Taha Akyol


Erdoğan’ın vârisi?

Erdoğan’ın bu mizacını ilk fark edenlerden biri sanırım merhum Necmettin Erbakan’dı. Erbakan da aynı mizaçta olduğu için müstakbel rakibini ‘hiss-i kabl el vuku’ ile erken sezmişti.


Tartışma ya da yorumlar erken başladı. Erdoğan’ın siyasi vârisi kim? Birkaç bakan adıyla damatlardan ve en çok oğlu Bilal Erdoğan’da bahsediliyor.

Erken deyişimin sebebi bu: Erdoğan tipindeki liderler hiçbir zaman feragatle siyasetten çekilmezler, ellerindeki hiçbir yetkiden feragat etmezler. Erdoğan’ın Beyoğlu ilçesinde başlayan siyasi hayatı, bunun en açık örneğidir: Daima bir basamak yukarıya ve daima daha çok yetkiye yürüdü.

Bu yürüyüşü kendi iradesiyle bırakması, müthiş bir sürpriz olur. Hemen tahmini söyleyim: Seçimler Meclis’te DEM’in oylarıyla 5-6 ay öne alınması, böylece Erdoğan’ın üçüncü defa, aslında dördüncü defa aday olması büyük ihtimaldir.

Seçimleri kazanabilir mi, o ayrı konu.

‘ERDEMLİLER HAREKETİ’

Erdoğan’ın bu mizacını ilk fark edenlerden biri sanırım merhum Necmettin Erbakan’dı. Erbakan da aynı mizaçta olduğu için müstakbel rakibini ‘hiss-i kabl el vuku’ ile erken sezmişti.

Hapisten çıktığı günlerdi. Nazlı Illıcak, evinde yemekler düzenleyerek Erdoğan’ı medya mensuplarıyla tanıştırırdı. Ben daha önce tanışırdım. O yemeklerden birinde, gayet mütevazi ve nazik davranışla Erdoğan sormuştu:

“Abdülhamid Cevdet Paşa’dan şüphelenmiş doğru mu?”

Doğru olduğunu, Abdülhamid’in Mecelle Cemiyeti’ni dağıttığını Mecelle’nin bu yüzden eksik kaldığını anlatmıştım.

Erdoğan, “Erbakan da benden şüpheleniyor” demişti.

Oysa Erdoğan, liderinin adını oğluna vermişti; Necmettin Bilal…

“Erdemliler Hareketi” de Erbakan’ın otoriter liderliğine karşı Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç üçlüsü tarafından başlatılmıştı. Sloganları “tek adam liderliğine hayır”dı.

Ak Parti’nin kuruluş bildirisine, program ve tüzüğüne baksanız Avrupa’daki liberal bir parti sanırsınız. Lider sultasının reddi, adayların ön seçimle belirlenmesi, kuvvetler ayrılığı, bağımsız merkez Bankası, fikir ifade hürriyeti…

‘TAYYİB’İN PARTİSİ’

Erdoğan’da liderlik karizması vardır. Öne geçti, bu fikirlerle yola çıktığı arkadaşlarının hemen tamamını zaman içinde dışladı. Hatta 2007’de Meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçilen Abdullah Gül’ün, 2014 seçimlerinde aday olmasını engelleyecek bir kanun bile çıkardı. (10 Ocak 2012, Kanun no: 6271)

AYM iptal etti, Gül aday olmadı, siyasetten çekildi.

Partinin kuruluş belgelerinde ve Meclis konuşmalarında kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, fikir ve ifade hürriyeti, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı gibi değerleri savunan kuruculardan bugün sadece biri halen partidedir: Hukukçu Hayati Yazıcı.

Erdoğan’ın karizması, kitlelerde partisinin önünde gidiyordu, o da partisini “Tayyib’in partisi” haline getirdi. Bekir Bozdağ ‘in ifadesiyle “Tayyib’in partisi.”

Adayları ve her kademede görevlileri Erdoğan’ın belirlemesi, bunun uygulamasıdır.

‘VELAYET’ İLİŞKİSİ

Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinde “AK Parti benim çocuğum gibiydi” demişti. (27 Ağustos 2014)

Anayasaya göre partisiz cumhurbaşkanıyken, katılamadığı AK Parti kongresi hakkında şöyle diyordu:

“Ben bu partinin kurucularından biri değilim, kurucu genel başkanıyım. Bu kurucuları oluşturan, bu gayreti ortaya koyan kişi şahsım. Dolayısıyla adeta bir anne-baba evladını nasıl izlerse takip ederse doğrusu ben de bu ilk kongrede onu öyle izledim, öyle takip ettim…” (17 Eylül 2015)

Parti lideri ve cumhurbaşkanı ile partisi arasındaki ilişkinin böyle “velayet” ilişkisi olması, partisiz cumhurbaşkanını şart koşan parlamenter sistemle bağdaşamazdı. “Tek kişilik hükümet” demek olan CB sisteminin temelindeki saik budur. Parti-devlet füzyonunun da temelinde bu saik var.

Zamanımızdaki soru, Erdoğan’ın “çocuğunu” kime emanet edeceğidir. Kimseye emanet etmeyecek, kendisinin deyişiyle “Allah ömür verdikçe” elinde tutmak isteyecektir.

Hayat şartları ve anayasa, feragat gerektirirse, devredeceği isim olarak Bilal Erdoğan’dan başka kimseye bu kadar itimat etmez; bu tür liderliğin doğası böyledir. Bilal Erdoğan’ın sivri ideolojik çıkışları, mitinglere öncülük etmesi bunun hazırlığıdır diye düşünüyorum; kitlelere değil, partinin ideolojik gövdesine sesleniyor.

Bu kadar kötü idare edildiğini gören halk ne diyecek bakalım.

Özellikle formel ya da pazarlıkla belirlenmiş bir aday değil de halk desteğine sahip bir isim aday çıkarsa Erdoğan’ın işi çok zordur.

Gelecek, kimsenin çantasında keklik değil.

https://www.karar.com/yazarlar/taha-akyol/erdoganin-varisi-1606407