Emekli general Nejat Eslen, ABD’nin İran’a saldırısındaki askeri stratejiyi yorumladı:
“Her savaş stratejisinin aşağıdaki sorularla sorgulanması gerekir;
-Mevcut askeri imkânlarla askeri hedefler elde edilebilir mi?
-Askeri hedefler elde edildiğinde siyasi hedef sağlanabilir mi?
-Elde edilecek hasıla, maliyetine değer mi?
Bu sorgulama ABD'nin İran stratejisi için de geçerlidir.
ABD'nin İran stratejisine baktığımızda siyasi amacın net olmadığını görürüz.
Yine de yapılan açıklamalardan, rejim değişikliğinin stratejinin siyasi amacı olarak kabul edildiğini varsayabiliriz.
ABD askeri gücü tarafından seçilen en değerli askeri hedeflerin öldürülen dini ve askeri liderler olduğu söylenebilir.
Bu liderlerin öldürülmesi ile İran'da rejim değil yönetim değişmiştir.
Peki uygulanan askeri yöntemle rejim değiştirilebilir mi?
Siyasi amaç sağlanabilir mi?
Mevcut şartlarda bu pek de mümkün değildir.
O halde mevcut askeri imkânlarla ve uygulanan bu stratejik yöntemle ABD'nin bu savaşta planladığı siyasi amaca ulaşmasının kolay olmadığı hatta mümkün olmadığı ifade edilebilir.
Bu da ABD stratejisinin doğru strateji olmadığını göstermektedir.”
***
Gazeteci Gürbüz Evren, “yedi kız kardeşler” diye bilinen dünyanın en büyük petrol şirketlerinin; Chevron, BP, Shell, Exxon, Texaco, Mobil ve Total’in 1954’de, İran petrolünü millileştirmek isteyen halkın oylarıyla seçilmiş Başbakan Musaddık’ı devirdiğini ve yerine Şah Rıza Pehlevi’yi getirdiğini hatırlattı ve şöyle yazdı:
“Şah Pehlevi’nin önüne bir anlaşma koydular.
Buna göre petrol gelirlerinin sadece yüzde 48,7’si İran’a verilecek, geri kalanını da 7 Kız Kardeş paylaşacaktı.
Bu anlaşma 1954’den 1979 yılına kadar yürürlükte kaldı.
Şah Pehlevi, 1974 yılında 7 Kız Kardeşe yeni bir anlaşma önerdi
Buna göre, petrol gelirlerinin tamamı 20 yıllığına İran’a kalacak, sonrasında durum yeniden gözden geçirilecekti.
Bu anlaşmayı kabul edilebilir bulmayan 7 Kız Kardeş, Şah’ı iktidardan indirmenin ve yerine alternatifini hazırlamanın çalışmalarını hemen başlattı.
Sonuç bildiğiniz gibi gelişti. Şah Kahire’ye kaçmak zorunda bırakıldı. Ardından da Paris’te sürgünde bulunan Ayetullah Humeyni İran’a getirildi.
Ama gelişmeler 7 Kız Kardeşin beklediği, planladığı gibi olmadı.
Mollalar yani yeni rejim, İran’ın petrol gelirlerinden 7 Kız Kardeşe pay vermedi.
Tam 47 yıl sonra 7 Kız Kardeş yeniden sahneye çıktı ve İran petrollerinde söz sahibi olmak için bu kez Trump'ı devreye soktular.
Trump'ın, İran'dan en önemli talebi nükleer programın bitirilmesi falan değil.
Bir numaralı talep, 'Yüzde 90'nını Çin'e sattığınız petrolün tamamını ABD'ye vereceksiniz. İran petrolünün ticaretini ABD yapacak.'
Zor ve sıkıntılı bir pazarlık oluyor hem de çok zor."
***
Eski DPT uzmanı ve Milli Merkez Genel Sekreteri Haluk Dural ise 2006 yılında yazdığı ve 2012 yılında yenilediği makalesinde, konuyu şöyle değerlendirmişti:
“ABD’nin BOP adı altında toplanan tüm jeopolitik manevraları ve jeostratejik girişimleri, Basra ve Hazar enerji bölgelerinin işgali ve bu bölgelerden çıkarılacak olan enerjinin ABD’nin denetimi altındaki koridorlardan sevk edilmesi üzerine oturmaktadır. Askerî açıdan savunulabilir derinliklerde olması gereken bu enerji koridorları, mevcut Basra Körfezi çıkışına ilâveten, kabaca üç adettir:
- Batı koridoru; Kıbrıs, İsrail, Lübnan, Suriye, Kuzey Irak, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi (İskenderun-Malatya-Van), İran Azerbaycan’ı, Nahcıvan, Azerbaycan
- Kuzeybatı koridoru; Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan (Birinci Cihan Harbi sonrasında İngiliz emperyalizmi tarafından kurulan, Mustafa Kemal ve Lenin arasındaki anlaşma ile Türk ordusu ve Kızılordu’nun ortak harekâtıyla yıkılan Kafkas Seddi)
- Güneydoğu koridoru; Türkmenistan, Afganistan, İran ve Pakistan’ın Belücistan eyaletleri
Görüleceği üzere, bu enerji koridorlarının oluşturulabilmesi için BOP projesinde sayılan ülkelerin sınırlarını zorla, savaşla değiştirmek gerekmektedir! Yeni sınırların nasıl çizileceği konusunda başta ABD olmak üzere, batılı emperyalist ülkelerin hassas birimlerinde pek çok harita çizilmektedir.”
***
ABD’nin esas olarak, dünya hâkimiyetini sağlamak için Çin’in enerji kaynaklarına ulaşımını kesmek ve “Kuşak Yol Projesi”ni durdurmak istediğini de bu tabloya eklersek, şimdiki savaşın gerçek sebepleri daha net anlaşılır. Son olarak Tom Barrack da bu projeyi “Hazar denizimizden Akdeniz’e kadar yeni bir yapılanma” diye net olarak açıkladı. Barrack, İsrail, Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye’yi de bu projenin içinde görüyor...
İsrail’in, kendi hedeflerine ulaşmak için Trump’ı, Epstein skandalıyla köşeye sıkıştırmış olması ise savaşın zamanlaması üzerinde etkili olmuştur.
https://www.yenicaggazetesi.com/savasin-zamanlamasi-ve-gercek-sebepleri-1005780h.htm



