Ahmet Taşgetiren


“Katil Meclis’te” suçlamasının muhatabı kim?

Sinan Ateş’in güpegündüz Ankara’nın göbeğinde katledilmesini dağlar, taşlar duydu; sayın cumhurbaşkanımız mı duymuyor. Sayın adalet bakanımız (Bekir Bozdağ) konuşuyor. Hatta tehdit edercesine konuşuyor… Bunları biz kabul etmiyoruz.


Sinan Ateş cinayetinin Cumhur İttifakı açısından farklı bir anlamı olduğunu görmek için müneccim olmaya gerek yok.

En azından iki taraflı suskunluk, ya da sıkıntılı durumun işaretlerini veren tavırlar, ittifak bileşenlerinin birbirine yönelik kimi mesafeleri korumaya çalıştığını gösteriyor.

Bu ittifakın hem Ak Parti hem MHP tarafından hayati nitelik taşıdığını ifade etmeye bile gerek yok. Seçim ufukta göründü ve bir tek oy bile paydaşlar açısından meteliğe kurşun sıkacak bir önem arz ediyor. Çıkacak bir ihtilaf bütün hesapları altüst edebilir.

Ama ortada bir cinayet var ve her cinayet, zorlu meseleleri gün yüzüne çıkarır. Kan kokusu çabuk bitmez, kan kolay silinmez.

Orada bir aile var. Anne, baba, eş, çocuklar var. Yıllarca aynı mecrada ter dökmüş insanlar bunlar. İşte çıktılar, Cumhurbaşkanı tam Bursa’da iken, binlerce kişinin önünde, “Sinan Ateş” pankartını açtılar. “İçimiz yanıyor” mesajı idi bu. “Bursa’ya gelmişsiniz, Sinan’ımız gitti. İş size emanet edildi. Siz de ‘bu iş bende’ dediniz. Şimdi burada ondan söz etmeden olmaz” mesajı idi bu....

YAZININ DEVAMI