802-508-7352

İbrahim Kahveci


Sokağa çık(a)mayanlar…

“Kamu personeli alımlarına ‘kayırmacılık’ gölgesi düşüren ‘mülakat’ tartışmalarını bitirecek yeni bir karar daha çıktı. Ankara 23. İdare Mahkemesi MEB’in mülakatlarına giren bir adaya 16 puan almışken 15 puan verilmesi nedeniyle yürütmeyi durdurma kararı verdi.”


Adamın birisi büyük akıl ve bol zekası ile sokağa çıkanları kendince tanımlamış: Özetle demiş ki “bunlar dış güçlerin operasyonları”.

Müthiş analiz!

Bu akıl bu zeka bu ülkede olduğu sürece bizi kimse durduramaz! Ülkemiz bu akıl ve zeka ile sürekli şahlanır şahlanır durur! Hatta o kadar şahlanırız ki Reis at üstünde duramaz ve yere düşer…

***

Dün Karar.com’da Merve Şişman’ın bir haberi vardı. “Kamu personeli alımlarına ‘kayırmacılık’ gölgesi düşüren ‘mülakat’ tartışmalarını bitirecek yeni bir karar daha çıktı. Ankara 23. İdare Mahkemesi MEB’in mülakatlarına giren bir adaya 16 puan almışken 15 puan verilmesi nedeniyle yürütmeyi durdurma kararı verdi.”

Bu AK Parti ve Erdoğan ne söz vermişti seçimlerden önce: “Mülakatları kaldıracağız

Peki, sözlerinde durdular mı? Hayır.

Gelin şimdi burada liyakat konusuna girelim.

“Muhakkak ki Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Gerçekten Allah bu emriyle size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla işitir ve her şeyi hakkıyla görür.” (Nisa, 4/58)

Çok dindar olduğunu iddia edenlerin icraatlarına bakın: Mesela ‘işi ehline verin’ kaidesi mülakat odalarına giriyor mu? Ya da o çok dindarların kamu ihale salonlarına yine İslami kurallar giriyor mu?

Ne güzel dini anlayış değil mi? İşine geleni uygula, işine gelmeyeni unut gitsin. İbrahim Kiras’ın tanımı ile ‘Hükümet Müslümanlığı’ tam da böyle bir şey sanırım.

Liyakat bir toplumda elden gidince olacaklardan biri de şudur: Ülkenin parlak ve zeki insanları itaat etmedikleri için hak ettikleri yerlere gelemezler. Bu umutsuzluk parlak ve zeki gençleri ya ülkeden göç etmeye zorlar ve/veya ülkede canla başla başarılı olmak için çalışmayı yok eder.

Ülkeye vasıfsızlık ve cehalet hakim olur.

Kısaca liyakatsizlik ülkeyi uzun vadede yıkıma götürür.

***

AK Partinin üye sayısı 11 milyonu geçmiş. Acaba bu üyelerin kaçı iş bulma ve yardım alma ümidi ile partiye üye oldular?

Şu bekçilik kurumuna bakın mesela. AK Parti mahalle teşkilatlarının yolladığı listelerden seçilen bekçiler… Veya diğer kamu işe alımları…

Özlem Zengin’in yeğeni mesela: “Arifciğim göster kendini”

Elbette bugün kurulu düzenden nemalananlar sokağa çıkmayı bırakın sokağa çıkanları bile düşman olarak görebilirler.

Ama ben bugün sokağa kimin çıktığını ve/veya kimin çıkmadığını yazmayacağım. Bugün kimlerin sokağa çıkmadığını, çıkamadığını yazacağım:

Mesela Emine Sarıaydın… Genç öğretmen Emine Sarıaydın iki puan farkla hayalini kurduğu mesleğe adım atamamanın getirdiği ağır bunalım sonucu yaşamına son verdi.

Mesela Hakan Turgut… 30 yaşındaki matematik öğretmeni 6 yıldır atama beklediği ve işsizlik nedeniyle bunalıma girerek hayatına son verdi.

Mesela Serhat Önel… 28 yaşındaki matematik öğretmeni bir süredir ataması yapılamaması nedeniyle yaşamına son verdi.

Mesela Doğukan Özyılmaz… 25 yaşındaki öğretmen atanamadığı için özel güvenlik işinde çalışırken intihar etti.

Mesela Mustafa Kaya… 28 yaşındaki atanamayan öğretmen tabanca ile intihar etti.

Mesela İsmail Karahan… Atanamadığı için seyyar satıcılık yapan coğrafya öğretmeni intihar etti.

Mesela Harun Titiz… Atanamadığı için girdiği bunalımdan çıkamayarak intihar etti.

Mesela Kevser Abdülkadiroğlu… Matematik bölümünü birincilikle bitirmiş ancak atanamamıştı. Abdülkadiroplu hayatının baharında intihar etti.

Mesela Merve Çavdar… Yıllarca atanmayı bekleyip atanamayınca evden “İş bulmaya gidiyorum” diye çıkıp bir daha geri dönmedi. Hayatına son veren Merve Çavdar için bir iktidar üyesi şu paylaşımda bulunmuştu: “Atanamayan 500 bin öğretmen var. Kimse intihar etmiyor dini imanı Allah korkusu olanlar. Demek ki ateist deistmiş bu bayan. Gittiği yer cehennemdir tabii. Allah bilir ama görünen köy kılavuz istemez yani. Bir de CHP’nin bir oyu daha azaldı.”

***

Evet, bugün sokağa çıkamayanlardan sadece birkaçını saydık. Onlar sokağa çıkamıyorlar çünkü artık bu dünyada yoklar.

Umutsuzluk-mutsuzluk onları bu dünyadan göç ettirdi. Evet, intihar kötü bir şey; hiç kimse mücadeleden vazgeçmemeli ve hayatına son vermemeli. Ama maalesef dayanamayanlar da çıkıyor.

2001-2014 yılları içinde Türkiye’de yılda ortalama 2 bin 807 kişi intihar ediyordu. Yani her yüzbin kişide 3,98 kişi intihar ediyordu.

2014-2023 yılları içerisinde yıllık ortalama intihar edenlerin sayısı 3 bin 578 kişiye yükseldi. İntihar oranı da yüzbinde 3,98’den 4,37’ye çıkmış oldu.

Türkiye’de intihar sayısı ve intihar oranında grafikten görüleceği üzere 2017 ve sonrası bir başka durum ifade ediyor. Başkanlık sistemi ile ülkemizde intihar vakalarında da ciddi artışlar başladı. Acı ama gerçek bu…

Bazıları diyor ki, evlenme sayısının azalması, boşanma sayısının artması ve çocuk sayısının düşmesi refah artışındanmış. Bu akıl ve zeka tıpkı yazının girişinde belirttiğim akıl ve zeka ile aynı kefeden geliyor. TÜİK verilerini defalarca aktardım. Bu veriler diyor ki, ülkede umut bitmiş, gelecek kaygısı patlamış, beslenme ve barınma imkanları perişan olmuş… Ve birileri hala bu mantığı delilsiz şeklide söyleyebiliyor ve de diyorlar ki gösteriler dış güçlerin işi….

İnsanda biraz vicdan olur. Söyleyeceğim bu kadar.

Evet, gençler sokağa çıkıyor; geleceklerini kurtarmak için. Yani yaşarken ölmemek için haklarını arıyorlar.

screenshot-at-apr-01-22-16-34.jpg

 

https://www.karar.com/yazarlar/ibrahim-kahveci/sokaga-cikamayanlar-1603397