Emekli general Nejat Eslen, “Terörsüz Türkiye tanımı ile sunulan yeni projede PKK’nin amacı; Suriye’de uygulandığı iddia edilen demokratik konfederalizm modelini, Türkiye’de Fırat’ın doğusuna taşıyarak, büyük Kürdistan’a giden yolda özerk yapının temellerini oluşturmak ve böylece su zengini Fırat-Dicle havzasına egemen olmanın önünü açmaktır.” demişti.
Abdullah Öcalan da “Silahlı mücadele ulus devlet kurmak içindi. Bu amaçtan vazgeçtik ve demokratik konfederalizme yöneldik. Bunun başarıya ulaşması sadece Kürt, Kürdistan için değil bölge için de önemli başarılara yol açacaktır. Burada ulaşılacak bir başarı; Suriye, İran ve Irak'a da yansıyacaktır. Türkiye Cumhuriyeti için de hem kendisini yenileme, demokrasiyle taçlanma hem de bölgede öncülük yapma şansı olacaktır. Bölge konfederalizmi mutlak bir gereklilik olarak ön plana çıkıyor. İsrail-Filistin çatışması, mezhep çatışmaları, ulus devlet çelişkilerinin panzehiri demokratik konfederalizmdir. Bu çözüm aynı zamanda yeni bir enternasyonali de gerektiriyor.” diye açıklama yapmıştı.
***
Suriye’de SDG ile varılan anlaşma, dört tugaylık silahlı güç bulundurma hakkı ile birlikte değerlendirilirse Abdullah Öcalan’ın demokratik konfederalizm hedefine uygundur.
SDG’nin yani aslına Suriye PKK’sının başındaki terörist Mazlum Abdi’nin, takım elbise giyip kravat takarak Münih Güvenlik Konferansı’nda “dünya liderleri”yle sıcak fotoğraflar verip ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile masaya oturup SDG (PKK) Ajansı ANHA’ya poz vermesinin ardından, DW’nin haberine göre "PKK ile Türk devleti arasındaki görüşmelerin, Kürt meselesi ve Suriye Demokratik Güçleri'nin Suriye devletiyle entegrasyon süreci üzerinde olumlu bir etkisi var.” diyerek SDG ile Suriye devleti arasında yakın zamanda gerçekleşen mutabakatlarda "Abdullah Öcalan'ın olumlu rolü" olduğunu ifade etmesi, gelinen noktanın demokratik konfederalizm modeline ilk adım olduğunu göstermektedir.
Abdi, Türk hükümetinin izin vermesi halinde İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile görüşmek istediğini de açıklamıştı.
Abdi, "Irak Kürdistanı, size rol model olur mu?" sorusuna ise "Irak Kürdistanı modeli çok başarılı. Elbette Suriye'deki bölgeler açısından bu modelden faydalanacağız" cevabını verdi...
DW’nin haberine göre Şam yönetimi ile 29 Ocak'ta imzaladıkları son anlaşmaya dair de değerlendirmede bulunan Abdi, "SDG'nin feshedilmesi değil, Suriye Savunma Bakanlığı bünyesine entegre edilmesi kararlaştırıldı" dedi. Abdi'nin verdiği bilgiye göre, SDG güçleri "dört tugay halinde" orduya katılacak.
Daha önce bu konuda taraflardan farklı açıklamalar gelmişti. On binlerce SDG üyesinin bireysel olarak mı yoksa başlarında SDG'li komutanların bulunacağı tugaylar halinde mi orduya entegre edileceği müzakerelerin başından beri en tartışmalı başlıklardan birisiydi.
***
Bianet’in haberine göre de Abdi, askeri güçlerin tugaylar içinde ve Savunma Bakanlığı sistemi içerisinde birleştirilmesi konusunda mutabakata varıldığını, bu alandaki çalışmaların sürdüğünü belirtti. Abdi, tüm savaşçıların, komutanlar dâhil, yeni sistemde yer alacağını ve bu konuda ilerleme sağlandığını söyledi.
Abdi, Münih’te geçici hükümetin Dışişleri Bakanı ve istihbarat başkanıyla bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, “Görüşmede tüm sorunlar ele alındı ve tedbirlerin uygulanmasının hızlandırılması konusunda mutabakata varıldı. Ayrıca her iki taraftan yönetim komitelerinin kurulması ve Haseke ile kurumları düzeyinde entegrasyon çalışmalarının hızlandırılması konusunda anlaşıldı. Tüm bileşenlerin yerlerini koruyarak ilin yeniden inşasına katılması sağlanacak” dedi.
Kürt bölgelerinin özelliklerinin korunması konusunda mutabakata varıldığını ifade eden Abdi, tüm bileşenlerin bölgeyi ortak şekilde yöneteceğini ve Kürtlerin özelliklerinin kendi bölgelerinde korunacağını ifade etti.
***
Suriye’deki mutabakat ve Münih Konferansı, Türkiye’deki açılım projesi ve Yeni Anayasa hazırlıklarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
“Soyadımız Türkiye” sloganlarıyla birlikte Türk tarihindeki zaferlere, dolayısıyla vatana ortak çıkarmaya çalışmak da bu tabloya eklenirse; bütün çalışmaların, Abdullah Öcalan’ın demokratik konfederalizm projesini, Dicle-Fırat havzasına yaymaya ve bu bölgeyi, Türk-Arap egemenliğinden çıkarmaya dönük olduğu anlaşılır.
Münih’te Mazlum Abdi’yi meşrulaştıranların ilk hedefi de budur zaten.

https://www.yenicaggazetesi.com/mazlum-abdiye-kravat-taktirmak-1002360h.htm



