâzım... Yani sabaha kadar zap yapsanız, aynı kanalları gözden geçirmiş olursunuz... Haberler aynı, diziler aynı...
Üniversite sınavlarında cevaplarda beş seçenek vardır. Beş cevaptan hangilerinin yanlış olduğunu ilk bakışta anlar ve seçeneği ikiye düşürebilirseniz, doğru cevabı bulmak şansını yüzde 50’ye çıkarmış olursunuz. Sanki yüzlerce seçenek varmış gibi kanallar arasında dolaşsanız bile, aslında tek kanala mahkûm edilirsiniz.
***
Sosyal medyadaki farklı sesler etkili olabilir ama orada da sınırlama var. Öyle ki bazı hesaplar, devamlı surette algoritma vasıtasıyla kontrol ediliyor. ABD ve İsrail çıkarlarına aykırı yayın yapanların, kendi takipçilerine erişimi dahi engelleniyor. Takipçi sayıları belli bir barajı aşmasın diye sık sık, takipçi silme uygulaması devreye giriyor. Artarken üçer beşer, azalırken yüzer yüzer yüzer... Bir saniyede takipçi sayısı 200-300 kişi birden düşer mi? Aynı anda mı karar veriyorlar? Müdahale olduğu belli oluyor... Baş edemezlerse de hesabın ele geçirilmesine izin veriyorlar veya bazen kapatıyorlar!
Yani sosyal medya da kontrol altında... Seçenek çokmuş gibi görünüyor ama aslında herkesi tek bir seçeneğe mahkûm ediyorlar; sanal gerçekliğe...
***
Yıllar önce Balkar Türklerinden Örüzlan Bolat, bir makalesinde “İnsan gezegenini yakalayan bunamanın üstesinden gelmek için gün geçtikçe dünyamızı saran ve böylelikle onu boğan, şiddet biçimi olan yalanları, uydurma haberleri yok etmek gerekir.” demişti.
Uydurma haber, yorum veya resmi açıklamalar, bazen sahte bayrak operasyonu olarak da karşımıza çıkıyor. Çoğunluk, çoban köpeklerinin, koyunları ağıla sokmak için sahte saldırılar yapması gibi sahte eylemlerle hepimizi aynı yola sevk etmeye çalışanlar olduğunu görüyor ama hâlâ yanlışta ısrar edenler var.
Çoktan seçmeyi, hiç değilse hayati konularda bırakalım bir kenara...
Savaşta doğru ve yanlış var, başka seçenek yok.
https://www.yenicaggazetesi.com/coktan-secmeli-sartli-refleks-1011561h.htm



