Murat Tüzel


TÜRK TURİZMİNİN EN KONFORLU YANILGISI: HER ŞEY DÂHİL

“Her şey dâhil” sistemi ilk kez 1950’lerin ortalarında, İspanya’nın Mayorka Adası’nda faaliyet gösteren Club Mediterranean tarafından uygulanmıştı.


Günümüz turizminde oldukça popüler olan “her şey dâhil” sistemi, sunduğu konfor ve öngörülebilir maliyet avantajlarıyla özellikle kitle turizminin temel modellerinden biri haline gelmiştir. Ancak bu sistem, kısa vadeli kazanımlarının yanında uzun vadede turizmin niteliği, yerel ekonomi ve sürdürülebilirlik açısından ciddi soru işaretleri de barındırmaktadır. Bu makalede, “her şey dâhil” sistemi artıları ve eksileriyle ele alınmakta, Türk turizmi üzerindeki etkileri tartışılmaktadır.

Her Şey Dâhil Sisteminin Ortaya Çıkışı

“Her şey dâhil” sistemi ilk kez 1950’lerin ortalarında, İspanya’nın Mayorka Adası’nda faaliyet gösteren Club Mediterranean tarafından uygulanmıştı. Bu model, tatil süresince tüm temel hizmetlerin tek bir ücret karşılığında sunulmasını amaçlamış; tatilcilerin ek harcama kaygısı yaşamadan konaklamalarını sağlamayı hedeflemiştir.

1960 ve 1970’li yıllarda ise “club tatil” konsepti altında, lüks şato ve saraylarda varlıklı turistlere yönelik, tüm ihtiyaçların karşılandığı özel tatil deneyimleri olarak popülerlik kazanmıştır. Zamanla bu model, lüks segmentten kitle turizmine doğru evrilmiş ve küresel ölçekte yaygınlaşmıştır.

Türkiye’de Her Şey Dâhil Modelinin Yaygınlaşması

Türkiye’de “her şey dâhil” sisteminin öncüsü Marco Polo Tatil Köyü olmuştur. 1990’lı yılların başında Akdeniz ve Ege sahillerindeki doluluk oranlarını artırmak amacıyla bir pazarlama stratejisi olarak benimsenen bu model, kısa sürede ülke geneline yayılmıştır.

Bu hızlı yayılımın temel nedenleri arasında yabancı tur operatörlerinin artan talepleri, rakip destinasyonlardaki benzer uygulamalar ve yüksek kapasiteyle çalışmak isteyen büyük ölçekli tesislerin tercihleri yer almaktadır. Türkiye, bu model sayesinde uluslararası pazarda rekabet gücünü artırmış; turist sayısında önemli artışlar yaşamıştır.

Sistemin Günümüzde Geldiği Nokta

Ancak son yıllarda “her şey dâhil” sisteminin ulaştığı boyut, ciddi şekilde sorgulanmayı hak etmektedir. Artan otel sayısı, kalifiye personel eksikliği ve değişen müşteri profili, bu modelin sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getirmiştir.

Binlerce turiste aynı anda hizmet veren büyük ölçekli tesisler, adeta küçük birer şehir gibi işlemektedir. Turist otelden çıkmamakta; yemeğini, içeceğini ve eğlencesini tesis içinde tüketmektedir. Denize dahi çoğu zaman otel sınırları içinde girilmektedir. Bunun sonucu olarak şehir merkezleri, sokaklar ve yerel işletmeler turistten mahrum kalmaktadır. Restoranlar müşteri bulamamakta, müzelerin ziyaretçi sayısı düşmekte, yerel üreticiler ve esnaf sistemin dışında kalmaktadır.

Görünmeyen Bedel: Doğa ve Emek

“Her şey dâhil” sisteminin en ağır bedelini ise doğa ve emek ödemektedir. Aşırı gıda israfı, kontrolsüz su ve enerji tüketimi ile düşük ücretle yoğun çalışan personel gerçeği, sürdürülebilirlik söylemleriyle süslenen tanıtım metinlerinin arkasında ciddi bir çevresel ve sosyal yük oluşturmaktadır.

“Parasını verdim, istediğim kadar alırım” anlayışıyla hareket eden turist profili, büyük bir israfa yol açmaktadır. Tepeleme doldurulan tabakların yarısı dahi tüketilmeden bırakılması, bir yudum alınıp atılan su şişeleri, yemek saatlerinde yaşanan izdiham ve uzun kuyruklar bu tablonun en somut göstergeleridir.

