Akdeniz’in mavi incisi, refah ve huzurun simgesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’miz 40 yaşında…
1960 yılında Ada’da Türk ve Rum halklarının ortaklığıyla Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur. İki halk arasındaki eşit siyasi hak ve statü Anayasa tarafından garanti altına alınmıştı. Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yapısını değiştirmeye kalkması, Kıbrıslı Türkleri devlet kurumlarından dışlamaya çalışması ve Yunanistan ile birleşme çabasının sonuçları olarak 1963 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti feshedilmiştir.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin feshinden sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda Kıbrıs Türk Federe Devleti de önemli bir kilometre taşı olmuştur.
20 Temmuz 1974 sonrasında Ada coğrafi olarak ikiye ayrılmıştır. Kuzey bölümünde Türkler, Güney de ise Rumlar yer almaya başlamıştır. O tarihe kadar Ada üzerinde nüfusu parçalı bir şekilde dağılmış olan Kıbrıs Türk nüfusu bütünlüklü bir yapıya kavuşmuştur. Türk nüfusunun birlikte yaşamasından kaynaklı ihtiyaçlar temelinde devlet kurma girişimleri başlatılmıştır.
Büyük çabalar neticesinde 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştur. Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tır. Devletin bayrağı ise beyaz zemin üzerine kırmızı renkli ay yıldız ve yatay iki kırmızı şeritten oluşmaktadır.
Kuruluştan sonra anavatanımız Türkiye KKTC’yi ilk tanıyan devlet olarak kararını Birleşmiş Milletler ile paylaşmıştır. KKTC’nin tanınmasından sonra Türkiye-KKTC arasında büyükelçiler düzeyinde ilk atamalar gerçekleştirilmiştir.
KKTC’nin kurulması hem Rum Yönetiminde hem de Yunanistan’da o tarihlerde en önemli gündem maddesi hâlini almıştır. Rumlar KKTC’nin kuruluşunu ve gelişmesini engellemek istemiş ama bunda başarılı olamamıştır.
Kuzey Kıbrıs’ın resmi olarak kuruluşuyla uluslararası platformlarda bazı ekonomik, sosyal ve siyasi yaptırımlara maruz kalınmıştır. Yaptırımlardan kaynaklı zorluklar Türkiye ile imzalanan Ticaret ve Ekonomik İş Birliği Anlaşmalarının pozitif etkisiyle absorbe edilmeye çalışılmıştır.
Kuzey Kıbrıs’ta ilk cumhurbaşkanlığı seçimi 1985 yılında yapılmıştır. Denktaş, 1985-2005 yılları arasında dört dönem cumhurbaşkanlığı görevi yapmıştır. Denktaş sonrası yapılan seçimlerde 2005 yılında Mehmet Ali Talat, 2010’da Derviş Eroğlu, 2015’te Mustafa Akıncı ve 2020’de ise mevcut Cumhurbaşkanı olarak görevini sürdüren Ersin Tatar devlet başkanlığına seçilmiştir.
Her cumhurbaşkanının KKTC için yaptığı çalışmaların değeri ve önemi tabii ki de büyüktür. Hiçbir cumhurbaşkanının icraatları selef cumhurbaşkanlarından bağımsız yorumlanamaz. Günümüz diplomasisindeki başarıların sırrı geçmişte atılan sağlam temeller olduğuna herkes hemfikirdir. Liderlerimiz Dr. Fazıl Küçük, Rauf Denktaş ve sırasıyla görev yapan devlet başkanlarımızın yaptığı hizmetler ve çalışmalara minnettarlığımızı sunmaktayız.
Mevcut Cumhurbaşkanı olması ve güncel gelişmeleri anımsamak amacıyla Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a ayrı bir parantez açmak da yarar var. Tatar’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra KKTC sorununda politik değişim meydana gelmiştir. 2017’de Crans Montana’daki zirvede çözüm bulunamamıştı, Kuzey ve Güney Kıbrıs ilişkilerinde tıkanıklık yaşanmıştı. Tatar’ın cumhurbaşkanlığı göreviyle birlikte “Ada’da eşit haklara sahip iki egemen devlet” anlayışı KKTC devlet politikası hâlini almıştır.
Cumhurbaşkanı Tatar, Cenevre’deki ve BM Genel Kurulu kapsamında New York’taki temaslarında iki devletli çözüm politikasının önemini yetkililere anlatmıştır. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Kıbrıs meselesine yönelik öneriler paylaşılmıştır.
Bunlara ek olarak, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan 2020 yılına kadar kapalı olan Maraş’ın insanlığa kazandırılması, Türk Devletler Teşkilatı’na gözlemci üyeliğin gerçekleşmesi ve Azerbaycan ile diplomatik ilişkilerin güçlendirilmesi Cumhurbaşkanı Tatar zamanında dış politikada elde edilen başarılardan birkaçıdır.
Eğitim ve turizm adası olarak dünyanın gözde ülkeleri arasında yer alan KKTC; ülkenin geneline yayılmış refahı, güzel doğası, uygun iklim koşulları, yatırımcılara sunduğu fırsatlar ve yabancı kültürlere karşı hoşgörü gibi temel bileşenler sayesinde her zaman farkını ortaya koymaktadır.
Kısaca, KKTC modern ekonominin ihtiyaçlarına kolaylıkla karşılık verebilen dinamik ve büyüyen bir ülkedir. Küresel arenada Türkiye destekli diplomatik başarılarla “uluslararası toplum tarafından KKTC’nin bağımsızlığının tanındığı” günlere yaklaşmaktayız. Ülkeler arası iş birliklerinin stratejik projeler ve planlamalarla harmanlanması burada başat rol oynayacağı aşikârdır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’mizin 40. yıl dönümünü kutlu olsun.



