Fakir YILMAZ


DIŞARIDA ve GAZZEDE KALAN OLMAMIŞ!..

Hem de Gazzede ve Dışarıda kimsenin kalmadığı bir zamanda yazmakla yetinmeyip, dinleyesiniz diye teknolojik kıza seslendirdiğim o yazılarımdan biri daha..


1812 Savaşından sonra ilk kez ana toprakların başka bir devlet tarafından saldırıya uğraması ardından bu kez de Japonların 7 Aralık 1941 sabahı Hawaii adalarının Oahu adasında bulunan Pasifik Filosu ve Pearl Harbor askerî üslerine karşı düzenlediği sürpriz saldırı ile 2. Dünya savaşına giren Amerika'nın bu kez de kendi topraklarında ikiz kulelerine saldırıldığı iddiasıyla girdiği Ortadoğıu'dan sonra şimdi de Hamas'ın saldırısı ile Akdeniz'e çökmeye geldiğini görüyor, izliyoruz.
Hamas'ın İsrail'e saldırısının bahane edip, bir zamanlar Japonların batırdığı gemilerine benzer gemileriyle Akdeniz'e gelen aynı Amerika'nın bölgeyi yeniden dizayn edeceği yani BOB denen Büyük Ortadoğu Projesini Büyük Genişleme Projesine çevirip, ablukaya aldığı bölgede İsrail'in yanı sıra sınırlarımızda kurulacağı söylenen ve adının Kürdistan değil, 2. İsrail olacağı söylenen alana göz diktiği söylenen günümüzde, Rusya-Ukrayna, Afrika'daki darbeler gibi muhalefeti kendi iç dünyasına kapandığı ülkenin ekonomik ve siyasal sıkıntılarla inim, inim kıvranan iç siyasette unutulmuş bir durumda.
Başta son seçimler ardından siyasete ara vereceğini belirtip, TİP Hayat Milletvekili Avukat Can Atalay gibi Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına rağmen hapishanede koğuşunun köşesine çekilen Selahattin Demirtaş olmak üzere üç yüz bini geçen ve milyonları bulan alilelerinin güçlü bir genel af istediği mahkûmlar olmak üzere bin bir sorunla baş başa bulunan ve yerel mahkemeye 'Anayasa, AHİM kararlarını niye uygulamıyorsun?' diyemeyen ama yeni cezaevleri için kolları sıvayan Adalet Bakanlığının oluğu ülkede ise durum çok farklı.
Evet, son yapılan ama ana akım medya, basın denen ama 100. yılında bol faturaların kesildiği havai fişek ve bayraklar gölgesinde kutlayan cumhurun değil anası, babası olacak haberlerden ziyade iktidardan gelen reklam akarları ile havuzlaşan gerekse derelerde akıp, göl olan su gibi akan paracıklarla belediyelerin beslediği basın tarafından ya hiç görülmeyen ya da İçişleri Bakanını öven bir iki gaz verici kelime ile geçiştirilen haberlerle bir çok siyasinin sabahın erken saatlerinde ters kelepçelerle içeri alındığı operasyonlar hala devam ediyor.
Ha bu arada 'Diğerleri gibi İnşallah dağ fare doğurmaz' diye bakılan bir operasyon haberi daha geliyor ve ters kelepçenin kara para aklama iddiasıyla gündemde olan Engin Polat ile eşi Dilan Polat'a da nasip olduğunda öğreniyoruz.
İşte tam bunu yani gerçek gündemi, iç siyaseti yazmaya hazırlanırken beni sezen facebook anılarımın 'bekle hele yazma ben sana yıllar önce yazdıklarını hatırlatırım' dercesine önüme getirip, 'Al yenide yayınla.. Dün yazdın da bir şey mi değişti ki bugün değişeceğini sanıyorsun' diyor gibiydi.
Bende, 1 Kasım 2011 yılında 'Dışarıda kalan oldu mu?' başlığıyla ele aldığım ve onca yazım gibi bugünleri yazmışım gibi güncelliğini hala koruyan o yazılarımdan birini bir daha yayınlayıp, yorumunu benim gibi balık hafızalı olduğunu düşündüğüm siz sevgili okurlara bırakıp, diğer haberlerime geçiyorum.
Hem de Gazzede ve Dışarıda kimsenin kalmadığı bir zamanda yazmakla yetinmeyip, dinleyesiniz diye teknolojik kıza seslendirdiğim o yazılarımdan biri daha..
Dışarıda kalan oldu mu?
ABD’nin nasıl, nerede, kimin yaptığı halen bilinmeyen, ortaya çıkarılmayan ve delilleri yok edilen ikiz kulelere yapılan saldırı ardından önce Irak’a ardından tüm Ortadoğu’ya saldırıp, binlerce insanı Guatemala’da toplamasına benzer olayların yaşandığı bir süreci yaşayan Kürt sorununu çözmek için Fetullahdan fetva alan iktidar, KCK adı altında insanları içeri almaya devam ediyor.
Son olarak, aralarında bacım ve Türk Profesörü Büşra Erşanlı, yayıncı Ragıp Zarakolu’nun da içlerinde bulunduğu İstanbul ve Yalova’da 44 kişiyi içeri aldıran zihniyet bu gidişle sorunu tartışacak bir Kürdü dışarıda bırakmayacak gibi ..
5-6 dinci gazetenin manşet ve yorumlarını adeta hükümet programı yapmaya başlayan iktidarın girdiği yolun ne kadar sağlıklı olacağını önümüzdeki günlerde bu operasyonlara verilecek cevapla göreceğiz ..
İnsana, ‘Dışarıda kalan oldu mu?’ sorusunu sorduran gelişmelerin yaşandığı bir süreçte barıştan ne kadar bahsedileceğini de düşünürken, barış için kiminle, nasıl bir yol izleyeceğini şaşıran, unutan bu iktidarın da işi polis ve askere havale ettiğinin üzüntüsünü yaşıyoruz..
Buna neden ise;
'Dağda değil, Ova’da yani kendi dünyaları olan Oba'da siyaset yapılmalı' deyip, ovada, şehirde siyaset yapanları topluca içeri aldırmakla çözüm olmayacağıdır..