Fehmi Koru


Savaşın mertlikle ilgisi yok… Haberler yalan, operasyonlar çakma…

İki dünya savaşı deneyimi yaşamış Winston Churchill’e atfedilen “Gerçek postallarını giyene kadar yalan dünyayı üç kez dolaşır” özlü sözü savaş sırasındaki durumun itirafıdır da aynı zamanda.


Biri Hatay üzerinde düşürülen olmak üzere değişik adreslere gönderilen füzeler “İran menşeli” damgası yediği halde, Tahran onların kendileriyle bir ilgisi olmadığı iddiasında.

Milli Savunma Bakanlığı füzenin İran’dan atıldığına dair açıklama yaptı. Dışişleri Bakanlığı, İran’ın Ankara büyükelçisini çağırıp “Bir daha olmasın” uyarısında bulundu.

İran ise “Bizim işimiz değil” iddiasında.

Kafa karıştırıcı bir durum.

Benzer bir durum, Kıbrıs’taki İngiliz üssünü hedef alan drone olayında da yaşandı. İran menşeli drone’un kendileri tarafından atılmadığı Tahran tarafından açıklandı. Buna rağmen, daha önce İsrail-ABD cephesinin İran’a açtığı savaşa katılınmayacağı duyurulmuş olduğu halde, Londra, o olay yüzünden tavır değişikliğine gidilebileceği izlenimi veren açıklamalar yapmaya başlamıştı.

Sonunda, İngiltere Savunma Bakanlığı, drone’un İran’dan kalkmadığını duyurdu.

Yine kafa karıştırıcı bir durum.

Bu iki olaya benzer İran’a mal edildiği halde Tahran’ın kendileriyle ilgisi olmadığını bildirdiği başka olaylar da var.

Hiç kuşkusuz birileri yalana başvuruyor, ama kim, hangi taraf?

İki dünya savaşı deneyimi yaşamış Winston Churchill’e atfedilen “Gerçek postallarını giyene kadar yalan dünyayı üç kez dolaşır” özlü sözü savaş sırasındaki durumun itirafıdır da aynı zamanda.

Savaşan taraflar, hem karşı tarafın moralini bozmak ve dünya kamuoyunu yanlarına çekmek, hem de kendi halklarını arkalarında tutmak için yalana başvururlar.

İsrail’in geçen yılın haziran ayında başlattığı, ABD’nin de sonradan katıldığı İran’a karşı açılmış 12 gün süren çatışmalar ile Ramazan’ın yarısına doğru yine aynı cephenin çıkardığı savaş arasında sekiz ay var.

Tarafların kendilerini Ramazan savaşına her bakımdan hazırlamaları için fazlasıyla yeterli bir süre bu.

Hazırlıklar içerisinde ‘dezenformasyon faaliyeti’ için altyapı oluşturmak da mutlaka vardır.

İsrail’in Tahran üzerine gönderdiği ilk bombalar ve özellikle de Tahran’ın komşu ülkelerdeki Amerikan üslerini de hedef seçen stratejisi ile birlikte bütün dikkatimi bu konu üzerinde yoğunlaştırdım.

Dezenformasyon üzerinde…

Savaşın başlamasından şimdiye kadar çeşitli mecralardan -özellikle de sosyal medyadan- dünyanın dört bir tarafına ulaşan haberlerin önemli bir bölümü ‘dezenformasyon’ genel başlığı altına alınmayı hak ediyor…

Önce dezenformasyon ürünü haberler gelmeye başladı, ardından da istihbarat dilinde ‘sahte bayrak’ (false flag) adlandırılan aldatmaca operasyonlar…

Suudi Arabistan’ın petrol tesislerinin bulunduğu Ras Tanura rafinerisine yönelik drone saldırısının, İran, ‘sahte bayrak’ operasyonu olduğunu iddia etti.

Dost ülkelere yönelik saldırıların gördüğü tepki yüzünden İran bu eylemi sonradan aldatmaca olarak sunmayı mı uygun gördü yoksa bu ve benzeri saldırılar, İran’ı suçlamak ve dolayısıyla savaşın alanını genişletmek üzere karşı cephenin şaşırtma eylemleri mi gerçekten?

Kesin cevap vermenin zor olduğu bir soru bu.

Nitekim, çelişkili açıklamalar gerçeğe ulaşmayı zorlaştırıyor.

Ancak savaş literatürüne vakıf olanlar tarihin en eski dönemlerinden günümüze kadar tarafların savaşa hile karıştırdıklarına dair sayısız örneğin bulunduğunu bilir.

Kaynaklarda, Truva Savaşı’ndan (MÖ 12. yüzyıl) günümüzdeki Ukrayna Savaşı’na kadar bir dizi muharebede tarafların düşmanlarını aldatmak amacıyla giriştikleri pek çok gizli operasyona yer veriliyor.

Birinci Dünya Savaşı (1914-1918), Almanya’nın başını çektiği, Osmanlı’nın da içinde yer aldığı cephenin galibiyetiyle de sonuçlanabilecekken, İngiltere’nin yanına çekmek için giriştiği bütün baskılara rağmen savaşa karışmak istemeyen Amerika’nın görüş değiştirmesine yarayan bir operasyonla, denge bozuluvermişti.

‘RMS Lusitania’ adlı yolcu gemisinin Alman ordusuna mensup bir U-boat tarafından batırılması ve 128’i Amerikalı 1197 yolcusunun ölmesi, Amerikan gazetelerini aylarca meşgul etmiş, sonunda ABD kendisini İngiltere’nin yanında, Almanya ve müttefiklerine karşı savaşırken bulmuştu.

Genel kanaat, ABD’yi savaşa zorlamak için İngiltere’nin Lusitania’yı batırılacağı denizlere gönderdiği yolunda.

Ancak bu kanaate savaştan yıllar sonra ulaşılabilmişti.

Suudi Arabistan’da Aramco’ya, Kıbrıs’ta İngiliz üssüne saldırıların, Hatay’da düşürülen füzenin İran işi mi, yoksa öyle görünsün diye karşı tarafın giriştiği bir ‘sahte bayrak operasyonu’ mu olduğu sorusuna cevap vermek bu sebeple zor.

Sosyal medya çağında komplolar, aldatmacalar, dezenformasyonlar eskisinden çok daha kolay çünkü.
Medya her fısıltıyı sayfalarına, ekranlarına yansıtmamalı, okurlar/izleyiciler emin olmadıkları söylentileri başkalarına taşımamalı.

[Güvenilir kaynaklara sahip Amerikalı gazeteci Tucker Carlson, Suudi Arabistan ve Katar’da İsrail ajanları yakalandığını duyurdu. Herhalde şaşırmamışsınızdır.]

https://www.karar.com/yazarlar/fehmi-koru/savasin-mertlikle-ilgisi-yok-haberler-yalan-operasyonlar-cakma-1607125