Emekli general Nejat Eslen, Carl Von Clausewıtz’in, “Savaş, hasmı irademize boyun eğmeye zorlamak için yapılan şiddet eylemidir.” sözünü hatırlatarak, “ABD bombalıyor, İran boyun eğmiyor. Şimdilik savaşın özeti bu.” dedi.
Eslen’in görüşleri şöyle: “Savaşta esas olan hasmın savaşa devam iradesini kırmaktır. Yıllar geçti Rusya Batının desteği nedeni ile Ukrayna savaşını bitiremedi. Çünkü Ukrayna savaşı yıpratma savaşına dönüştü. Çünkü yıpratma savaşında hasmın savaşa devam iradesini kırmak zor.
İran savaşı ise yıpratma savaşı olarak başladı; Füzelerle, dronlarla yapılan yıpratma savaşı. Ve böyle devam edecek. ABD bombalayarak İran'ın savaşa devam iradesini kırmaya çalışıyor. Unutmayalım ki ABD, Vietnam'ı yıllarca bombalamıştı. ABD, Vietnam'da İkinci Dünya Savaşı'nda kullandığından daha çok bomba kullanmıştı. Ancak ABD, Vietnam'da savaşı kaybetmişti. Çünkü Amerikan kamuoyu savaşı desteklememişti. İran savaşı ne zaman biter belli değil. Çünkü ABD için bu savaşta zaferin tanımı yok. ABD, hangi şartlar gerçekleştiğinde zafer elde edilmiş olacağını tanımlayamıyor. Bu nedenle de ABD'nin çıkış stratejisi de yok. Belki de ABD, bir taraftan İran'da Çin ile savaşın provasını yapıyor, noksanlıklarını tanımlıyor.
Diğer yanda Amerikan silah, mühimmat, enerji şirketleri bayram yapıyor. Belki de bu savaşı bu şirketler kazanıyor...”
***
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani ise "Düşman, İran halkını tahrik edecek saldırılarda bulunuyor ve bu sayede halkı sokağa çekerek ülkeyi bölmeye çalışıyor. Trump, İranlıların birbirleriyle görüş ayrılıkları yaşamasına rağmen yine de İranlı olduklarını bilmiyor. ABD ve İsrail'in, Ali Hamaney ve bazı komutanları öldürerek İran'ı parçalama siyaseti başarısızlığa uğramıştır. Venezuela'da yaptıklarını İran'da da yapacaklarını zannettiler ancak onlar İran'ı tanımıyorlar." dedi.
Laricani, ABD'nin, bölgedeki Kürtleri vekil güç olarak kullanmak istediğini ancak Kürtlerin akıllı olduğunu ve Suriye'de yaşananların da farkında olduğunu dile getirerek, “Silahlı kuvvetlerimiz ‘yanlış yapan olursa hesabını sorarız’ demişti.” hatırlatmasında bulundu.
Bu arada İran Devrim Muhafızları Ordusu, ilk defa Ürdün'de ABD güçlerinin konuşlu olduğu hava üssünü de yeni nesil füzelerle vurduğunu açıkladı.
***
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ ise ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarına ilişkin, “Uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı, gücün zorbalığa ve eşkıyalığa dönüştüğü, uluslararası kurumların işlevlerini yitirdiği, hukukun kalktığı, yerine yumruğun ya da silahların hukukunun egemen olduğu, esasında 21. yüzyıla yakışmayan bir Orta Çağ zihniyetiyle karşı karşıyayız.” dedi.
Bozdağ “1949'da kurulan dünya düzeni yeni bir şekil almanın tam arifesinde ama nasıl bir şekil alacak, kimse bilmiyor. Gönlümüz arzu ediyor ki hakkaniyetin, adaletin, eşitliğin, uluslararası hukukun ve yaşam hakkının vazgeçilmez olduğu yeni bir dönem kurulsun. Üç beş ülkenin imtiyazlı olduğu bir dünya düzeni değil, bütün ülkelerin egemen ve eşit olduğu bir dünya düzeni kurulsun.” diye konuştu.
Bozdağ, çok doğru söyledi ama bu değerlendirme, Türkiye’de de evrensel hukuk kuralları ile birlikte milli hukuk sisteminin de iktidar tarafından ayaklar altına alındığını hatırlattı...
AKP döneminde orduya kumpas kurulan Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk davalarından sonra, 15 Temmuz’dan sonra, usulsüz Meclis oylaması ve oylama devam ederken 2,5 milyon mühürsüz oyun geçerli sayıldığı referandumla Türkiye’nin yönetim sistemi değiştirildi. Anayasa’daki “Cumhurbaşkanı en fazla iki dönem için seçilir” maddesine rağmen aynı kişi üçüncü defa seçildi, şimdi dördüncü defa seçilmesi için hazırlıklar yapılıyor. Yine ana muhalefet partisine yönelik sindirme operasyonları başlatıldı. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun 35 yıllık diploması, uydurma gerekçelerle ve usulsüz olarak iptal edildi, hakkında 20’den çok dava açıldı... CHP’li belediye başkanlar yolsuzluk gerekçesiyle tutuklanırken, AKP’li başkanlara soruşturma bile açılmadı. AKP’ye geçenler ise beraat etmeye başladı. Takipsizlik kararı verilmiş eski bir dosyadan tutuklanan Murat Çalık’a ise adeta tıbbi işkence yapıldı.
Bu tablo karşısında, Türkiye için de gönlümüz arzu ediyor ki hakkaniyetin, adaletin, eşitliğin, uluslararası hukukun ve yaşam hakkının vazgeçilmez olduğu yeni bir dönem kurulsun. İktidar yanlılarının imtiyazlı olduğu bir ülke düzeni değil, her vatandaşın devlet kurumları karşısında eşit olduğu bir ülke düzeni kurulsun.
https://www.yenicaggazetesi.com/gonlumuz-arzu-ediyor-ki-1007226h.htm


