“ABD’den AB’ye ‘Türk ordusunu kullanın’ mektubu!” başlıklı ve 22 Mart 2025 tarihli yazımda şu bilgiyi vermiştim:
“ABD derin devletinin düşünce kuruluşu RAND’ın sitesinde Rebecca Lucas imzasıyla ve ‘Türkiye’ye yönelmek’ başlığıyla, NATO üyesi AB ülkelerine bir çeşit açık tavsiye mektubu yayınlandı.
Mektupta, AB ülkelerine, özetle ‘Siz Türkiye’de demokrasinin rafa kaldırılmasına bakmayın. Türkiye ile askeri işbirliği kurun, Türkiye’nin sayısal olarak üstün olan askeri gücünü kullanın...’ deniliyor!”
***
Fransa, ülkenin en güçlü Cumhurbaşkanı adayı ve eski Ulusal Birlik Partisi Başkanı Marine Le Pen hakkında verilen mahkûmiyet kararıyla sarsıldı. Le Pen, kararın siyasi olduğunu belirterek, “Yaşananlar tam bir demokrasi skandalı, tam bir utanç, ülkemiz için büyük bir leke. Yarın dünyada kime en ufak bir demokrasi dersi verebileceğiz? Peki Sayın Navalny’i kim, nasıl savunacak? Şu anda tutuklu bulunan Sayın Erdoğan’ın başlıca rakibini nasıl savunacaklar? Romanya’da iptal edilen seçim ve engellenen aday karşısında nasıl durabiliriz?” diye sordu...
Görüldüğü gibi Fransa da Le Pen’in Cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemek gibi bir yola girdi...
***
Türkiye’de Ekrem İmamoğlu’ndan önce, cumhuriyetin kuruluş değerlerini savunan bir parti lideri; Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, yeni açılım sürecini engellemesin diye Kayseri olaylarından aylar sonra düzenlenen Emniyet tutanağı “delil” gösterilerek tutuklandı. Belge, avukatlara bile gösterilmedi! Avrupa’dan bir parti başkanının tutuklanmasına en küçük bir ses dahi çıkmadı.
Avrupa, İmamoğlu konusunda da aslında ipe un seriyor. Dostlar konuşurken görsün diye Avrupa Parlamentosu’nda “Türkiye’deki Demokratik Baskılar ve Ekrem İmamoğlu’nun Tutuklanması” konulu bir genel kurul oturumu düzenlendi. Oturumda konuşan Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos, İmamoğlu'nun tutuklanması gerekçesiyle Antalya Diplomasi Forumu’na katılımını ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşmesini iptal ettiğini duyurdu.
Cumhuriyet’in haberine göre Türkiye’nin AB adaylık sürecine vurgu yapan Kos, bu çerçevede Türkiye’nin demokratik normlara ve standartlara uymasını beklediklerini ifade etti. Kos, İmamoğlu'nun “cumhurbaşkanlığı adayı olmaya hazırlanırken hukuki müdahalenin ciddi soru işaretleri doğurduğunu” söyleyerek, protesto gösterilerine müdahale edilmemesi çağrısında bulundu.
Bu yıl 14-15 Nisan’da yapılması planlanan Karma Parlamento Komisyonu toplantısı da iptal edildi.
Liberal Grup adına konuşan Hollandalı parlamenter Malik Azmani, AB’nin Türkiye’deki baskılara karşı sessiz kalmasını eleştirirken, Yeşiller Grubu’ndan Slovenya Milletvekili Vladimir Prebilic, Türkiye’ye net bir mesaj gönderilmesi gerektiğini ifade etti. Yine de oturum sonunda herhangi bir karar alınmadı. Gösteriye katıldı diye dövülen, tutuklanan gençlerden bahseden bile yok...
***
Şair yazar dostum Fuat Duymaz, “Atatürk Modeli mi, Hitler Modeli mi?” adlı kitabımın 135’inci sayfasından alıntı yaparak Atatürk’ün “Avrupa milletlerinin bizimle olan ilişkilerinin can damarı siyasi entrikalardır. Onlar bizi adam saymaz, bize karşı vefasızlığı namusa aykırı görmezler. Onlar bizi hayvan gibi görmektedir. Milletimiz namusludur, namuslu muhataplar ister, Avrupa’nın namusuna güvenemeyiz.” sözlerini hatırlattı.
Atatürk’ün İngilizler hakkındaki eleştirileri çok daha ağırdır ve şöyledir; “Dinimizin ve bağımsızlığımızın haini olan İngilizler, Müslümanların en alçak düşmanlarıdır.”
***
Prof. Dr. Cangül Örnek ise 2 Nisan 2025 tarihli Cumhuriyet’te yayınlanan “Ekrem İmamoğlu tutuklandı... Avrupa’nın sessizliği ne anlama geliyor?” başlıklı yazısını şöyle bitirdi:
“Şimdi bir de Trump yönetiminin Ukrayna-Rusya savaşını sona erdirme girişimiyle başlayan ve başlıca konusu ‘askeri güvenlik’ olan yeni bir ABD-AB gerilimi var. Bu gerilimde Avrupa militarizmi açıkça ifade edildiği gibi, Türkiye’nin ordusuna ihtiyaç duyuyor.
Erdoğan rejimi dünyadaki bu ‘demokratik gerilim’ rüzgârını arkasına alarak yol alıyor. Uluslararası koşullar hesaba katılmadan atılan tek bir adım olmadığını, 19 Mart sürecini yakından takip edenler fark etmişlerdir. Avrupa yönetici sınıfı, Türkiye’de yurttaşın seçme ve seçilme hakkına yapılan darbeye gözyaşı dökmüyor, dökmez.
Bu, zannedildiğinin aksine Türkiye’deki mücadele için olumsuz bir durum değil. Türkiye’de hiçbir uluslararası vesayet gölgesi taşımadan yol alan bir halk hareketi var. Üstelik burada halkın, egemenlik gaspına ‘Dur’ demesi Avrupa halklarının da hak mücadelesi için örnek teşkil edeceği için tarihsel bir önem taşıyor.”
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/le-pen-olayi-avrupa-da-ayni-yolun-yolcusu-901517h.htm