Türk Turizminin Ucuzlaması

Artık kabul edilmesi gereken bir gerçek vardır: “Her şey dâhil” sistemi Türkiye’yi ucuzlatmaktadır. Ucuzlayan tatil paketleriyle birlikte kültürümüz, mutfağımız, şehirlerimiz ve emeğimiz de değersizleşmektedir. Bu model, ilk bakışta başarılı gibi görünse de derinlemesine incelendiğinde Türk turizmini tekdüze, düşük katma değerli ve tüketici bir yapıya mahkûm etmektedir.

Dünya turizmi ise bambaşka bir yöne evrilmektedir. Deneyim arayan, yerel tatları keşfetmek isteyen, kültürle temas kuran ve şehirleri yürüyerek tanımayı tercih eden bir ziyaretçi profili giderek artmaktadır. Türkiye ise hâlâ turizmi otel bileklikleri üzerinden ölçmeye çalışmaktadır.

Hizmet Kalitesi ve Yapısal Sorunlar

Otelcilikte sanayi mantığıyla verilen hizmetin kalitesi giderek düşmektedir. Ekonomik koşullar nedeniyle kısıtlanan personel sayısı, hizmet niteliğini doğrudan etkilemektedir. Buna ek olarak, sektörde çağ dışı uygulamalar ve çelişkili yaklaşımlar da Türk turizminin imajına zarar vermektedir.

Çözüm Önerileri

“Her şey dâhil” modelini bir gecede ortadan kaldırmak gerçekçi değildir. Ancak bu sisteme mutlaka standartlar getirilmelidir. Özellikle şehir merkezli ve kültür odaklı destinasyonlar, “her şey dâhil” modelinin dışında tutulmalıdır.

Doğru yönetildiğinde bu sistem; misafiri, işletmeciyi ve bölgeyi aynı anda memnun edebilecek bir yapıya dönüştürülebilir. İsrafın önlenmesi, otellerin maliyetlerini azaltırken ülkenin doğal kaynaklarını da koruyacaktır. Dönüşmek isteyen işletmeler desteklenmeli, yeni yatırımlar teşvik edilmelidir.

Oda-kahvaltı, yarım pansiyon, gastronomi ve deneyim odaklı turizm modelleri yaygınlaştırılmalıdır. Yerel işletmelerle entegre, bisiklet ve yaya dostu, çevreye duyarlı bir turizm anlayışı artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Artılar ve Eksiler

Sistemin Avantajları

Turist sayısını artırır: Sabit fiyatlı paketler özellikle aileler ve bütçe odaklı turistler için caziptir.

Doluluk oranlarını yükseltir: Sezon dışı dönemlerde otellerin ayakta kalmasını sağlar.

Gelir öngörülebilirliği sunar: Oteller için planlama ve maliyet kontrolünü kolaylaştırır.

Uluslararası rekabet gücü sağlar: Türkiye gibi destinasyonların pazardaki cazibesini artırır.

Sistemin Dezavantajları

Yerel esnafın gelirini azaltır: Turistlerin otel dışına çıkma oranı düşer.

Turizm gelirleri otel içinde yoğunlaşır: Bölgesel kalkınma sınırlı kalır.

Hizmet kalitesi düşebilir: Kitle turizmi standartlaşmaya yol açar.

Kültürel etkileşim azalır: Turist–yerel halk teması zayıflar.

Sürdürülebilirlik sorunları yaratır: Aşırı tüketim ve çevresel baskı artar.

Toparlayacak olursak; 

“Her şey dâhil” sistemi kısa vadede turist sayısını ve doluluk oranlarını artırsa da uzun vadede nitelikli, sürdürülebilir ve yerel ekonomiyi destekleyen bir turizm anlayışı açısından dikkatle yönetilmesi gereken bir modeldir.

Türk turizmi yıllardır rakamlarla övünmektedir. Ziyaretçi sayıları artmakta, oteller dolmakta, sezonlar uzamaktadır. Ancak asıl sorulması gereken soru şudur: Bu büyüme kime yarıyor?

Turizmi artık yalnızca sayılarla değil, yarattığı katma değerle ölçmenin zamanı gelmiştir. Aksi halde rekorlar kırılmaya devam edecek, fakat kazanan yine Türkiye olmayacaktır.

 

Murat TÜZEL
CHP İstanbul İl Başkanlığı
Turizmden Sorumlu Komisyon Başkanı
Şişli Kent Konseyi Turizm Komisyon Başkanı
Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi