Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, x sayfasından bir paylaşım yaptı ve şöyle yazdı:
“İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüştüm. Kendisine, İran'ın Lübnan ve Irak da dahil olmak üzere bölgedeki ülkelere doğrudan veya vekilleri aracılığıyla gerçekleştirdiği kabul edilemez saldırılara derhal son vermesi çağrısında bulundum. Fransa'nın, çıkarlarını, bölgesel ortaklarını ve seyrüsefer özgürlüğünü korumayı amaçlayan tamamen savunma amaçlı bir çerçeve içinde hareket ettiğini ve ülkemizin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu hatırlattım. Tanık olduğumuz kontrolsüz tırmanış, tüm bölgeyi kaosa sürüklüyor ve bunun bugün ve gelecek yıllarda büyük sonuçları olacak. İran halkı da, bölgedeki diğer halklar gibi, bunun bedelini ödüyor. Sadece yeni bir siyasi ve güvenlik çerçevesi, herkes için barış ve güvenliği sağlayabilir. Bu çerçeve, İran'ın asla nükleer silah edinmemesini garanti altına almalı, aynı zamanda balistik füze programının ve bölgesel ve uluslararası istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerinin yarattığı tehditleri de ele almalıdır. Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğü en kısa sürede yeniden sağlanmalıdır. Ayrıca İran Cumhurbaşkanı'ndan Cécile Kohler ve Jacques Paris'in en kısa sürede güvenli bir şekilde Fransa'ya dönmelerine izin vermesini rica ettim. Çektikleri çile çok uzun sürdü ve sevdiklerinin yanında olmaları gerekiyor.”
Prof. Dr. Hasan Ünal da Macron’un mesajına şu yorumu yaptı:
“Başkan, Pezeşkiyan'ın İran'a yönelik tuhaf taleplerinize nasıl yanıt verdiğini merak ediyorum. Ayrıca sizi gerçekten sonuna kadar dinleyip dinlemediğini veya küfür ederek telefonu yüzünüze kapatıp, taleplerinizi öfkeyle duvara karşı dile getirmenize izin verip vermediğini de merak ediyorum. Sonuçta, bu tür saçmalıklarla uğraşacak vakti yok çünkü ülkesini ABD ve İsrail'in gerçekleştirdiği, hiç bahsetmediğiniz bu suçun asıl sorumluları olan vahşi ve yasadışı bir saldırıdan korumakla meşgul.”
Macron, İran’ın uğradığı saldırıya Fransız kalmıyor, sanki saldıran İran’mış gibi ahlâksız bir ön kabulle bazı taleplerde bulunuyor. Macron, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in İspanya İran’daki savaşla ilgili, “Buradan sağ partilere sesleniyorum. Dünyayı ateşe verenleri destekleyip sonra da çıkan yangından şikâyet etmeye hakkınız yok. Aynı anda hem ateşe körükle gidip hem de ‘yanıyoruz’ diyemezsiniz.” sözünü de hiç duymamış gibi davranıyor.
***
Hürmüz Boğazı’nı açmak için müttefiklerinden yardım isteyen ABD Başkanı Donald Trump ise NATO müttefiklerini tehdit etti.
Ayrıca Çin'e yapması planlanan ziyareti de iptal edebileceğini söyleyen Trump, "Beklediği yardımın gelmeme olasılığı" sorulduğunda "Daha önce de söyledim, biz her zaman müttefiklerimizin yanında olduk ama onlar bizim yanımızda olmuyor, şimdi de yapacaklarından emin değilim. Eğer Avrupa ve diğer müttefiklerimiz Hürmüz Boğazı'nı açmak için bize destek vermezse NATO'yu çok kötü bir gelecek bekliyor." dedi.
Almanya ise Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve İran'a yönelik saldırılar bağlamında uluslararası bir askeri operasyona katılmayacaklarını yineledi.
***
Bu arada, “Alevîlik Yol, Bektaşîlik Medeniyettir” adlı kitabı yayınlanan gazeteci İsmail Çetin’in “İran Şia da ABD-İsrail Sünni mi?” sorusu, Türkiye’de İran’ın Şiiliğini gündeme getirerek ABD-İsrail saldırılını meşrulaştırmaya çalışanların ne duruma düştüğünü gösteriyor.
Kitapta Alevîlik; bir kimlik, etnik aidiyet ya da mezhep olarak değil, insanı Allah’a ulaştıran hak yol olarak tanımlanırken; Bektaşîlik ise Ehl-i Beyt merkezli İslâm anlayışının Anadolu’da medeniyet, devlet aklı ve toplumsal ahlâk hâline gelmiş irfan tecrübesi olarak konumlandırılıyor. Çetin’e göre mesele, kimlik tartışmalarından ziyade hakikat, ahlâk ve adalet meselesidir.
***
Saldırıya uğrayan İran’ın Şiiliğini gündeme getirmek veya Macron gibi İran’a “bölge ülkelerine saldırılara son ver” çağrısında bulunmak da bir ahlâk meselesidir. Çocuklar öldürülürken İran’ın Şiiliğinden bahsetmek Sünnilik midir, Müslümanlık mıdır?
Fransa’da liselerde ahlâk ve vatandaşlık dersleri verilir ama anlaşılan o ki Macron bu derslerden hiçbir sonuç çıkaramamış.
Konu o kadar ahlâk meselesidir ki Papa 14. Leo, silahlı çatışmalarda ağır sorumlulukları bulunan Hristiyanların, ciddi bir vicdan muhasebesi yapıp yapamayacaklarını ve günah çıkaracak cesaretleri olup olmadığını sormuştur.
İran’ın Şiiliğini gündeme getiren Müslümanlar, vicdan muhasebesi yapacak mı, tövbe edecek mi?
https://www.yenicaggazetesi.com/macronun-ahlak-meselesi-ve-siilik-sunnilik-1009778h.htm



