Taha Akyol


Suriye’de umut ışığı

İsrail ve Amerika desteğinin sınırlı olduğunu Mazlum Abdi kavrayamadı. 10 Mart’ta imzalanan Entegrasyon Anlaşması’na uymadı, aksine mevzi kazanmaya, örtülü federasyon modelini diretmeye kalktı.


Suriye Devlet Başkanı Şara, SDG ile “ateşkes anlaşması” imzaladıklarını ve entegrasyon konusunda “mutabakat” sağladıklarını açıkladı. SDG tarafından henüz teyit edilmedi fakat SDG’nin Halep’ten çıkarıldığı ve Fırat’ın doğusuna çekilmesinin sağlandığı bellidir.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Barrack’ın, ateşkes anlaşmasını “birleşik Suriye için önemli bir dönüm noktası” olarak nitelemesi ve “SDG’nin merkezi yönetime sorunsuz entegrasyonu için çalışmaların başladığını” söylemesi de Şara’nın açıklamasını doğrular nitelikte.

Son dakika haberleri, Şara-Abdi görüşmesinin olumsuz geçtiği yönünde. Sebep, Haseke ve Kobani’nin yetimini Şam hükümetine devretmeyi Mazlum Abdi’nin reddetmesi olarak gözüküyor. Diğer konularda “mutabakat” varsa, bu sorun Türkiye, ABD ve Arap ülkelerinin katkılarıyla bir çözüme götürülebilir.

Biz “mutabakat”ın diğer maddelerine bakalım.

SDG NEDİR?

Suriye Demokratik Güçleri sözü bir etikettir. Amerikalılar, YPG’yı IŞİD’e karşı savaşmak üzere ağır silahlarla donatırken, bazı Arap aşiretlerini satın alarak veya ikna ederek onların yanına yerleştirmiş, “SDG” etiketini yapıştırmıştı. Amaçlarından biri, Türkiye’nin ve Arapların tepkisini yumuşatmaktı.

Şimdi Arap aşiretleri PYD’nin karşısındalar.

İsrail ve Amerika desteğinin sınırlı olduğunu Mazlum Abdi kavrayamadı. 10 Mart’ta imzalanan Entegrasyon Anlaşması’na uymadı, aksine mevzi kazanmaya, örtülü federasyon modelini diretmeye kalktı.

ŞARA’NIN DİPLOMASİSİ

Şara, ABD ve İsrail’le ülkesi lehine diplomasi yaptı. İsrail’e zarar vermeyeceğine, İran’ın etkisine girmeyeceğine onları ikna etmiş olmalı. Bunun ilk işareti, 9 Eylül’de Dürzilerle ilgili Suveyda Mutabakatı idi.

Trump’ın, Netanyahu ile görüşürken söylediği şu sözleri hatırlamak lazım:

"Umarım Netanyahu, Suriye ile iyi geçinir. Suriye’nin yeni Devlet Başkanı gerçekten iyi iş çıkarmak için çalışıyor, ülkenin hayatta kalmasını istiyoruz." (30 Aralık 2025)

Ve bir hafta sonra, Beyaz Saray’ın, “İsrail ile Suriye arasında gerilimin azaltılması için ABD gözetiminde "ortak bir iletişim mekanizması kurulduğunu” açıklaması. (6 Ocak).

Bu gelişmelerde Türkiye’nin hem Dışişleri hem MİT olarak olarak önemli bir rol oyladığını söylemek abartı sayılmaz.

Şara’nın çizgisi Suud, Körfez, Mısır ve Ürdün’le örtüşüyor.

‘TAM ENTEGRASYON’

Tabii Şara hükümeti de “açılımlar” yaptı. 16 Ocak’ta Kürtlerin kimlik ve kültürel haklarıyla ilgili 8 maddelik önemli bir bildiri yayınladı. Tüm Suriyeli Kürtlere “vatandaş” kaydolma hakkını tanıyor, “Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin” gibi üniter devletle çelişmeyen önemli açılımlar yapıyor…

İki gün önce, açıklanan “mutabakat”ta en önemli kavram, “tam entegrasyon” kavramıdır. Kürt siyasi hareketinin “demokratik entegrasyon” kavramı, etnik kimliklere göre ayrı siyasi ve anayasal “parçalar” oluşturmak ve bunları monte etmek anlamına geliyor. Nitekim Mazlum Abdi “üç Kürt tümeni”nin olduğu gibi devam etmesini, sadece Suriye Milli Savunma Bakanlığı’na -resmen- yani şeklen bağlanmasını savunuyordu.

Şara’nın açıkladığı “mutabakat”ta ise, “örgütün askeri yapısı lağvedilerek üyeleri orduya 'bireysel' olarak alınacak, sınır kapıları ve petrol sahaları merkezi hükümete devredilecek” deniliyor. Kavram, “Tam Entegrasyon”dur.

Sınır güvenliği ve petrol kaynaklarının Suriye devleti ait olacağını da belirtelim.

AŞIRILIĞIN DİLİ

Abdullah Öcalan, Mazlum Abdi’nin çatışmadan sakınmasını, işi müzakerelerle yürütmesini istemişti. İmralı’dan YPG’ye “mesajlar, mektuplar, talimatlar” olduğunu, Fakat YPG’nin “direndiğini… demek ki başka yerden başka talimatlar geldiğini” Hakan Fidan da söylemişti. (8 Ocak)

DEM Eş Başkanı Bakırhan ise, kendine yakışan aşırılıkla, SDG’nin Halep’ten çıkarılmasını “anti KürtKürt düşmanlığı” diye niteledi, kışkırtıcı bir etnik milliyetçi dille konuştu. Ona göre Şara hükümeti, “selefi, tekçi, ırkçı”dır, dahası “Kürtlere soykırım yapıyor.” Buna partisinden başka dünyada inanan tek kişi çıkmadı.

Silahlı çatışmadan başka tecrübesi ve ufku olmayan Kandil ve Mazlum Abdi bir tarafa, yıllardan beri Türkiye’de siyaset yapan DEM Eş Başkanın bu tahrikkâr aşırılığı esef vericidir.

Öcalan ise biliyor ki, silahlı her tavır, yolunu kapatır; ancak müzakere ile demokrasi yolu açılır.

https://www.karar.com/yazarlar/taha-akyol/suriyede-umut-isigi-1606596